Türk ve PKK ırkçılığı el ele verdi

Bir 'başyazı'nın ayrıntılarından Türk - PKK milliyetçiliğinin çarpıcı kesişmesi

Tekrar Özgür Gündem'deki o başyazı....

 

2004'ten beri defalarca dikkate sunduğum, ancak bir türlü hak ettiği ilgiyi uyandıramadığım bir başyazıyı bu defa da Taraf sayfalarından hatırlatmak istiyorum. Bu defaki meşruiyet kaynağım, geçtiğimiz günlerde okuduğum bir haber-yorum…

 

Ruşen Çakır, “Bir itirafçının PKK analizi” başlıklı yazısında (Vatan, 16 kasım) doktor olduktan bir yıl sonra (1997) PKK'ya katılan ve 2004'te örgütten ayrılıp teslim olan S.S. adlı kadının verdiği ifadedeki şu analizi aktarıyor: “2004'te örgüt dağılmak üzereydi, gruplar halinde ayrılmalar başlamıştı. Ateşkese son vererek yeniden silahlı mücadeleye başladılar. Örgüt toparlandı”

 

Özgür Gündem gazetesinde 12 Ekim 2004'te yayımlanan başyazı, o günlerde PKK'nın yeniden saldırılarına başlamasının asıl nedeninin “Halkımız bizi terk ediyor” paniği olduğunu, bu paniğin asıl nedeninin de “AB süreci” olduğunu gösteriyor.

 

Başyazı'ya ilk kez yayımlandıktan iki gün sonra, 14 Ekim 2004'te Yeni Şafak'taki Kronik Medya sayfasında dikkat çekmiş, şöyle demiştim:

 “Biliyorsunuz, 'komplo' söcüğü Kürt politik jargonunda Abdullah Göcalan'ın yakalanış sürecinin başlangıç tarihi sayılan 9 Ekim 1998'i hatırlatmak için kullanılıyor. O nedenle her yıl 9 Ekim'de çeşitli protesto gösterileri düzenleniyor… Başyazıda, 'koplo'ya karşı bilincin diri tutulması üzerinde uzun uzun durulduktan sonra, yazının son paragraflarında bu 'bilinç'teki erezyona geliniyor…

 

O bölüm de şöyle:

'Altıncı yıldönümünde Kürtler, çeşitli eylemler gerçekleştirdi. Özöllikle Avrupa'da yaygın geçti. AÜncak Türkiye'de aynı yoğunlukta geçmedi. Hatta belli alanlar dışında ciddi bir tepki, eylemlilik söz konusu olmadı… Çok sınırlı bazı etkinlikler gerçeklştirildi. Kürd demokrasi güçleri, özellikle kurumsal yapılar ve kadrolar, yıldönümünde koployu derinden hissetmedi… Bunun, Güney eksenli gelişme ve özellikle de AB süreciyle ilişkisi var mıP Biçze tartışılır. Bu iki olgunun, genelde Kürtler, özelde Kürt demokratik yapılarında sosyal, ruhsal ve düşünsel farklılıklar yaratıp yaratmadığı, soruna ve sürece bakış açılarını etkileyip etkilemediği önemli tartışma konusudur ve bizce tartışmalıdır… Bu, demokratik kurumlar, artı kadrolar ile Öcalan sarasındaki temel çelişkileri ortaya çıkarmak ve yeniden yapılandırmak açısından da önemlidir..' ”

Başyazı, Türkiye'deki “Avrupa Birliği heyecanı”nın doruğa çıktığı günlerde (tam üyelik müzakerelerinin başlamasına bir ay var) kaleme alınmıştı. Sonrasını biliyorsunuz. Türk milliyetçiliği ve “PKK milliyetçiliği” el ele verip Türkiye'nin “AB süreci”ni bloke ettiler ve geldik bugüne…

Ne dersiniz, medyamız “Kuzey Irak'a seferberlik” için harcadğı mesainin bir kısmını “PKK'lı doktorun itirafı” ile 2004'teki başyazının anlamını çözmek için ayırsa pehimiz için daha iyi olmaz mı?

 

Alper Görmüş/ Taraf

 

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı