Önce katillerinizden hesap sorun!

Star Yazarı Ahmet Kekeç, 1 Mayıs kutlamaları için Taksim Meydanı talebinde ısrar eden DİSK Başkanı Süleyman Çelebi'ye "Önce katillerinizden hesap sorun" dedi...

Önce katillerinizden hesap sorun

Süleyman Çelebi, bu satırların yazarından hiç hoşlanmaz... Benim de ondan hoşlandığım söylenemez.

Kendisi, ‘devrimci’ olduğu ileri sürülen DİSK’in başkanıdır.

Ben de, bildiğiniz üzere, ‘Süper NATO örgütünden para alan, sermaye uşağı, hükümet yalakası, burjuva bilmem nesi’ olan bir yazar...

Süleyman Çelebi delikanlı adamdır.

Bir önceki başkan gibi lafı eğip bükmez, bin dereden su getirmez, söyleyeceği şeyi dosdoğru söyler.

Mesela, ‘Partiler üstü bir siyaset izlemediklerini, bundan sonra da izlemeyeceklerini, emeği savunan her sol partiyle birlikte hareket etmeye hazırız olduklarını’ söylemiş ve CHP’ye desteğini açıkça deklare etmiştir.

Fakat, bu açık sözlü, delişmen, her daim doğruları dile getirmiş ‘delikanlı ses’, bazı durumlarda hiç ortalarda görünmez.

Mesela, ‘emek’ten, ‘emekçi kitleler’den, emekçi kitlelerin özgürlüklerinden yana olması gereken DİSK’in, ‘özgürlük kaybı’ olarak emekçi kitlelere dönecek olan çete ve darbe faaliyetleri konusunda ne düşündüğünü bilemeyiz.

Demokratik parlamenter sisteme karşı neredeyse ‘kıyıcı’ eleştiriler yönelten bu sendikanın (tabii, delişmen başkanının da), Ümraniye’de bulunan bombaları ve o bombaları tasarruf eden (canı sıkıldıkça da ‘Cumhuriyet gazetesi’nin bahçesinde patlatan) iradeyi nereye koyduğunu anlayamayız.

Bu sendikanın, Özden Örnek’in, ‘Vakti saati geldiğinde bazı sivil toplum örgütleri harekete geçirilecektir’ sözünden niçin alınganlık çıkarmadığını da anlayamayız.

Ben anlayamıyorum en azından...

Kendilerine ‘sendika’ süsü vermiş birtakım ‘sarı oluşumlar’ın yaptığı her gövde gösterisi, neden her defasında emekçilerin kaybedeceği bir vasatı, (‘siyasetin geri çekilmesi’ olarak özetlenebilecek bir vasatı) egemen kılmıştır?

Bunu da anlayamıyorum...

Taksim inadını hele, hiç anlayamıyorum...

DİSK, bu yıl 1 Mayıs’ı Taksim alanında kutlayacakmış.

Kararlı imişler...

Diyor ki Süleyman Çelebi, ‘1977’de orada saldırıya uğradık, arkadaşlarımızı kaybettik. Ne pahasına olursa olsun bu yıl Taksim’deyiz.’

Biliyorsunuz, malum katliamdan sonra Taksim alanı işçi gösterilerine kapatıldı.

Bir daha da açılmadı.

Fakat sendikalarla mülki idare arasındaki kavga artarak sürdü.

Sendikalar, bu yasağı, kendi varlıklarına ve ‘haklı mücadelelerine saldırı’ olarak yorumluyor...

Mülki idare ‘güvenliği’ gerekçe gösteriyor...

Şimdi klavyeye sarılıp, ‘Sermayeye satılmış yazar, burjuva bilmem nesi’ diye saydıracaksınız ama, mülki idare haklı.

Birincisi, Taksim alanı, 1 Mayıs gibi ağır sıklette törenleri kaldıracak ferahlıkta bir alan değil.

İkincisi, konumu itibariyle, güvenli değil.

Üçüncüsü, orası işçi sınıfı için ‘kutsal bir mekan’ değil.

Daha önce de önermiştim:

İşçilerimiz (daha doğrusu işçi sınıfının temsilcisi olduğunu öne süren arkadaşlar), 1 Mayıs’ın ruhuna uygun bir iş yapmak istiyorlarsa, önce 1977’deki katliamla ödeşsinler.

Araştırsınlar bakalım, bu olayın darbe hazırlığındaki bir ‘general’le ilgisi var mıymış? O generalin ‘Kontrgerilla’ olarak adlandırılan yapıyla bağlantısı neymiş? Niçin terfi-tayin dönemi beklenmeden o general apar topar emekliye sevkedilmiş?

Daha da önemlisi şu:

Tüm parametreleri gözeterek derinlemesine baksınlar; O gün Taksim alanını kana bulayanlarla, bugünkü ‘Ergenekon’ örgütlenmesi arasında bir ‘zihniyet ortaklığı’, bir organik ilişki var mıymış?

Siyaset kurumunu köşeye sıkıştıracaklarına, önce katillerinden hesap sorsunlar.

Haksız mıyım Çelebi?

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı