Manevi Dünyamızın Zenginliği

Prof. Dr. Ramazan Altıntaş

İbadet, herhangi bir Müslümanın meşrû çerçevede yaptığı her türlü eylemin adıdır, şeklinde tanımlanabilir. Meseleye bu bağlamda yaklaşırsak, bir Müslüman’ın namazı, orucu, haccı, zekatı, sadakası, ilim talebi, gülümsemesi, sosyal dayanışma içerisine girmesi, Allah için helalından kazanması, nefsin meşrû isteklerine cevap vermesi, evlenmesi, çocuğunu yetiştirmesi, cemiyet hayatında yararlı işler yapması vb. gibi bütün faaliyet alanları ibadet kapsamına girer.  Dolayısıyla bir Müslüma’nın 24 saati bu manada değerlendirilir.

Kur’an’a göre vasat bir ümmet olarak yaratılmışızdır. Müslüman bütün işlerinde, ifrat ve tefritten uzak itidale dayalı bir hayat yaşamalıdır. Hatta gerek itikat ve gerekse ibadet İslam’ında da itidal sahibi olmak gerekir. Nasıl ki yemek-içmek bedenin, nasıl ki ilim ve zikir kalbin gıdası ise, aynı şekilde uyku da ruhun gıdasıdır. Uykuyu tamamen terk etmek doğru bir hareket değildir.  Ama uyku düzenimizi yapacağımız temrinlerle asgari düzeye indirebiliriz. Bu konuda selef-i sâlihinin hayatlarından alabileceğimiz birçok dersler vardır.

Örneğin, ünlü İslam hukukçusu İmâm-ı Şafii rahmetullahi aleyh; gecenin bir kısmını ilimle bir kısmını namazla bir kısmını da uyuyarak geçirirmiş. Bu durum kişilerin manevi dünyasının zenginliğine göre değişebilir.

Sahabeden  Abdullah b. Mes’ûd (Allah ondan razı olsun), insanlar uyuduğu zaman, namaza kalkar, gecenin bir kısmında belli bir süre Kur’an okurmuş.

 Süfyân-ı Sevrî rahmetullahi aleyh, bir akşam doyasıya yemek yemiş. Bunun üzerine, yemi artan hayvanın işi de artırılır, diyerek bütün geceyi ibadetle geçirmiş.

Zühd ve verâ sahibi olmakla meşhur olmuş Hasan-ı Basrî rahmetullahi aleyh ise, gece ibadetinden mahrum olmanın sebebini, gündüz işlenen günahlara bağlarmış. Kişi, gündüz işlediği günahları sebebiyle, gece ibadetinden mahrum kalır, dermiş.

İslam âlimleri, gece ibadetine kalkmayı kolaylaştıran kimi uygulamalar üzerinde durmuşlardır. Bunlardan bazıları şunlardır:

Fazla yemek yememek. Çünkü çok yemek, o nispette de çok uykuya sebep olur. Bundan dolayı ehl-i hikmet daima çevresindeki talebelerine “az uyu, az konuş, az ye” tavsiyesinde bulunmuşlardır.

Gece ibadete kalkmayı kolaylaştıran etkenlerden birisi de, mümkünse gündüzleri bedeni aşırı bir şekilde yormamaktır. Eğer imkân bulabilirsek, Hz. Peygamber Sallallahu Aleyhi Vesellem’in yaptığı gibi öğle namazına müteakip kaylûle uykusuna yatmak, gece ibadet için kalkmayı son derece kolaylaştırır.

Günah galerisi bir toplumda yaşayan Müslümanlar, eğer kendilerini günahlardan koruyabilirlerse gece kıyamına coşkuyla ve kolayca kalkabilirler. Adamın birisi tabiinin büyüklerinden olan Hasan-ı Basrî’ye; “ben gece ibadetine kalkmak için her türlü çareye başvuruyorum, ama yine de kalkamıyorum” demiş. Bunun üzerine Hasan-ı Basrî Hz.leri: “Günahların seni bağlıyor” diye cevap vermiş.

 İmâm-ı Şafii (Allah ondan razı olsun!), “ilim kalbde bir nurdur. Onu günahlar giderir, söndürür” diye cevap verirmiş.

 Neden bugün İslam dünyası her türlü maddi plânda ilim elde etme imkânlarına sahip olmasına rağmen; her birisi ufkumuzda parlayan bir yıldız konumunda bulunan bir Buhari, bir Müslim, bir Ebû Hanîfe, bir İbn Sina, bir İbn Rüşd, bir İmâm-ı Mâtürîdî, bir İmam-ı Gazâli vb. çapında kompütür kafa yapısına sahip olan ilim adamları yetiştiremiyor? Biraz da bu konunun manevi boyutları üzerinde düşünmemiz gerekmektedir.

Helal lokma yemek. Nerelerden ve nasıl kazandığımıza dikkat etmek. Mümkün olduğu sürece haramliaynihi işlerden uzak durmak. Bu konuda İmâm-ı Gazâlî: “Nice (haram) lokmalar var ki, insanı gece ibadetinden; nice (harama) bakışlar var ki insanı Kur’an okumaktan alıkoymaktadır” diyor. Gerçekten anlamlı bir teşhis.

Hülâsa, gerçek bir Müslüman, maddi dünyasının imarını düşündüğü kadar manevi dünyasının imarını da düşünmeli ve ihmal etmemelidir. Çünkü dünya, amel yeri, âhiret ise hesap yeridir. O halde Allah’ı râzı edecek ameller peşinde koşarsak, inanıyorum ki insanlara faydamız dokunacak iyi davranışlarda bulunacağız. Zira gece, vahyini Kur’an’dan alan müminler, gündüz onu hayata taşımanın derdine düşeceklerdir.

 

İlk yorum yazan siz olun
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.