Sağduyu mu solduyu mu?

Nazlı Ilıcak, Müslüman toplumu karşısına almamak için CHP'nin başörtüsüne türban dediğini, halkın hassasiyetlerine ve inançlarına karşı duyarsız olduğunu yazdı. O'na göre CHP "Derin Devlet"le işbirliği yapıyor.

Deniz Baykal, başörtüsüne karşı çıkmasının halkta uyandıracağı tepkiyi bildiği için, "türban" kelimesini kullanıyor. Türban dese dahi, dini amaçla başın örtülmesini eleştirdiği belli. Eğer başörtüsü, laik devlete karşı bir kalkışmayı temsil ediyorsa, toptan yasaklanması gerekmez mi? Saçları göstermemek ve boynu da kapatmak şartıyla başın örtülmesine "tesettür" deniliyor; bu şekilde örtünenler Kur'an'ın emrini yerine getirmeye çalışıyor. CHP'nin neden iktidara gelemediği bir kere daha belli oldu. Halkın hassasiyetlerine ve inançlarına karşı o kadar duyarsız ki! "Derin Devlet"le işbirliği yapıyor. "Devlete türban giydiremezsiniz" diyor. Ona göre, vatandaşın siyastercihi ne olursa olsun, gene devletin dediği olacak. Devlet bizi terbiye edecek; devlet bizi yönlendirecek; devlet emredince akan sular duracak. Demokrasilerde, devleti, halkın tercihleri şekillendirir. Oysa Türkiye'de, vatandaşa haddini bildiren, onu yöneten bir devlet anlayışı hâkim. Sandıktan kim çıkarsa çıksın, bir de, "rejimin vesayetini üstlenenlerin" onayı gerekiyor.

ANAYASA GEREĞİ
Eşi başörtülü Cumhurbaşkanı olamazmış. Ortada Süleyman Demirel'in de söylediği gibi hukukbir kural yok ama, Deniz Baykal bu yasağın, "sağduyunun, akıl ve mantığın gereği olduğunu" söylüyor. O zaman hukukun üstünlüğünden hiç söz etmeyelim. Kanun da yapmayalım. Ülkeyi, bizim seçkinlerimizin esin kaynağı olan "akıl ve mantığa" göre yönetelim. Ne biçim mantıksa? Başbakan veya bakanların eşi tesettürlü olabiliyor ama, sağduyu, Cumhurbaşkanı'nın eşinin başını örtmesine engel. İnsanlar sokakta başı örtülü dolaşabiliyor, devlet hastanesinde muayene olabiliyor, ama tesettürlüler üniversiteye alınmıyor. Bence bunun adı "sağduyu" değil, "solduyu"; Baykal'ın partisini sandığa gömen "solduyu." Adına "duyarsızlık" da diyebiliriz. Baykal'ın gerekçelerinden biri de, -Cumhurbaşkanı seçimi daha önce olur, genel seçimde de parlamentonun yapısı değişirse-, Meclis, katkı sağlamadığı bir cumhurbaşkanı ile çalışma mecburiyetinde kalır. Halbuki, Cumhurbaşkanı'nın 7, Meclis'in de 5 yıllık fasılalarla seçilmesi kuralının Anayasa'ya konma sebebi, Cumhurbaşkanı ile parlamentonun ayrı eğilimleri temsil etmesine fırsat vermekti. Dolayısıyla, Baykal'ın sakınca diye gördüğü, aksine Anayasa'nın amacına uygun düşüyor. Baykal'a göre, Cumhurbaşkanı'nın eşinin başı örtülü olsa, toplumsal baskı, herkesin örtünmesine yol açarmış. Bugün tam aksine, herkesin başını açması istikametinde bir baskı var. Belki Cumhurbaşkanı'nın eşinin örtülü olması, bu baskıyı ortadan kaldırır; dengeyi sağlar. Nazlı Ilıcak/D.B. TERCÜMAN

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı