'Soğuk Mayıs' operasyonu!

Başbakan Erdoğan, Çankaya’ya çıkması yönünde ağır bir tahrik altında. Süleyman Demirel’den Deniz Baykal’a. Daha önce Erdoğan'ın Çankaya’ya çıkmasını istemeyenler yeni bir strateji belirliyor. İşte o stratejinin ana hatları...

Çankaya sürecinin başlamasına kısa bir süre kaldı. 16 Nisan’da başlayacak resmi süreç, 16 Mayıs’ta yeni Cumhurbaşkanı’nın Köşk’e çıkması ile son bulacak. Elbette her şey bu tarihte bitmiyor. Çankaya’ya çıkacak yeni Cumhurbaşkanı ile altyapısı perde arkasında kurulan yeni bir süreç başlayacak.


Türkiye uzun bir süredir tek bir gündem üzerinde tartışıyor. İki yılı aşkın bir süredir gündem Çankaya tartışmaları etrafında dönüyor. Danıştay saldırısı ya da Dink cinayeti gibi acil gelişmelerle yatağından çıkan tartışma, normalleşme ile birlikte tekrar yolunu buluyor.


Tartışmanın mihenk noktası şu: Erdoğan Çankaya’ya çıkacak mı çıkmayacak mı? Erdoğan ve benzeri “zihniyet”in Çankaya’ya çıkmasını istemeyenler, iki yılı aşkın bir süredir farklı “taktikler” geliştiriyor. 2005 Haziran’ında Deniz Baykal’ın açtığı Çankaya tartışması “erken seçim” odaklıydı. Mevcut meclisin yeni Cumhurbaşkanını seçmesinin meşruiyet tartışması yaratacağını ileri süren “Erdoğan çıkmasın”cılar, Baykal başta olmak üzere yeni bir seçimden yana değildi. Ancak en azından, bu planın ikinci aşaması için bir dayanak oluşturuyordu. Planın ikinci aşaması, “uzlaşma” idi. Erken seçim tehdidi ile üzerinde uzlaşılacak bir Cumhurbaşkanının Çankaya’ya çıkması sağlanmak isteniyordu. Ancak bu plan şimdilik yürümemiş gibi görünüyor. En azından uzun süren erken seçim tartışması matematiksel olarak imkan dahilinden çıktıktan sonra unutuldu. Şimdi sürecin son günlerine doğru geliniyor. Ancak muhalefet şunu görmüş gibi. Bu plan işlemedi…Çünkü Çankaya’ya üzerinde uzlaşma sağlanmış bir isim çıkacaksa bile, bu Erdoğan’ın daha da güçleneceği anlamına geliyor. Basın artık Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkacağına kani olduğu için, Cumhuriyet gazetesi hariç, tamamen Erdoğan “yanlısı” bir tablo çiziyor. Bu noktada Erdoğan için iki ihtimal söz konusu: Çankaya’ya çıkmazsa “toplum istediği halde çıkmadım, çünkü hizmet etmek istiyorum” diyerek puan toplayacak. Diğer bir ihtimal ise “toplum istiyor, çıkıyorum” olacak. Ancak Erdoğan Çankaya’ya çıkmazsa, bu önemli bir “tehlike” işareti olacak. Çünkü daha da güçlenecek.


Erdoğan Çankaya’ya çıkmaktan vazgeçmiş olabilir mi? Bize göre Erdoğan’ın Çankaya’ya çıkmama ihtimali, beklenenin aksine, yükseliyor.


Tüm bu şartlar altında eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve CHP lideri Baykal’ın, Erdoğan’ın üzerinde kurduğu “çık” baskısı anlam kazanıyor. Demirel, dün bir gazeteye verdiği mülakatta Erdoğan için “çıkmazsa biter” diyor. Deniz Baykal da Erdoğan’ın “duygusal davranma” potansiyelini bildiğinden, artık daha sert bir şekilde “çıkamazsın, çıkmayacaksın, git dişlerini fırçala, ağzını yıka” diyor. Yani açıkça tahrik ediyor.


Peki, ama neden? Yoksa müstakbel Cumhurbaşkanı’nın Çankaya’ya çıkacağı 16 mayıs sonrası için yeni bir plan mı oluşturuldu? Bu plan hem AK Parti’yi hem de Erdoğan’ı yıpratmaya yönelik bir plan mı? Sessiz bir uzlaşma ile oluştuğu izlenimi veren bu planın işaretleri önceki gün Emin Çölaşan’ın yazısında verildi mi? Emin Çölaşan’ın yazısından o bölümü hatırlayalım: Hiç endişe etmeyin, meraklanmayın. İşte o zaman, (Erdoğan Çankaya’ya çıktığı zaman) TSK'nın tavırlarını belki "sessiz", ama daha net ve somut bir biçimde, hep birlikte izleyeceğiz. Örneğin, Çankaya'da veya başka yerlerde verilen davetlere katılmamak, uyarılarda bulunmak gibi... Ve çok sayıda -burada yazmak durumunda olmadığım- başka şeyler! (Çölaşan tam bu noktada önemli bir planlamanın işaretini veriyor) Yeri ve zamanı geldiğinde niceleri. (Çölaşan’ın notu: Hesapta olmayan tek şey darbe.) Tutanak-Memleket

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı