Mezarlıkta geçen bir hayat: Abdülaziz Çelik

Yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgiden bahsedip dururlar hep…

ÖZEL RÖPORTAJ

Yaşamla ölüm arasındaki o ince çizgiden bahsedip dururlar hep… Bu kimi insanların hiç umurunda değildir. Fark etmez bile… Kimisi de bu ince çizginin birebir her karesini görür farkındadır. İşte Konya Musalla Mezarlığı’nda kırk yıl çalışan ve artık emeklilik günlerinin tadını çıkaran 71 yaşındaki Abdülaziz Çelik bunlardan biri. Kırk yıl boyunca vefat edenlerin mezarlarını kazan ve ölümle her gün yüz yüze gelen Çelik kızı ve oğlu öldükten sonra onların mezarlarını bile kendisi kazmış. Yaşamı boyunca yaşam ve ölüm denen kavramların birebir şahidi olan Abdülaziz Çelik Memleket Gazetesine konuştu…

“40 YILLIK MEZARLIK ÖYKÜSÜ”

1938 yılında Ağrı’da doğan Abdülaziz Çelik 71 yaşında ve 40 yıldır mezar kazıyor. Geçirdiği tüm yılların yorgunluğu yüzündeki çizgilerden ve ellerindeki nasırlardan belli olan Çelik “Ben Konya’dan başka hiçbir yerde çalışmadım. Çocukluğum, gençliğim hep burada geçti. Memleketim olan Ağrı’dan 10 yaşımdayken ailecek geldik Konya’ya. Ben bu işte askere gitmeden önce başladım ve oradan döndükten sonra da devam ettim. 40 yıldan beri günde kazdığım mezarların sayısı 3 ila 10 arasında değişti durdu hep. Mezarlıkta çalışmak benim hayatımı gerçekten olumsuz etkiledi” diyor. Bu işe bir arkadaşı sayesinde başladığını belirten Çelik bu işten emekli olmamanın verdiği sevinci yaşıyor.

“OKULA HİÇ GİTMEDİM”

Hiç okula gitmediğini belirten Abdülaziz Çelik hep bir tarafının okuma isteği ile yanıp kavrulduğunu belirterek, “Okusam bu işi yapmazdım ki. Bir sürü iş vardı. Doktor olabilirdim. Avukat olabilirdim. Ama ne yaparsın okumayınca bana kimse ekmek vermez diye düşündüm ve bu işe başladım. Her gün mezarlığa gitmek o soğuk kabirlerle karşı karşıya kalmak. Yakınını yitiren insanların feryatlarını dinlemek ister istemez beni hep kötü etkiledi. Zaman geldi gülümsemeyi unuttum. Vefat edenler sanki benim yakınım oldu. Onlarla birlikte ağladım” diyerek bu meslekte yaşadıklarını dile getirdi.

“MEZARLIK BENDEN SORULUR”

40 yıldır Konya Musalla Mezarlığı’nda çalışan Çelik, mezarlıkta başka işlerde yaptığını söylerken mezarlıkta sorumluluğunda olduğu başka işlerin de kendisinde olduğunu belirtti. Mezarlıktaki ağaçları dikip suladığını, çeşitli düzenlemelerde bulunduğunu söyleyen Çelik, “Bu mezarlıkta ben her türlü işi gördüm. Burası benim hayatımın bir parçası oldu artık. Zaman geldi sadece işimi yaptım ve burada yaşadığım hiçbir olay beni etkilemedi. Zaman geldi hayatımda ne kadar yorulduğumu hissettim” diye konuşarak mezarlıkta çalışmış olmanın hayatındaki etkilerini dile getiriyor.

“KABİR BENİ SIKIYOR”
Birçok insanın hayatın akışında çeşitli meslekler yaptığını söyleyen, Abdülaziz Çelik kabirlerde çalışmanın kendisini sıktığını ve âdeta yaşam enerjisinin yok ettiğini belirtiyor. Bu meslekten sonra kendisinin rahatlayacağını ve hayatın güzelliklerini görerek mutlu olacağını belirten Çelik, “Etrafıma baktığım zaman artık insanların gülümsemesini ve mutluluklarını görmek istiyorum. Çünkü kırk yıldır hem üzülenleri görüyorum hem de kendim üzülüyorum. Benim yaşadığım çok zor bir hayattı” diye kaydederek mesleğinin zorluklarını paylaştı bizimle.

“ANNEMİN, BABAMIN, ÇOCUKLARIMIN MEZARINI BEN KAZDIM”

Meslek hayatının en zor kısmının kendi ailesinden ölen kişilerin mezarlarını kazmak olduğu söyleyerek bu durumdan duyduğu üzüntüyü dile getiren kabir emektarı Çelik “Bu durum öyle zordu ki size anlatamam. Annem babam öldü ilk önce. Onların mezarlarını kazmak bana öyle güç geldi ki. Bu durumun kötülüğünü size anlatacak kelimeler bulamıyorum. Ama hem ağladım hem kazdım işte. Sonra evlatlarım öldü onların da mezarını kazmak bana düştü. Hayatın insanın karşısına neler getireceği hiç belli olmuyor” diyerek mesleğinin onu yaptığı kötü sürprizleri anlattı.

“ŞİMDİ EMEKLİLİK GÜNLERİMİN TADINI ÇIKARMA ZAMANI”

Emekli oldum artık diye yüzünde senelerin verdiği yorgunluk ve mutlulukla yüzümüze bakan Abdülaziz Çelik, “Allah’a şükürler olsun ki bugünleri de gördüm. Artık torunlarım, çocuklarım ve eşimler hayatıma bakacağım. Hayatımın kalan kısmının keyfini çıkaracağım. Dünyaya bir daha gelmeyeceğim. Ölümü yaşarken tattım ben o yüzden hayatın kıymetini iyi bilenlerden oldum. Bundan sonra namazımı kılıp dinleneceğim artık” diye açıklamada bulunarak yaşadığı onca şeye rağmen hayatına nasıl sıkı sıkıya bağlandığını gösteriyor.


Ali Murat Mırçık-Memleket

Sağlık Haberleri

Bahar aylarındaki göz alerjisi görme kaybına yol açabilir
Kanser Tedavisinde Yeni Dönem: Kemoterapi Artık Bir "Öcü" Değil
Sosyal Medya Tuzağına Düşmeyin: Bilinçsiz Spor Sakat Bırakıyor!
Dakikada 6 Can: Aşıların 50 Yıllık Mucizevi Karnesi
Kilo vermek için başvurduğu merkezde kanser olduğunu öğrendi