Terörü Yenmenin Yolu

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Bin yıldır bu millet, barış ve kardeşlik içinde yaşamıştır. Farklı mezhep, meşrep ve etnik kökenlerine rağmen birbirlerinden kız-alıp vermişler, ortak ticaret ve alış-veriş yapmışlar, serhat boylarında birlikte nöbet tutmuşlardır.  Bizi bir arada tutan çimento, değerlerimiz olmuştur. İslam’ın kök değerlerine sahip olan insanımız et ve tırnak gibi, halı ya da bir kilimin desenleri gibi ortak güzellikleri temsil etmişlerdir. 

Ne zaman ki Türkiye, bölgesinin kutup yıldızı olarak parlamaya başlamışsa,

Ne zaman ki Türkiye, milli ve yerli olmaya ama evrenselle de ilişkisini koparmamaya başlamışsa,

Ne zaman ki Türkiye, İslam dünyasının ve tüm mazlumların sesi soluğu olmaya adım atmışsa,

 Ne zaman ki Türkiye,  sanayisiyle, kendi ürettiği yerli teknolojisiyle ve yükseliş trendine giren ekonomisiyle dünyada ilk on yedi ekonomi arasına girmeye başlamışsa, bunu hazmedemeyen kökü dışarıda yabancılaşmış yerli ve pür yabancılar tarafından durdurulmak istenmektedir.

Ülkemizde barış ve kardeşliği, iyi giden ekonomik yapıyı bozmak isteyen çevreler ülkemizin sinir uçlarıyla oynamaya başladılar.  Önce,   aramıza her biri bir zenginlik kaynağı olan farklı dini yorum ve etnik yapımızı kullanarak bizi birbirimizden ayırmak için şer ve nifak tohumları ekmek istediler. Bir nebze de bunu başardılar.  Bu konuda sorumluluk sahibi kanaat önderlerinin teskinleriyle bu kötülük odakları emellerine ulaşamadılar, ulaşamayacaklar da. Ben buna inanıyorum.

Neden?

Ben Doğu ve Güneydoğu’nun mayası temiz, asîl, dindar ve muhafazakâr insanına güveniyorum. Bu kardeşlerimiz oyuna gelmedi, gelmeyecekler. Otuz senedir hepimiz görüyoruz. Büyük güçlerin içimizdeki maşası ve taşeronu olan ayrılıkçı terör örgütü, etnik milliyetçilikten yararlanmak istedi. Bunun için de Kürt-Türk milliyetçiliğini alevlendirmek suretiyle çatışma çıkarmak istemektedir. Çok şükür sağduyulu halkımız bu oyunlara gelmedi.

Ben Doğu ve Güneydoğu’nun yiğit evlatlarına güveniyorum. Her ne kadar bölücü örgütün propaganda ve baskılarına rağmen acılar yaşıyorsa da mayası temiz erdemli kardeşlerim nihayetinde onların güdümüne girmeyecektir.

 Onlar,  görmüyorlar mı kendilerine yapılan hizmetleri?

  Bu terör örgütü onlara taş devri yaşatmak istiyor. Gelişmesin, hep fakir kalsın, hep çorak kalsın toprakları, diyor. Onun için ticari hayat durduruyor. Dükkânlara zorla kepenk kapattırılıyor. Bölgede güvenlik, asayiş  bozulsun isteniyor. Yollar, hava alanları yapılmasın, hizmet götürülmesin, isteniyor.   Bu sebeple de iş makinaları yakılıyor. Bölgenin ticaretini ve kalkınmasını engellemek için ihracat yapan firmalar tehdit ediliyor.  Bölgenin kalkınmasının her biri bir motor işlevi üslenen tırlar, mal yüklü kamyonlar ateşe veriliyor. Şehirler,  köstebek yuvası haline getirilmek isteniyor.

 Bugünün bilgi teknolojilerini yaşayan bir insan bu yapılanları görmüyor mu?

 Ben hiçbir zaman Peygamberler şehri Urfa’nın, sahabeler diyarı Diyar-ı bekir’in, Âmid’in,  Said-i Nursi gibi âlimler çıkaran Bitlisin, Van’ın, Batman’ın vb. gibi İslam şehirlerinde yaşayan kardeşlerimin ayrılıkçı örgütün oyununa geleceğine inanmadım, inanmıyorum da.   Bu konuda en büyük güvencem, Müslüman Kürt halkına olan güvenimdir.

Bir düşünelim.

Bu ülkenin kalkınmasını kıskanan ve iç bütünlüğünü bozmak isteyen şer odakları,  bu topraklarda Alevî-Sünnî çatışması çıkarmak istedi,  ama emellerine ulaşamadılar.

 Şimdi de emperyalizmin taşeronluğunu yapan ayrılıkçı terör örgütü eliyle Kürt-Türk çatışması çıkarılmak isteniyor.   Bunu da asla başaramayacaklar.  Çünkü biz birlikte tarih yaptık. İslam medeniyetinin kurulmasında işçiliği birlikte yaptık. Biz Çanakkale’yi, İstiklal harbini kürdüyle türküyle, çerkeziyle arabıyla birlikte kazandık. Nasıl ki dün “ben” değil, “biz” varsak, bugün de yine “biz” olacağız.  Bizler kürt kardeşlerimizle et ve tırnak gibiyiz. Birbirimize daha çok sahip çıkma, birbirimizi daha çok sevme, birbirimize destek olma günlerini yaşıyoruz. Aman ha terör örgütünün ve dış güçlerin ekmeğine yağ sürmeyelim. Ayrılıkçı terör örgütüyle, masum Kürt kardeşlerimizi özdeşleştirmeyelim. Onları potansiyel suçlu gibi görmeyelim. Onların gönlünü incitecek her türlü söz ve eylemden uzak duralım. Bizim için en üst kimlik, etnik kökenimiz değil, İslam’dır. İşte kardeşliğimizi tahkim ettiğimiz zaman terör örgütü de ebediyen bu topraklarda emellerine kavuşamayacak ve kahrolup gidecektir.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.