Türkçe Diyor ki..

Seyit Küçükbezirci

Türkçe Diyor ki: “Ben Olmazsam, Sen de Olmazsın”

 

            “Masallarımızı, tekerlemelerimizi;

            Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik;

            Türkçemiz elden gidiyor, dizini döveniniz var mı?

            Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum;

            Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

            Bir ferman yayınlamıştı:

            Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?”

            Şair Yusuf Yanç’n “TÜRÇE” için müthiş çığlığından; “TÜRKÇE” için uzun ağıdından bir bölüm bu. Onlarca internet sitesinde, yıllardır dalgalanıyor.

“KÜLTÜR EMPERYALİZMİ”NE KARŞI YÜKSELEN “TÜRK BİLİNCİ”

            “Urumeli”nin “Vatan” olan topraklarında “Selçuklu Egemenliği” yürürken Asya’dan Moğol önünde savrulan binlerce bilim, sanat, din adamı da Konya’dadır. “Saray”dan başlarlar, “Sultan”ları etkilerler. Türk, “etrâk-i bî idrâk”tir; Türk “yaban”dır. Âşık Paşa’nın şiirinde acıyla vurguladığı gibi: “Türk diline kimse bakmaz idi/Türklere hergiz gönül akmaz idi”.

            Artık, “Anadolu”da, özellikle “Saray”da, devlet kurumlarında “Kültür Emperyalizmi” başlamıştır. Edebiyatta, özellikle şiirde “Farsça” hâkimiyetini sürdürmektedir.

            1277’de; onlarca Oğuz Boyu’nu çevresinde toplayan, Selçuk Sarayı’na ve Farsça’ya, Arapça’ya başkaldıran Karamanoğlu Mehmet Bey Konya’ya girer, “Ferman”ını yayınlar.

            “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır.”

            Hemen Konya “Larende Bozkırları”nda, Yunus Emre’nin MUHTEŞEM TÜRKÇE SOLO’su başlar. “Tecrübesiz, her şeyi ifade edemez, fikir ve sanat dili olamaz” diye karalanan “OĞUZ TÜRKÇE”si, Farsça’yla başlayan kültür emperyalizmine ağır darbeler indirmeye başlar. “Saray”a karşı “Halk” direnmektedir.

“TÜRKÇE” İÇİN KONYA’DAN YÜKSELEN ÇOCUK SESLERİ…

            Memleket Gazetesi’nde 11 Şubat 2012’de yayınlanan bir haber… Başlık şöyle: MİNİK ÖĞRENCİLERDEN TÜRKÇE’YE SAHİP ÇIKIN ÇAĞRISI.

            “Konya Özel Mehmet Özdemir İlköğretim Okulu öğrencileri, “Diline sahip çık” konulu fotoğraf sergisi açtı. 4, 5 ve 6. sınıflar arasında yapılan ve iş yerlerinde Türkçe ve İngilizcenin yanlış kullanımlarının fotoğraflandığı yarışmaya katılan resimlerin yer aldığı sergide 79 fotoğraf sergilenmeye başlandı…” Okul Müdür Yardımcısı Mustafa Kaya, “Bizim kültürümüzü oluşturan, onu yaşatan en önemli etken Türkçedir. Fakat son zamanlarda gerek forumda gerek günlük hayatta Türkçenin acımasızca katledildiğini görüyoruz. Her Türk vatandaşının görevi, bu yapılan yanlışlıkların önüne geçmektir.”            

            Sağ olsunlar. Böyle on, yüz, bin çıkışa gerçekten Türkçenin ihtiyacı var.

“KÜLTÜR EMPERYALİZMİ”NİN ŞAKASI OLMAZ

            Dikkatlice okuyun, lütfen…

            “Bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği ve kuşaktan kuşağa aktardığı her türlü maddi ve manevi özelliklerin bütününe kültür denir.

            Kültür, bir toplumun kimliğini oluşturur, onu diğer toplumlardan farklı kılar. Kültür toplumun yaşayış ve düşünüş tarzıdır”.

            “Kültür Emperyalizmi: Emperyalizm, bir ülkenin başka bir ülkenin kaynaklarını sömürmesi demektir. Kültür emperyalizmi, gelişmiş ülkelerin az gelişmiş diğer kültürleri özellikle kitle iletişim araçlarıyla etkilemesi ve kendisine benzetmesidir. Kültür Emperyalizmi, sömürgeciliği kolaylaştırır”…

“KONYALI” OLUŞU İLE GURUR DUYAN GAZİ MUSTAFA KEMAL “TÜRK DİLİ” KONUSUNDA DA HASSASİYET İÇİNDE

            “Türk dili Türk milleti için kutsal bir hazinedir. Çünkü Türk milleti geçirdiği sayısız felâketler içinde ahlâkının, geleneklerinin, hatıralarının, çıkarlarının, kısaca bugün kendi milliyetini yapan her şeyin dili sayesinde korunduğunu görür. Türk dili, Türk milletinin, kalbidir, zihnidir” 1929.

            “Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır” 1930.

            “Milliyetin çok belirgin özelliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her şeyden evvel mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz” 1931.

DÜN OLDUĞU GİBİ BUGÜN DE “DİL İŞGALİ” SÜRÜYOR

            1277’de Karamanoğlu Mehmet Bey, Türk Dili’nin karşılaştığı tehlikeyi sezdi, gördü; işgale karşı çıktı. Ondan yüzlerce yıl sonra, Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk Diline karşı girişilen işgale karşı çıktı. Bize de çok şey düşüyor.

            Unutturucu ve öldürücü dil işgali yüzyıllar önce “doğu”dan geliyordu; 20. yüzyılda “batı”dan geldi. Bize düşen; tehlikenin bilincinde olmak; her şeyimizi savunurken ve yaşatırken dilimizi de savunmak ve yaşatmak.

 

ŞİMDİ SIRA “ARIYORUM” ŞİİRİNDE… GÖRELİM NE HALDEYİZ

            Siz, şimdi burada okuyun; durumun “vehâmetine kanaat getirirseniz; internette, onlarca sitede var; başkalarına da oralardan okumalarını tavsiye edin. 

Arıyorum

 

Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum;

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

 

Bir ferman yayınlamıştı:

“Bugünden sonra divânda, dergâhta,

Bargâhta, mecliste, meydanda

Türkçeden başka dil konuşulmaya!” diye…

Hatırlayanınız var mı?

 

Dolanın yurdun dört bir yanını;

Çarşıyı, pazarı, köyü, şehri;

Fermana uyanınız var mı?

 

Nutkum tutuldu, şaşırdım, merak ettim;

Dolandığınız yerlerdeki Türkçe olmayan isimlere,

Gördüklerine, duyduklarına üzüleniniz var mı?

 

Tanıtımın demo, sunucunun spiker;

Gösteri adamının showman, radyo sunucusunun diskjokey;

Hanım ağa’nın first lady olduğuna şaşıranınız var mı?

 

Dükkânın store, bakkalın market, torbanın poşet;

Mağazanın süper, hiper, grosmarket;

Ucuzluğun damping olduğuna kananınız var mı?

 

İlan tahtasının billboard, sayı tabelasının skorboard;

Bilgi akışının brifing, bildirgenin deklarasyon;

Merakın, uğraşın hobby olduğuna güleniniz var mı?

 

Bırakın eli, öz’ün bile seyrek uğradığı;

Beldelerin girişinde wellcome,

Çıkışında good by okuyanınız var mı?

 

Korumanın, muhafızın bodyguard;

Sanat ve meslek pirlerinin duayen;

İtibarın, saygınlığın prestij olduğunu bileniniz var mı?

 

Seki’nin, alanın platform, merkezin center;

Büyüğün mega, küçüğün mikro, sonun final;

Özlemin, hasretin nostalji olduğunu öğreniniz var mı?

 

İş hanımızı plaza, bedestenimizi galleria;

Sergi yerlerimizi center room, showroom;

Büyük şehirlerimizi, megakent diye gezeniniz var mı?

 

Yol üstü lokantamızın fast food;

Yemek çeşitlerimizin mönü olduğu yerlerde;

Hesabını, adisyon diye ödeyeniniz var mı?

 

İki katlı evininizi dubleks, üç katlı komşu evini tripleks,

Köşklerimizi villa, eşiğimizi antre;

Bahçe çiçeklerini flora diye koklayanınız var mı?

 

Sevimlinin sempatik, sevimsizin antipatik;

Vurguncunun spekülatör, eşkıyanın mafya;

Desteğe, bilemediniz koltuk çıkmaya sponsorluk diyeniniz var mı?

Mesireyi, kır gezintisini picnic;

Bilgisayarı computer, hava yastığını air bag;

Pekâlâ’yı, olur’u okey diye söyleyeniniz var mı?

 

Çarpıcı, önemli haberler flash haber;

Yaşa, var ol sevinçleri oley oley;

Yıldızları star diye seyredeniniz var mı?

 

Vırvırık dağının tepesindeki köyde;

Cafe show levhasının altında;

Acının da acısı, neskaaaave içeniniz var mı?

 

Masallarımızı, tekerlemelerimizi;

Şarkılarımızı, türkülerimizi, ninnilerimizi kaybettik;

Türkçemiz elden gidiyor; dizini döveniniz var mı?

Karamanoğlu Mehmet Bey’i arıyorum;

Göreniniz, bileniniz, duyanınız var mı?

Bir ferman yayınlamıştı:

Hayal meyal hatırlayıp da sahip çıkanınız var mı?

                                                           Yusuf Yanç

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.