Türkiye 22 Temmuz seçimlerini başarılı bir şekilde atlattı. AK Parti’nin aldığı yüzde 46,7 oyla tek başına iktidarını koruduğu seçimler sonrası basında farklı yaklaşımlara sahip yazılar çıkıyor. Kimi köşe yazarları seçim sonuçlarının Türkiye’nin demokratik kimliğine güç kattığını vurgularken, kimi yazarlar CHP’nin başarısızlığını konu ediniyor. Yakaladığı başarı yüzünden AK Parti’yi kutlayanlar çoğunluktayken şimdi “bu sonuç nasıl alındı” tahlilleri yapılıyor.
Seçimden yenik çıkan Baykal’ın istifasını isteyen köşe yazarları olduğu gibi, Baykal’ı savunan ve solun sorunlarının Baykal’a yüklenmemesi gerektiğini belirten yazılara da yer veriliyor. CHP’de bundan sonra ne olacak sorusunun sorulduğu bu yazıların dışında Demokrat Parti ve Ağar’ın da ilgi gördüğü söylenebilir.
Buraya kadar her şey normal… Çünkü demokratik bir seçimin demokratik tartışması bu… Ancak Türk basınında üç yazar var ki onlar yazılarıyla bu çerçevenin dışına çıkıyor. Birinin yazısında açık, diğer ikisininkinde gizli bir darbe tehdidi okunuyor.
OKTAY EKŞİ BİRKAÇ GÜN BEKLEYEMEDİ!
İlk darbe imasında bulunan kişi Hürriyet gazetesi yazarı Oktay Ekşi oldu. Ekşi 23 Temmuz tarihli yazısında Demokrat partinin 1954 seçimlerinde aldığı galibiyeti anlatıp ardından yazısına şu satırları ekliyordu: DP liderleri "Millet bizim arkamızda... Şimdi ülkeyi istediğimiz gibi yönetiriz" dediler. Önce Osman Bölükbaşı'yı seçip Meclis'e gönderdi diye Kırşehir'i ilçe yaptılar. Eskiden Kırşehir'in ilçesi olan Nevşehir'i "il" yaparak Kırşehir'i ona bağladılar. Sonra "Basını susturma" yasaları çıkardılar. Hikáyenin gerisini anlatmaya gerek var mı? Zaten yer de kalmadı...
BAYER’DEN İNCE DOKUNUŞ
Hürriyet yazarı Yalçın Bayer önceki günkü yazısında bir okurunun notunu yayınladı. O notta şunlar yazılıydı: 'Zafer sarhoşluğu'na kapılmadan dikkate alınması gereken bazı risklere ve fırsatlara dikkat çekmek istiyorum: Rekor oy için, tehlikeli bir 2. Menderes dönemi benzetmesi yapılıyor. Aynı dönemde, Türk siyasi tarihine büyük yara açan gelişmeler de yaşandı. Aynı halk, seçtiklerinin iktidardan uzaklaştırılmasını ve liderlerinin 'idam'ını ya tasvip etti ya da 'seyirci' kaldı! Aman dikkat!
HINCAL AÇIKÇA TEHDİT ETTİ!
Sabah gazetesi yazarı Hıncal Uluç dünkü yazısında Erdoğan’ı açık bir şekilde darbe ile tehdit etti, Erdoğan’ın bugün takiyeci değil, gerçek bir demokrat olduğunu kanıtlamak zorunda olduğunu yazdı.
Hıncal Uluç Erdoğan’ın bundan sonraki tutumu ile ilgili yazdığı yazısında şu ifadelere yer verdi: Cumhurbaşkanlığı makamını da ele geçiren AK Parti ve lideri, bu defa Ahmet Necdet Sezer sigortasından da yoksun, yasaları bildiği gibi çıkarır, atamaları bildiği gibi yaparsa… Recep Tayyip Erdoğan, kendisine oy veren Ilımlı İslam, Liberal, Demokrat ve Muhafazakâr Merkez koalisyonunu dengede tutarken, sivil toplum örgütlerini ve zinde kuvvetleri de sokağa indirmemek zorunda… Bu ülkede istikrar sandıktan değil, yönetimden çıkar. İstikrarı bozduğu yazılan ve söylenen edilen eylemler, Menderes'ten başlayarak, hep sandıktan çıkanlara karşı yapılmadı mı, bugüne dek?..
Üç yazarın apaçık darbe imasında bulunması, bu kafa yapısının her şeye rağmen değişmeyeceğinin bariz örneği… Tutanak-Memleket