Seküler İslam dayatması

yazar-2

Büyük mütefekkir Hz. Mevlana, 'Biz Kur’anın özünü aldık, kabuğunu köpeklere attık' der. Ulus devletin reddi mirasla yetim bıraktığı topraklarda Müslümanları açlık, sefalet ve yoksulluğa mahkum edenler önce bu ‘öz’den kopardılar. Osmanlı’nın çöküşüyle birlikte parçalanan İslam dünyası, siyaset, ekonomi, bilim ve teknolojide yoksullaştı. Buna kültürel saldırılarla da eklenince Müslümanlar bilgi, inanç ve ahlâki değerler bakımından büyük sarsıntılar yaşadı. Yüzyılın başında Türkiye’de Mehmet Akif, Abdürreşit İbrahim gibi aydınların İslam dünyasında birlik çağrılarına sonraki yıllarda Hasan el-Benna, Seyyid Kutub, Mevdudi, Ali Şeriati gibi davet çalışmalarıyla yüzyıla damga vuracak isimler eklendi. Öze dönüş çalışmalarının mimarları olan bu aydın ve alimlerin eserleri İslam dünyasında elden ele dolaştı, müslüman gençliğin yetişmesinde büyük rol oynadı.      

Ali Şeriati’nin Öze Dönüş’ü gençliğimizin baş ucu kitaplarından biriydi… Biz tevhid ehline olduğuna kadar, tanrıtanımaza, İsevi’ye de Musevi’ye de hatta hitap ediyor; insanlığa ait bir zeminde konuşuyordu Şeriati... Marks, Sartre, Alexis Carrell, L.Massignon, Franz Fanon, Konfüçyüs, Tagore, Zerdüşt, onun eserlerindeki kahramanlardan bazılarıydı. Yunan mitolojisinden, Upanişadlar'dan, Vedalar'dan alıntılar yaptığı da oluyordu. Aristo'yu, Descartes'i, Hegel'i anlatıyordu. Diyalektik, aşk, bilim, felsefe, ahlak ve sanat küçük düşünce dünyamızın duvarlarına çarpan belli başlı kavramlardı. Okudukça başımız dönüyor, başımız döndükçe daha çok okuyorduk. ‘Öze Dönüş’ diyordu Şeriati. Bu yüzden dogmatik ideolojileri ve kuralları sorguluyordu, batıl ideolojilere ve sahte tanrılara tepeden bakmanın, Amerika’ya kafa tutmanın yolunu yordamını gösteriyor, biz gençlere özgüven kazandırıyordu.

O dünya görüşünü “Tevhid”le özetlemişti. İki canlıdan birini seçmişti. “Benim bir dünya görüşü olarak tevhid anlayışım, bütün kainatı, bu dünya/öteki dünya, tabiat/tabiat üstü, madde/mana, ruh/beden diye bölmeden vahdet halinde görmektir. Bu, varlıkları tek bir biçim; iradesi, aklı, duygusu ve hedefi olan canlı ve şuurlu tek bir organizma gibi kabul etmek anlamına gelir. Şirki de aynı şekilde düşünüyorum. O da, kainatı dağınık, zıtlıklarla, çeşitliliklerle, birbirleriyle çatışan, çekişen, çelişen, çarpışan kutuplarla, eğilimlerle, geleneklerle, gayelerle, iradelerle dolu ahenksiz bir kalabalık gibi gören bir dünya görüşüdür" demişti… İşte bu özün peşindeydi o. Din adına bildiğimiz her şeyi yeniden öğrenmeye, hayatı yeniden anlamlandırmaya çağırıyordu insanlığı.

Bırakalım insanlığı bir tarafa, İslam coğrafyamızın kanayan topraklarındaki kanı durduracak, kardeşinin feryadına ağlayarak acziyetinden Rahman’a el açacak, ‘acılara da kardeş olma’ bilincine sahip Müslüman duyarlılığına bugün ne kadar da ihtiyacımız var. Ali Şeriati ve çağdaşı Müslüman aydınların hayatı yeniden anlamlandırma çağrılarına yeni çağrılar eklenedursun, tevhidin karşısında birbirleriyle çatışan, çelişen ve çarpışan kutupların işgal sonrası yeryüzü Müslümanlarına karşı başlattıkları kültürel savaşta yeni cepheler açılmaya başladı. ABD, Ortadoğu şubesi İsrail ve Batı ve hepimizi topyekün teslim aldıktan sonra, direniş bölgelerindeki gücümüzü kırıp, şirke dayalı sistemlerini dayatmak için bizi zayıf düşürmek istediler. İstediler ki bir kere yıkıldıktan sonra bir daha ayağa kalkmayalım.

Şimdi de ABD’nin Yeni Dünya Düzeni aldatmacasının yeni versiyonu olarak servise koyduğu Büyük Ortadoğu Projesi’yle kanayan coğrafyamızda çevirdiği zulüm değirmene müttefikleri kan taşımaya devam ediyorlar. Onlar işgal düzenlerini ayakta tutacak işbirlikçi bulmakta hiç zorlanmıyorlar. Ne var ki biz zulmün payidar olmayacağına inanarak kardeşlerimizin katledildiğini çaresiz ekranlardan seyrediyoruz. Laik antilaik, şii Sünni ayrımı yapmadan topraklarımıza bomba yağdıranların hedefinde sadece petrol olduğunu sanıyoruz. Irak’ta işgalden sonra hayatını kaybeden 1 milyon Müslümanın petrol şehvetine kurban edildiğine inandık sadece… Kitle iletişim araçları bilgi dünyamızı darmadağın etti çünkü…

Tanrılar yeni kurbanlar ararken, Tanrıların temsilcileri bir taraftan da kültür saldırılarıyla nifak tohumları saçmaya devam ediyor. BOP’un başta Afganistan ve Irak olmak üzere işgalle yerleştirmeye çalıştırdığı ‘demokrasi ve özgürlük’ projelerinin çıkış noktasında, İslam dünyasında dipten ve derinden gelen bilinç dalgasının bir gün bütün coğrafyayı saracak örgütlü ve organize bir kıyama dönüşeceği korkusu vardır. Ortadoğu uzmanları ne derse desin, petrolü olmayan topraklarda da işgal sürüyorsa; planlı bir sindirme, yok etme harekâtı adım adım uygulanıyor demektir.

Ne ABD ne de AB, bölgede ‘barışçıl’ bir çözüm istiyor. Batı, Filistin’de Müslüman kanı akmasını istemeseydi, Yahudi şiddetine karşı durur, sivilleri öldürmekle hiçbir şey yapılamayacağını görürdü. İsrail devlet terörüne ülkenin kuruluşundan bu yana verilen destek, şiddet, kan ve gözyaşı getiriyor, bir de her beş yılda bir yinelenen acımasız saldırıları…

BM’nin barışçıl çabaları da ABD’nin özgürlük bağışı da demode oldu. 21. yüzyılın arifesinde Balkanlar’dan Türkistan’a topraklarımızda estirdikleri şiddet dalgasından biz mesajı zaten çok iyi aldık. Bunun için kimse bize iyilik bağışlamasın. Fitne ve fesattan başka bir şey üretmeyen işgalciler, bizi yanı başımızdan habersiz kılmak istiyorlar.

İslam ülkelerine demokrasi ‘tecrübe’lerini pazarlayan Amerika, bununla yetinmemiş olacak ki, çantasında ‘Secular Islam’ projesiyle kapımızı çalmaya başladı.

Mart’ın son günlerine damgasını vuran bu “İslamsız İslam” projesi de özgürlük ve demokrasi havarilerinin “ya tutarsa” çabasından başka bir şey değil. 20 ülkenin istihbarat biriminin ABD’nin Florida eyaletinde 4-7 Mart tarihlerinde düzenledikleri ‘Seküler İslam Zirvesi’nde modern bir tefsir yazmak için bir araya gelmesini hiç kimse BOP’tan bağımsız göremez... Yapılan iki toplantı da “Secular Islam Summit/Seküler İslam Zirvesi” adı altında gerçekleşti. Ardından Kur’an-ı Kerim’i yeni bir dille İngilizce’ye çevirdiğini, “Kâfir”, “Müslüman”, “İslam”, “Din” kelimelerini mealden çıkardığını ilan eden İran asıllı Amerikalı yazar Lale Bahtiyar’ın İslam dünyasında infial uyandıran ‘saçma’lığı yeni bir taktikle Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde kutsal kitap hazırlığını gösteriyor. Yeni bin yıla girerken İslam coğrafyasında toplum mühendisliği tecrübeleriyle, İslami hareketleri “terör hareketleri” olarak görecek; itaatkâr, munis Müslüman halklar yaratmak istiyorlar. Bu ılımlı Müslümanların bir de ılımlı Kuran'ı olsun istiyorlar. Bizim coğrafyamızdaki bazı medya organları, yayınevleri bu propaganda için kullanılıyor ne yazık ki. Her zamanki paravan din adamları da projenin içinde olmaktan büyük keyif alıyor.

Onların projelerine malzeme, hayallerine ortak olmak istemiyorsak, -ki istemiyoruz- İslam dünyasındaki “Öze Dönüş” hareketlerine katılmak zorundayız. İnsanlığa ait bir zeminde insanlığın dilini konuşmak, hangi mezhep ve meşrepten olursak olalım, dünya görüşümüzü “Tevhid”le özetlemek… Bu yeter bize… (Mazlumder Bülteni)

 

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.