Şeb-i Arus, şeb-i yelda

Zaman’dan Mustafa Ünal, 2007 Dünya Mevlana Yılı için yapılanları yazdı...

2007 Mevlânâ yılıydı. Türkiye sathında değil yalnızca, bütün dünyada... Doğumunun 800. senesi nedeniyle Unesco tarafından ilan edildi. Türkiye için büyük bir onurdu.

 

Bu toprakların yetiştirdiği bir değer dünya çapında yâd edildi. Çeşitli ülkelerde sema gösterileri eşliğinde etkinlikler düzenlendi, eserleri yabancı dile çevrildi ve tanıtıldı. Organizasyonlarda önceki yıllara oranla bariz farklılıklar vardı.

 

İşte 2007`nin son günlerindeyiz. Mevlânâ yılının hakkını tam verebildiğimiz söylenebilir mi? Bırakın dışarısını içeride Mevlânâ Celaleddin Rumi `yi derinliğine tanıtabildik mi? Artık sloganlaşan `Gel, kim olursan gel veya bugün yeni bir gün cancağızım, yeni şeyler söylemek lazım`ın ötesinde Mevlânâ `ya ait yeni şeyler söylenebildi mi? Bir düşünün, Mevlânâ yılından geriye ne kaldı hatırınızda?

 

Kuşkusuz Kültür Bakanlığı ile Konya Belediyesi uluslararası alanda değişik etkinliklere imza attı. Yeterli mi? Devletin diğer kurumları ve sivil toplum örgütlerinin katılımıyla bir kampanyaya dönüşemez miydi? Doğrusu kimi çabalara rağmen Mevlânâ yılını iyi değerlendiremediğimiz düşüncesindeyim. Etkinlikler Konya Belediyesi ve Kültür Bakanlığı ile sınırlı kalmamalıydı.

 

Hakkını daha iyi verebilirdik. Ortalama Türk insanının üç cümle, iki mısraı geçmeyen Mevlânâ hakkındaki bilgi dağarcığını bir nebze artırabilirdik. Mevlânâ `nın mesajlarına muhtaç durumdaki dünya insanlığına daha iyi anlatabilirdik. Bir seferberlik ruhu oluşturamadık maalesef. Çağları aşan bu kutlu sesi iletişimin modern kanallarını kullanarak daha fazla insana duyurmak mümkündü aslında. Uluslararası düzeyde ses getirecek bir film veya belgesel hazırlanabilirdi sözgelimi.

 

Devletin zirvesini bir araya getiren Şeb -i Arus törenleri medyada ancak yer bulabildi. Yedi yıl aradan sonra bir cumhurbaşkanı Şeb -i Arus etkinliklerine katıldı. Yıl bir haftaya sıkıştı. Mevlânâ duyarlılığını bütün yıla yayabilseydik keşke. Unesco `nun açtığı yoldan yürümek lazım. 2007 yılı bitse de Mevlânâ `nın mesajını dünyanın dört bir yanına duyurmak için çalışmak gerekir.

 

Nazım Hikmet `in Mevlânâ için şiir yazdığını biliyor muydunuz? Son zamanlarda hatırlanan işte o güzel şiir: `Sararken alnımı yokluğun tacı - Silindi gönülden neşeyle acı - Kalbe muhabbette buldum ilacı - Ben de müridinim işte Mevlânâ - Edebe set çeken zulmeti deldim - Aşkı içten duydum - arşa yükseldim - Kalpten temizlendim huzura geldim - Ben de müridinim işte Mevlânâ `.

 

Elimde bir kitap var. Değişik bir çalışma. Dünya Mevlânâ Yılı `nın anısına hazırlanmış. `Kişisel Gelişimin Rumicesi`. Yazarı Hatice Sedef Ergül . Yargı Yayınevi`nden... Mevlânâ gibi düşünerek başarı, mutluluk ve huzuru bulmanın yolunu arıyor. Mevlânâ `nın büyük eseri Mesnevi satır satır okunarak kişisel gelişime ilişkin çarpıcı sonuçlar çıkarılmış. Okumanızı tavsiye ederim.

 

 

İki gün önceye denk düşen 21 Aralık yılın en uzun gecesiydi. Hastalar, dertliler için bitmek bilmeyen, uzadıkça uzayan, sabahı zor olan gece. Bunu anlatan güzel bir şiir var. Onu hatırlatmak isterim. Şeb -i yeldayı müneccimle muvakkit ne bilir - Müptela-yı gama sor kim geceler kaç saat?.. Şeb -i yelda en uzun gece demek. Gecenin uzunluğunu, kaç saat sürdüğünü vakit veya yıldız ilmiyle uğraşanlara değil, derdi, kederi olana sor diyor şair. Daha önce bir uzun gecenin sabahında bu şiiri kullanmıştım, bir okuyucu `Devamı var` diyerek şu iki mısraı gönderdi: `Yar -ı müşfiktir çalar saat beni agah eder - Ömrümün her saati geçtikçe bir ah eder...` Gerçekten devamı olduğunu sanmıyorum, hiçbir yerde rastlamadım ama bu iki mısra da doğrusu çok güzel.

 

Zaman

 

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı