Hayrettin Karaman/Yeni Şafak
Askerin imajını korumak
TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. maddesi şöyle düzenlenmiş: “Silahlı Kuvvetler'in vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyeti'ni kollamak ve korumaktır”.
27 Mayıs'tan bu yana yaşanan askeri darbelerde bu madde gerekçe olarak kullanılmış, yönetmelik, tüzük ve kanunların Anayasa'ya aykırı olamayacağı kuralı hiçe sayılarak -bu maddeden alınan sözde yetki ile- Anayasa rafa kaldırılmış, demokrasi askıya alınmış; sözün özeti, “cumhuriyeti kurtarmak adına demokratik cumhuriyet yıkılmıştır”. Bu antidemokratik, yanlış anlama ve uygulamaya müsait, demokrasi ile yönetilen ülkelerde benzeri bulunmayan maddenin daha büyük bir zararı da “demokratik iktidarların tepesinde bir Demokles kılıcı” olmasıdır. Demokrasiden rahatsız olan küçük bir azınlığın son ümitleri bu maddeye dayanarak ordunun yönetime el koyması olmuş, bu da demokrasiden hoşnut olan büyük halk kitlesinin askere bakışını olumsuz etkilemiştir.
Farzedelim ki, siyasi idare hiyanete saptı, demokratik cumhuriyeti değiştirmeye veya ülkeyi bölmeye yöneldi. Bu yönelişi daha ilk adımda durduracak demokratik kurallar, kurumlar ve mekanizmalar vardır. Parti kapatılır, iktidar düşürülür, Meclis feshedilir, seçime gidilir… Şu halde bu muhal farzın gerçekleşme ihtimali (bu manada bir tehlike) sıfırdır. Böyle sıfır ihtimalli vehim ve faraziyelere dayanarak antidemokratik yoruma ve uygulamaya açık bir maddeyi muhafaza etmek hem demokrasiye hem de askerin imajına zarar vermektedir.
Demokrasilerde rejim kendisini korumanın araçlarına sahiptir. Ordunun vazifesi ise iç ve dış güvenliği korumak, bunun için -çağın ölçülerinde- hazır olmak, sorumlu yönetimin vazife vermesi halinde yurt savunması hizmetini canla başla yerine getirmektir.
Türkiye'nin kendi değerlerini koruyarak çağdaşlaşmasının önündeki önemli engellerden biri “askeri vesayet”tir. Bunun var olanını değil, vehmini bile ortadan kaldırmak, zihinlerden silmek şarttır.