Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından bugün sabah saatlerinde PKK terör örgütünün Türkiye'de oluşturmayı planladığı meclis yapılanmalarına karşı operasyon gerçekleştirildi. Diyarbakır merkezli olarak başlatılan operasyon Aydın, İstanbul, Gaziantep, Adana, Ankara, Kahramanmaraş, Mersin, Elazığ, Hakkari, Van ve Tunceli'de eşzamanlı operasyonlarla desteklendi.
KCK'YA BÜYÜK OPERASYON
PKK'nın, "KCK" ve "Türkiye Meclisi" adını verdiği bu yasadışı örgütün PKK adına ülke genelinde gerçekleştirilen tüm illegal aktiviteleri kontrol ettiği iddia ediliyor. Kuzey Irak'taki örgüt kamplarından emir alan bu örgüt, halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve teşvik etmek, vatandaşlara ait araçlara, polis, jandarma ve kamu varlıklarına molotof kokteyli atmak, taşlı-sopalı saldırıda bulunmak, bunun için eylemci gruplar oluşturmakla suçlanıyor.
Halk arasında karışıklık çıkarmakla görevli KCK militanlarının, PKK'nın yurtdışındaki kongre ve toplantılarına katılarak Türkiye hakkındaki kararları ülke genelinde oluşturulan illegal yapılar aracılığıyla uygulamaya koyduğu belirtiliyor. Bir devlet gibi hareket eden, kendi meclislerini, karar organlarını, mahkemelerini kurmaya çalışan KCK'nın, örgüte karşı hareket edenleri de kendi usullerince cezalandırdığı iddia ediliyor.
PKK yöneticileri Murat Karayılan, Sabri Ok, Cemil Bayık, Zübeyir Aydar'ın talimatlarıyla hareket eden militanların, yurtdışındaki ve özellikle Avrupa'daki PKK sempatizanlarıyla bağlantılı olarak uyuşturucu ticareti yaptıkları, holding, belediye, sanatçı, esnaf, işçi gibi meslek gruplarından "bağış" diyerek zorla para topladıkları, elde ettikleri gelirleri PKK'ya aktardıkları, dağlardaki teröristlerin ihtiyaçlarını karşıladıkları tespit edilmiştir.
1,5 YILLIK OPERASYON
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koordinasyonunda Emniyet güçlerinin başlattığı operasyonda PKK'nın halkı isyana teşvik etmeye çalışan şehir kadrolarına ağır bir darbe vurdu.
PKK'nın "Kürdistan Demokratik Toplum Konfederalizmi-KCK" olarak adlandırdığı bir devlet sistemini Türkiye'de kurmaya çalışan KCK militanları, faaliyetlerini ağırlıklı olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde sürdürüyorlardı. Halkı isyana teşvik ederek milleti bölmeye, vatandaşları devletten soğutmaya çalışan bu militanlar, diğer yandan da yasama, yürütme, yargı birimleri olan kendi kontrollerindeki bir devlet düzenini şekillendirmeye gayret ediyorlardı.
Aralık 2007'de, Irak'taki terör örgütü kamplarına yönelik hava operasyonlarının başlamasıyla eşzamanlı olarak, PKK'nın şehir merkezlerinde faaliyet yürüten sivil kadrolarına yönelik çalışmalarını yoğunlaştıran terörle mücadele polisleri 1,5 yıllık titiz bir çalışmanın eseri olarak 12 ilde kapsamlı bir operasyon gerçekleştirdi.
ABD'DEN İSTİHBARAT DESTEĞİ
PKK kamplarına düzenlenen hava saldırıları öncesinde gerek ABD, gerekse Avrupa ülkeleri nezdinde PKK'yla mücadeleye karşı oluşan uluslararası konsensüsün desteğiyle başlatılan operasyon büyük bir gizlilikle ve aylarca süren çalışmalar neticesinde gerçekleştirildi.
ABD Başkanı Obama'nın Türkiye ziyaretinde tekrar gündeme gelen operasyonla ilgili olarak, ABD güvenlik danışmanlarıyla görüşmeler yapıldı. Görüşmelerde KCK kadrolarının, PKK kamplarıyla irtibatlarını deşifre etmeye yardımcı olarak istihbarat desteği tazelendi.
Obama'nın DTP Genel Başkanı Ahmet Türk'le yaptığı görüşmede Kürt sorununun şiddetle çözülemeyeceği vurgusunu yapması ve Ahmet Türk'ün mektubunu kabul etmemesi de operasyona desteği olarak yorumlanıyor.
OPERASYON DTP'YE DEĞİL, PKK'YA KARŞI YAPILDI
Operasyonun gerçekleştirilmesi konusunda zamanlamaya özen gösteren güvenlik güçleri, yerel seçimlerin şaibe altına girmemesi amacıyla operasyonu seçim sonrasına erteledi.
Operasyon DTP'ye değil, PKK'nın şehir merkezlerinde yasadışı faaliyetlerde bulunan, halkı provoke eden, kaos ortamı yaratmak isteyen kadrolarına karşı gerçekleştirildi.
Yerel seçimler öncesinde de halka, DTP'ye oy vermeleri, başka partiler adına çalışmayı bırakmaları için baskı-şantaj yapan, DTP'ye uzak gördükleri kişilerin telefon ve adres bilgilerini öğrenerek ailesi ve yakınlarını öldürmekle tehdit eden KCK kadrolarının, demokratik bir anlayışla seçimlere girmeyi düşünen DTP yönetimi arasında da huzursuzluk yarattığı öğrenilmiştir.