Meşrû ve gayr-i meşrû hayatlar

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

Kur’an’a göre evrende her şey çift olarak yaratılmıştır. (Zariyat Suresi, 49). Canlılığın devamı ve varlığın sürekliliği çift yaratılışa bağlıdır. İnsan da bu yasaya dâhildir. (Nisa Suresi,1). Eğer insan hayatında üreme terk edilirse, bu durum beraberinde insan türünün fizik olarak yok olmasını getirir. Neslin ve nesebin korunması, canı korumakla eş değerdir. Bu sebeple İslam’da erkeklerin iğdiş edilmesi, kadın ve erkeklerin meşru bir özrü olmaksızın bekâr yaşamaları, özellikle kadınların mazeretsiz olarak doğum organlarını aldırmaları gibi hususlar hoş karşılanmamıştır. Bunların hepsi de nesil güvenliğini tehlikeye atacak hususlardır.

İnsan, onurlu bir varlık olarak yaratılmıştır. Onun üremesi, diğer canlılar gibi gelişi-güzel olamaz. Mutlaka belirli bir disiplin ve meşrû/yasal ölçülerde gerçekleşir. Bunu sağlamak için İslam, nikaha dayalı meşru evliliği tavsiye etmiş, şehvetin kontrolsüz ve disiplinsiz bir şekilde kullanılması anlamına gelen gayr-i meşru, yasal olmayan birlikteliği, yani zinayı yasaklamıştır. Bu konuda Kur’an-ı Kerim’de şöyle bir uyarı vardır: “Zinaya yaklaşmayın. Çünkü o, son derece çirkin bir iştir ve çok kötü bir yoldur.” (İsra Suresi, 32). Ayrıca bu yasağı çiğneyenlere de bir takım müeyyideler getirilmiştir. (Nur Suresi, 2). Zina, sağlıklı nesillerin yetişmesine ve mutlu yuvaların sürdürülmesine engeldir. Dolayısıyla İslam, birey ve toplumları sadece zinanın yasak oluşu konusunda değil aynı zamanda onun yaygınlaşmasına ortam hazırlayan konularda da farkındalık bilinci oluşturmaya davet etmiştir.

Nesil emniyetini ortadan kaldıran zinayı engelleme konusunda birey ve toplumların eğitilmesi gerekir. Bunun başında giyim-kuşamla ilgili düzenlemeler gelir. Ayrıca toplumsal ahlak dikkate alınarak, cinselliği kışkırtıcı her türlü görsel ve yazılı yayınlar konusunda da dikkatli olunmalıdır. Bu tedbirlere ek olarak, evliliği kolaylaştırıcı düzenlemeler yapılmalıdır. Hz. Peygamber: “Ey gençler topluluğu! Gücü yeten evlensin” (İbn Mace “Nikah” 7). “Nikah benim sünnetimdir. Benim sünnetimi uygulamayan benden değildir. Evleniniz. Çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla iftihar ederim” (İbn Mace “Nikah” 1) diye buyurmaktadır.

İslam, maddi bakımdan yoksul olup da evlenme imkânı olmayan kız ve erkekleri, evlendirmeyi topluma bir görev olarak verir. (Nur Suresi, 32). Bir tek insanı, kadın-erkek olarak iki ayrı cinste yaratıp birini diğeriyle mutlu etmek, aralarında gönül ve sevgi bağı tesis etmek Yüce Allah’ın insanlığa en büyük bağışıdır. (Nahl Suresi, 72). Bir ayette: “Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için türünüzden eşler yaratması ve aranızda bir sevgi ve merhamet var etmesi de onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda düşünen bir toplum için elbette ibretler vardır” (Rum Suresi, 21) buyrulmaktadır. Dolayısıyla İslam’da meşru evlilik özendirilmiştir.

İslam’da hem insan doğasına aykırı oluşu ve hem de nesil emniyetini yok edici bir davranış türü olan evlilik türleri de yasaklanmıştır. Çünkü şehvetin meşru/yasal bir şekilde kullanımından iffet doğar. Bunun tek yolu da nikâhtır. İslam’da iffetli birisine zina isnat etmek ise, en büyük suç sayılmıştır. (Nur Suresi, 4). Şu da unutulmamalıdır ki, ırz ve namusu korumak, en büyük onurdur. Onun için yeminlerde bile ‘namusum üzerine söz veririm’ ifadesi geçer. Bu bağlamda namus, yerine göre çiftçinin nazarında topraktır, vatandaşın nazarında bağımsızlıktır, hâkimin nazarında tarafsızlıktır, âlimin nazarında emanettir, işçinin nazarında işini sağlam yapmaktır, öğrencinin nazarında da eğitimdir. Bu açıdan İslam’da namus kavramı geniş bir şekilde ele alınır.

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.