Sözen A. Hakan'ın nişanlısıymış

A. Hakan'ın halen AKP vekili profesörün eski nişanlısı olduğu iddia edildi.

Güneş gazetesi yazarı Talat Atilla, gazeteci Ahmet Hakan ile ilgili sürpriz bir iddiayı gündeme getirdi. İsmi verilmeyen AKP'li bir yöneticiye dayandırılan iddiaya göre Ahmet Hakan, AKP İstanbul Milletvekili Edibe Sözen ile bir dönem nişanlı kalmış.

İşte Talat Atilla'nın ismini vermediği AKP'li yönetici ile yaşadığı diyalog ve o AKP'linin iddiaları:

Ak Parti'li bir yönetici arkadaşıma, 'Ne olacak bu Edibe Sözen ve Şaban Dişli'nin hali?.' dedim. Ak Parti'li yönetici önce konuyu değiştirmek istedi, ben ısrar edince de ilginç bir değerlendirme yaptı;
'Şaban Bey'in durumuna üzülüyoruz. Kendisinin haklı olmasını diliyoruz. Sanırım en uygun kararı kendisi verecektir.' diyerek topu Dişli'ye attı...

"AHMET HAKAN BİLE EDİBE HANIM'I YALNIZ BIRAKTI"
'Ya Edibe Hanım'ın durumu?' diye tekrarladım...
'İçi dışı bir hanımefendi... Durumu biraz sıkıntılı tabi...' dedi.
'Haklı olduğuna inanıyorsanız Dişli ve Edibe Hanımı savunmalısınız, inanmıyorsanız, hizmetleri için teşekkür etmelisiniz. Hükümete töleranslı medya bile bu konuda onları savunmadı.' deyince, tebessüm kokan bir tonlamayla;
'Evet, evet. Ahmet Hakan bile Edibe Hanımı yalnız bıraktı.' dedi...
'Neden Ahmet Hakan bile ifadesini kullandınız. Ahmet Hakan'ın şahsına özel bir bağımsız duruşu var.' dedim...

'Edibe Sözen, Ahmet Hakan'ın eski nişanlısıydı. Bu yüzden sahip çıkması gerekirdi.' dedi...
'Emin misiniz?' dedim...
'Kesinlikle. Bazı yazılarını iyi irdelerseniz, bunun işaretlerini görürsünüz.' dedi...
Arşivi taradım. Hakan'ın Hürriyet Gazetesi'nde 10/08/2008 tarihli Edibe Sözen'le ilgili 'Edibe Ah Edibe' başlıklı bir makalesini buldum. Ahmet Hakan Edibe Sözen'le ilgili şöyle yazmış;
'Hani ahbaplıklar, hiçbir nedene dayanmaksızın birdenbire gevşer ya... Bizimkisi de o hesap... Nedensiz bir gevşeme zuhur etti... Kavgasız, gürültüsüz, ihtilafsız bir şekilde koptuk Edibe ile...'

AHMET HAKAN'IN 10 AĞUSTOS'TA YAZDIĞI "AH EDİBE AH" BAŞLIKLI YAZISI

AKP İstanbul Milletvekili Profesör Edibe Sözen'i, daha doçent bile değilken tanımıştım...

Ahbabımdı kendisi...

O zamanlar hayatını akademik kariyere adamış, kendi halinde bir iletişim hocasıydı...

Dünya görüşünde "Milli Görüş" denilen ideolojik akımın kırıntısı bile yoktu... "Merkez sağ" bir arkadaşımızdı Edibe... Fakat iddiasız, vurgusuz bir "merkez sağ"...

Sonra şöyle bir şey oldu:

 

Hani ahbaplıklar, hiçbir nedene dayanmaksızın birdenbire gevşer ya... Bizimkisi de o hesap... Nedensiz bir gevşeme zuhur etti... Kavgasız, gürültüsüz, ihtilafsız bir şekilde koptuk Edibe ile...

O kendi yoluna gitti, ben kendi yoluma...

 

* * *

Derken bir gün işittim ki:

Artık "Profesör" olan Edibe arkadaşımız, Tayyip Erdoğan'ın teklifiyle AKP saflarına katılmış...

"Çok iyi... Çok güzel... AKP için bir kazanç olur Edibe" demiştim o zaman...

Malum, partinin çeşitliliği artırması gerekiyordu...

Ayrıca "kadın unsuru" çok önemliydi falan...

Edibe çok ama çok şanslı başladı işe...

En tepeden, en paraşütle partinin en üst düzey yöneticisi oldu... Artık "AKP Genel Başkan Yardımcısı" sıfatı süslüyordu kartvizitini...

 

Partinin iletişim sorununu çözecekti...

"Alaylılar arasında bir mektepli" olarak akademide teorisini yaptığın işin, bangır bangır pratiğini yapacak, partinin üslup ve iletişim sorununu çözecekti...

 

Bir iki iyi niyetli denemede bulundu açıkçası...

Ancak... "Pratik, teoriyi daima şaşkına çevirir" kuralı bir kez daha hükmünü icra etti...

 

Edibe mağlup oldu...

Mağlubiyetin ardından da, "Öyle bir iletişim dili kuracağım ki..." edasını ve iddiasını hepten terk etti...

Milletvekili oldu, Ankaralı oldu, Meclis ehli oldu, AKP denilen partinin müesses nizamının emniyetli kollarına bırakıverdi kendini...

 

* * *

Ama demek ki bir ukde kalmış içinde Edibe'nin...

Tam da AKP kapatılmamışken...

Tam da herkes "Ulan yeter artık şu krizlerden" falan deyip alıp başını tatillere çıkarken...

Tam da "Beyaz sayfalar" açılırken...

Tam da "Yetti artık şu ihtilaflar" denilirken...

Tam da "Durulsun biraz ortalık" duaları edilirken...

 

Birkaç günlük barış ve sulh ortamından sıkıldığını sandığım bizim Edibe, eline aldığı "Gençleri Koruma Yasası Teklifi Taslağı" adlı bombanın fünyesini çekerek ortalığı toz duman etmesin mi?

 

Bir anda o alıştığımız kavga patlayıverdi...

Milliyetçi kesim, "Okullara kilise açmak istiyorlar" diye vurdu Edibe'nin taslağını... Haluk Hoca, "Ahlak mühendisliği hortluyor" diye çaktı taslağa...

 

Laik kesim yine kaygılandı...

Ve başı zaten her daim belada olan Tayyip Erdoğan, bir belayla daha yüz yüze geliverdi... Kısacası... Kendisinden partinin iletişim ve üslup sorununu adam etmesi beklenen Edibe, durup dururken yeni bir iletişimsizlik sorununa yol açtı... Ortalığı karıştırdıktan sonra da "Taslağı süresiz olarak gündemden çekiyorum" açıklamasıyla çekildi ortalıktan...

 

* * *

Bu son "Edibe vakası"ndan sonra...

"Acaba" diyorum, "Tayyip Erdoğan, vitrini çeşitlendirme hevesine bir son mu verse?"

 

Çünkü... Kökten "Milli Görüşçüler", en uslu, en cici, en halim selim çocuklar gibi bir köşeye çekilmiş ağızlarını bile açmazken...

Hayatlarında bir kez olsun "Milli Görüş mintanı" giymemiş olan...

Zafer Üskül Hoca, "Anayasa'dan Atatürk'ü çıkarma" teklifinde bulunarak...

Dengir Mir Mehmet Fırat, "Atatürk devrimleri travma yarattı" diyerek...

 

Türbansız Fatma Hanım, "Daha durun... Türbanda sıra kamuya ve liselere de gelecek" demecini patlatarak...

Edibe Sözen, "Gençleri Koruma Yasası" hazırlayarak... "Her gün başka bir bela" filmini çeviriyorlar...

O halde buradan Tayyip Erdoğan'a fısıldayarak şöyle sesleneyim:

Bundan böyle partinin tüm kadrolarını en ateşli, en eski, en köklü Milli Görüşçüler ile donatsan bile eleştirilerimden muafsın..

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı