Fikret Bila - Milliyet
Şener: İnananlar rencide edildi
Eski Başbakan Yardımcısı Abdüllatif Şener, Deniz Feneri e.V. davasının büyük bir yolsuzluğu ortaya çıkardığını, Türkiye'deki uzantılarının iyi soruşturulması halinde ise çok daha önemli gerçeklerin açığa çıkacağını vurguladı.
Şener, Başbakan Erdoğan'ın, Deniz Feneri e.V. konusundaki tutumunu da eleştirdi. Başbakan'ı konuyu kapatmaya çalışmakla suçladı.
'İnananlar dolandırıldı'
Şener, Frankfurt Eyalet Mahkemesi'nin verdiği mahkûmiyet kararını ve Yargıç Müller'in sözlerini şöyle değerlendirdi:
"Mahkeme kararıyla ortaya çıkmış çok büyük bir yolsuzluk var. Ne diyor Frankfurt Mahkemesi, 'asıl failler Türkiye'de' diyor. Keza isimler de ortaya koyuyor. O halde yapılması gereken şey açık: Türkiye'de de bu davanın açılması. Kanımca, Türkiye'nin en büyük yolsuzluk davası olur, bu dava. Şunu da açıkça belirtmek isterim:
Deniz Feneri olayında Müslümanlar, inananlar rencide edilmiştir. Samimi, inanan insanların duygularından yararlanmak suretiyle toplanan paralarda bir yolsuzluk ortaya çıkmıştır. Bu samimi insanlar, yardım duygusuyla hareket eden insanlar dolandırılmıştır."
En büyük zarar
Şener, Deniz Feneri e.V. davasıyla ortaya çıkan yolsuzluğun Türk toplumuna en büyük zararı verdiğini vurguladı ve şu değerlendirmeyi yaptı:
"Biri bana Türk toplumuna en fazla ne zarar verir, diye sorsaydı, cevabım şu olurdu: Türk toplumunun dayanışma duygusuna zarar verecek girişimler. Deniz Feneri işte böyle bir etki yaratmıştır.
Türk toplumunun yardımlaşma, dayanışma duygularına zarar vermiştir. Dayanışma ruhunu zedelemiştir. Deniz Feneri olayının failleri en ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Bu affedilmeyecek bir durumdur. Üzerine gidilmesi şarttır."
'İktidar koruyor'
Şener'e göre, Deniz Feneri e.V. davasında Başbakan Erdoğan da dahil iktidarın tutumu yanlış. Şener, Başbakan'ın bu olayın üzerine gitmesi gerekirken, geçiştirmeye, kapatmaya çalıştığını öne sürdü ve şöyle devam etti:
"Deniz Feneri e.V. davası bir yolsuzluk zincirini ortaya çıkardı. Bunun Türkiye ayağının tarihin en büyük yolsuzluk davalarından biri olması gerekir. Ama bakıyorsunuz, maalesef Başbakan da diğer bakanlar da bu olayın üzerini kapatmaya çalışıyor. Yargı sürecinin etkili ve hızlı işletilmesinden mutlu olmayacakları anlaşılıyor.
Başbakan konuyu başka tarafa çekmeye çalıştı. Gündemi değiştirmek amacıyla basınla kavgaya tutuştu. Oysa tam aksi bir duyarlılık göstermesi gerekirdi."
'Gönül bağı olmamalı'
Eski Başbakan Yardımcısı Şener, iktidarın Deniz Feneri e.V. davası karşısındaki tutumumun "kuşku" yarattığını öne sürdü ve şöyle konuştu:
"İktidarın tutumuna bakıyorum ve şu sonucu çıkarıyorum: Sanki bu yolsuzluk olayıyla iktidar arasında bir gönül bağı var.
Bu olmaz. Yolsuzlukla gönül bağı kurulmaz. Eğer mahkeme kararlarına rağmen gönül bağı kuruyorsanız veya sürdürüyorsanız, bu toplumumuz tarafından hiç hoş karşılanmaz. Bu halka izah edilemez, hele dayanışma duyguları kullanılarak paraları alınan insanlara hiç izah edilemez."
'Basın yazıyor, diye...'
Şener, söz konusu dava ve yolsuzluk iddialarının basında yer almasına karşı iktidarın tepki göstermesini anlayamadığını da belirtti ve şöyle devam etti:
"Basın yazıyor diye rahatsızlık duyulmaz. Ama bakıyorsunuz rahatsızlık duyanlar oluyor. Yolsuzluk ortaya çıkıyor diye nasıl rahatsız duyulur? Basın bunu yazıyor diye nasıl rahatsız olunur? Bu, ülkenin başına gelebilecek en büyük felakettir."