Necmettin Erbakan Üniversitesinde...

Seyit Küçükbezirci

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ’NDE “YARININ LİDERLERİ” İLE…

 

   Ocak ayının son cumartesisi... “Eski Konya”nın “Zemheri”si Kurtların “At eti, it eti, ille adam eti” diye kudurdukları günler.

   Havada bir “Sarı güneş”; sarı kış güneşi. Ayaz jilet gibi. “Konya’nın ağasına da, ayazına da güven olmaz” dedirten cinsten.

   İçimde tatlı bir telaş. Kıpır kıpır bir sevinç. Sabahın onu; Afra Gökdeleni (Bera İş Merkezi)’ne doğru gidiyorum. Telaşım, gönlümün kıpır kıpırlığı “Yarının Liderlerleri”yle bir toplantıda buluşmak. Onlarla yarım yüzyılı çoktan geçen “Yaşam Serüvenim”i paylaşmak. Faydalanacakları bir şeylerim varsa sunmak.

NECMETTİN ERBAKAN ÜNİVERSİTESİ’NDEN “YARININ LİDERLERİ”

   Bir konuşma daveti aldım; Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker’den. YÖK bünyesinde yer alan “Türkiye Öğrenci Konseyi” geleceğin “Donanımlı” lider takımlarının yetiştirilmesi için, üniversitelerin bünyesinde “Yarının Liderleri Projesi”ni uyguluyor. Seçilmiş üniversitelerden birisi de Necmettin Erbakan Üniversitesi. Proje, hali hazırda 30 üniversitede 700 öğrenci ile uygulanmakta.

   Sanırım konu anlaşıldı. Dönelim işimize…

   Afra Gökdeleni’nin (Bera İş Merkezi) 24. katı. “Konya” denilen Türklerin “Taht ve Baht Şehri”ni görmeyenler; ya buradan, ya da, Kule Site’nin kırkıncı katından görmeli.

   “U” şekilli bir masada. “U”nun tabanında ben; sağ kolumda on beş, sol kolumda onbeş genç; kızlı erkekli. Yanımda Türkiye Öğrenci Konseyi Koordinatörü Nurefşan Zeynep Ekim…

Çok dikkatliler, doğal bir saygıları var. Özgüven içindeler, “Beden dili”nin farkındalar. Dinlemeye, öğrenmeye hazırlar. Necmettin Erbakan Üniversitesi’ne bağlı fakültelerden seçilerek gelmişler. İçlerinde tıp okuyanları da var, İlahiyat tahsil edenleri de var; eğitim bilimlerine seçmiş olanlar da var. Ortak bir amaç etrafında toplanmışlar; Yarınların Liderliği’ne hazırlanmak istiyorlar.

   Çok hoş, çok ilginç... Her konuda, her branşta eğitim verirken, “liderlik eğitimi” de verilmesi. Hoş olduğu kadar, ilginç olduğu kadar da “anlamlı”. Her dalda liderliğe ihtiyaç var. Geç de olsa, bunun farkına varılmış.

“YARININ LİDERLERİ PROJESİ”NDEN MAKSAT NE, AMAÇ NE?

   Bana verilen bilgi özetle şöyle:

   YÖK bünyesinde yer alan “Türkiye Öğrenci Konseyi”, yüksek öğretim öğrencilerinin daha iyi şartlarda, daha kaliteli ve faydalı eğitim alabilmesi ve geleceğin özlenen ve beklenen gençliğin oluşturulması amacıyla tam donanımlı ve maneviyatlı bir liderler takımı için Gençlik Medeniyeti Hareketi çerçevesinde ‘Yarının Liderleri’ projesini hayata geçirmiştir. Bu proje sayesinde, önünde çok büyük hedefler olan ülkemizin, arzulanan seviyeye gelebilmesi adına gerekli olan lider kadrosunun teorik, pratik ve manevi anlamda yetiştirilmesi amaçlanmaktadır. Yine derin bir kökten beslenen gençliğimizin, hedeflenen geleceğe ulaşabilmesi adına ihtiyaç duyduğu, kalemiyle, fikriyle, birikimi ve davasıyla mücadele verebilecek liderler olarak yetiştirebilmesi ve gençliğimizde bulunan büyük potansiyelden yararlanarak aynı zamanda ülkemiz adına geleceğe sağlam adımlar atılabilmesi bu projenin nihai hedefleri arasındadır.

    Proje kapsamında ülke genelinde bu projenin uygulayıcısı olarak tespit edilen 28 üniversiteden biri olan Necmettin Erbakan Üniversitesi’nin çeşitli bölümlerinden 30 kişilik bir grup oluşturmuştur. Bu gruplara ağırlıklı olarak üniversitemizin farklı bölümlerden öğretim üyeleri daha önce “Türkiye Öğrenci Konseyi” tarafından belirlenmiş olan müfredat çerçevesinde eğitimler vermektedir. Üniversitedeki eğitimciler seçilmiş öğrencilerin bulunduğu disiplinden bağımsız olarak geleceğe yönelik donanımlarını belirleyen dersler şeklinde verilmeye devam etmektedir.

   Bunun yanı sıra seçilen öğrenciler ülkemizde alanlarında uzman (bakan, üst düzey bürokrat, rektör, akademisyen, fikir önderi, sanatçı) kişilerle bir araya gelip, bilgi ve tecrübelerinden faydalanmak için düzenli aralıklarla bölgesel ve Türkiye geneli toplantılara iştirak etmektedirler. Bu anlamda ilk derslerinde Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker ve Rektör  Yardımcısı Prof. Dr. Birol Akgün ile buluşan öğrenciler, projenin yürütücüleri arasında bulunan Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç ile de bir araya gelmişlerdir. Bu tecrübe paylaşımları şehrimizin ve ülkemizin idarecileri, akademisyenleri, özel sektör yöneticileri gibi pek çok konukla devam ettirilecektir.

   Projenin gelecek yıllardaki hedefleri: Türkiye’nin uluslararası diplomaside büyük ihtiyaç duyduğu yönetilen değil yöneten durumunda, başarılı diplomatlar olarak yetiştirilmesi ve yurt içindeki genç liderlerin de uluslar arası vizyon kazanabilmesidir. Bu anlamda belirlenen öğrencilere yurtdışındaki elçiliklerimize ve uluslar arası kurum ve kuruluşlarda staj programları uygulanacak; uluslar arası gençlik zirvelerinde Türkiye’yi temsilen katılımları sağlanarak müzakere yönelimi, liderlik, çatışma yönetimi ve arabuluculuk gibi konularda kendilerini yetiştirebilecekleri canlı ortamlar oluşturulacaktır.

NELER ANLATTIM ONLARA

   Yukarıda dedim ya; “U” masanın ortasına oturmuştum. Sağımda onbeşi, solumda onbeşi. “Liderlik” demeyeyim de, “Öncülük” ettiğim elli beş yıllık süreçten sahneler sunuyorum. Elli yıl öncenin Konya’sında 50 tavuğu olanın parmakla gösterildiğini; şehir olarak tavukçuluk kooperatifi ile bir milyon tavuğa birkaç yılda çıkışımızı. “Madencilik”in hayalle bir tuttuğu Konya’da, nice sanayi ham maddesinin bulunup çıkarıldığını. Kırk yıl önce Türkiye’nin en büyük sun’i yağmurlama ünitelerinin Konya bozkırlarında kurulduğunu. “Bulut sağmak” girişimlerimizi... “Özel Okulculuk’ta Kooperatifçilik” girişimlerimizi. “İnsan eli ile yetiştirilemez” denen balığın ve mantarın çiftliklerde yetiştirilmesini. Bir “zaman tüneli”nde binbir atılım, binbir engel, bin bir zafer.

Dikkatle dinlediler, aralıksız notlar aldılar. Onlara “Cesaret etmeyenin umut etmeye de hakkı yoktur” dedim. Rahmetli büyüğüm, hocam Ord. Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu’nun süt dolu bir damacanayı, kazaen gibi yere düşürüp, cam şangırtıları arasında tahtaya “Dökülen süte ağlanmaz” yazışını anlattım.

   Elli beş yıllık “Girişimcilik Serüvenim”i, artıları ile eksileri ile dürüstçe ortaya koydum. Belki, boyanmamış “bir fıstıkî yeşil” kalmış yaşam serüvenimde “Liderlik” katkılarının altını çizdim.

Sorular sordular, “ağır âzem”. Cevaplamaya çalıştım. “Benden bir isteğiniz var mı?” dedim; “Bize uygun bir zamanda Konya folkloru’nu anlatır mısınız?” dediler. Ne zaman çağırırlarsa anlatacağım.

Çünkü, “Liderlik eğitimi” Necmettin Erbakan Üniversitesi eliyle Konya’da bir “İLK”.

“DELİLSİZ, YANİ REHBERSİZ YOLLAR AŞILMAZ”

   Bir “tasavvuf” gerçeği var. “Delilsiz aşılmaz, yollar harâmi” denir. Ekonomik, sosyal, siyasal yaşamda da yollara lidersiz çıkılmaz. Lidersiz yollar aşılmaz. Bilgi, beceri, ekonomik ve sosyal ortam ne kadar uygun olursa olsun, yürünecek yolların “öncü”ye ihtiyacı vardır.

   Necmettin Erbakan Üniversitesi’nde Yarının Liderleri Projesi’nin öğrenci üyeleri, bilim ve sanat dallarının önemli insanları ile de birlikte oluyorlar. Örnekler gerekirse; şimdiye değin Rektör Prof. Dr. Muzaffer Şeker’i, Rektör yardımcısı Prof. Dr. Birol Akgün’ü, Meram Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saim Açıkgöz’ü, Doç. Dr. Barbaros Yalçın’la, Prof. Dr. Abdürrahim Dinç’i, Türkiye Öğrenci Konseyi Başkanı Nihat Buğra’yı, yazar Selim İleri’yi dinlemişler; Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç’la tanışmışlar.

SON SÖZ OLARAK DİYORUM Kİ…

   İşte böyle şeylere ihtiyacımız var. Kitabi öğretim bir yere kadar. 30 üniversitede, “Liderlik Eğitimi Projesi”nde 700 öğrenci. Hiç yoktan çok çok iyi. Ama, 30 üniversitede 130’a, 700 öğrenci 7000’e çıkarılmalı. Un, yağ, şeker işlenmezse “helva” olmaz. Un, yağ, şeker elemanlar ve imkânlarsa; aşçılar da “Donanımlı Liderler”dir.

   “Yarının Liderleri Projesi”ne katılan, emek veren herkese tebrikler; ve de, bu “Aziz Şehre” hayırlı olsun.

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.