Konya'nın Kürt dosyası-5

Cihanbeyli’nin kuzeyinde, ilçeye 40 kilometre uzaklıkta ki kasaya yöneliyoruz. Kasabadaki mevcut hüyüklerin Hitit uygarlığının kalıntıları olduğu söyleniyor.

Cihanbeyli’nin kuzeyinde, ilçeye 40 kilometre uzaklıkta ki kasaya yöneliyoruz. Kasabadaki mevcut hüyüklerin Hitit uygarlığının kalıntıları olduğu söyleniyor. Kasabadaki yer altı mağaraları üzerindeki işaretler, tarihi kalıntılar ve taşların üzerinde bulunan yazılar Bizanslıların uzun süre bu bölgede yaşadıklarını gösteriyormuş. Anadolu’nun Türklerin eline geçmesiyle bölgeye Türk boyları yerleşmeye başlamış. Selçuklulardan kalma bir yapı olan Bulduk tekkesi de bunu gösteriyor.

BULDUK TEKKESİ

Bulduk Tekkesi denilince bu tekke ile ilgili rivayeti hatta Bulduk isminin nereden geldiğini anlatmadan geçemeyeceğiz.

Rivayete göre Hoca Ahmet Yesevi irşat amacıyla talebelerini Anadolu’ya gönderir. Öğrencilerden birisi de eski Tatarhan Medeniyetinin merkezi olan bugünkü Bulduk’un olduğu yere gelir. Harabe halinde bulunan kiliseyi camiye çevirir. Daha sonra tekkenin bulunduğu yeri vakıf haline getirir. Zamanın hükümdarı tarafından imar ettiği bu bölgenin tapusu o şahsa verilir ve Pınarbaşı köyündeki su değirmeninin gelirleri vakıf olarak Bulduk tekkesine tahsis edilir.

Anadolu’nun muhtelif yerlerinde görevlerini tamamlayan öğrencileri Hoca Ahmet Yesevi belli bir yerde toplar. Ancak içlerinden birisini bulamazlar. Uzun araştırmalar neticesinde o öğrenci Bulduk Kasabasındaki Tekkenin olduğu yerde bulunur. O öğrenciyi bulunca diğer arkadaşları  “bulduk, bulduk” diye sevinç naraları atarlar ve böylece o tekke, Bulduk Tekkesi, Tekkenin bulunduğu yer de Bulduk köyü olur.   

Bulduk Dededen sonra tekkedeki hizmeti Emirdağlı Süleyman isminde birisi yürütür. O da daha sonra bu görevi Hacı Şeyh isminde Bulduk’lu birisine devreder. Bulduk tekkesine Pınarbaşı köyündeki Tekşenler kabilesi sahip çıkar.

Yıllar önce Horasandan Bulduk ve çevresine, daha sonra İnsuyu’na, oradan da Pınarbaşı’na göç eden Tekşenler, Tekke ve zaviyeler kanunu çıkıncaya kadar, geliri Bulduk tekkesine verilen Pınarbaşı’ndaki değirmenin de sahipleridir.

Değişik mevsimlerde çok sayıda insanın adak ve dilek niyetiyle ziyaret ettiği tekkenin bulunduğu tepenin üzerinde 10-15 tane eski ev temeli bulunmakta

BÖLGEYE GÖÇ GÜNEYDOĞU’DAN ALMIŞ

Bölgeye 1800’lü yılların ortalarında göçebe olarak güneydoğudan (Adıyaman, Malatya ve Diyarbakır ) bilinmeyen nedenlerden dolayı 12 Rışvan aşireti olarak göç etmiş ve II. Abdülhamit döneminde çıkarılan İskan kanunu ile de buraya yerleşmişler. Aşiretlerden 7’si Kırşehir, Yozgat ve çevresine, 5’i ise Cihanbeyli, Kulu, Koçhisar, Polatlı ve Haymana çevresine (Halikanlı, Ömeranlı, Terkanlı, Sevikanlı ve Nasırlı Aşiretleri) yerleşmiş.

BURADA BİR SİLLE ÖRNEĞİYLE

ANADOLU İNSANININ ADALETİNDEN

SÖZ ETMEK İSTİYORUM

Bu dosyamızın, yazı dizimizin ana amacı kardeşlik. Kardeşliğin en güzel şekilde sağlanması için, dilleri renkleri ne kadar farklı olursa olsun insanların birbirlerinin kardeş olduklarına inanmaları için de adalete inanmaları şart.

Şimdi burada adalet kavramını Türk-Rum dostluğuna bir örnek ile paylaşmaya çalışacağız. Konya’da Sille’de Müslüman Türklerle gayrimüslim Rumlar nasıl dostça yaşadılar? İşte bunun belgeli örneği bu olsa gerek.

Bir şehir sevdalısı örnek bir Konyalı, dostumuz kardeşimiz Hasan Basri Sayı’nın bize verdiği Konya Şer’i iye sicili 58. cilt sayfa 43/3 de ki 22 ramazan 1178-M.15 Mart 1765 de ki olayı şöyle özetliyor;

“Konya’nın Sille köyünde yaşayan Kapril oğlu Muşyi isimli gayrimüslim komşusu Ali’nin kendisine hakaretler ettiğini, dahası tehdit ettiğini söyleyerek Vali Vezir Hacı Mehmet Paşa’nın da hazır bulunduğu şer’i mahkemesinde yargılanır. Mahkeme heyeti mahalle halkını yani çoğunluğu Müslüman olan mahalle halkını dinler. Mahkeme heyeti kararını verir ve gayrimüslim Muşyi’li haklı bulur. Ardından da suçlu buluğdu Ali’nin Sille’den uzaklaştırılmasına karar verir. Konya Şer’i iye sicili kayıtlarına göre mahkemede şahitlik yapanlar ise Mehmet Ağaoğlu İsmail Ağa, Hacı Musa, Es Seyyid Abdullah, Halil oğlu Molla Mehmet, Hacı Ahmet Ağa, Serdar-zade Abdurrahman Ağa, Kara Hoca zade Molla Mehmet…

BÖLGEDE EN BÜYÜK EKSİKLİK

BAŞARILI BİR ÖZEL EĞİTİM KURUMU

Biz yaptığımız söyleşilerin, gözlemlerin bazı noktalarında bize bilgi veren, görüşlerini açıklayan bölge halkının isimlerini vermemeye, fotoğraflarını çekmemeye söz verdik. İşte bölgede yaptığımız bir sohbet sırasında özellikle eğitimli insanlar eğitim sorununu dile getirdiler. Çocuklarının devlet okullarında yıllarca vekil öğretmenler ile eğitim aldıklarını belirten eğitim seviyeleri yüksek halk “Nedense buraya bir türlü başarısını onaylatmış özel bir okulun açılmasını sağlayamadık. Bunda bizimde hatamız olabilir. Bir eksikliğimizde vardır. Ama nedense çocuklarımızın burada başarılı eğitim almalarını daha iyi yetişmelerini sağlayamadık. Bilinçli aileler en kötü ihtimal çocuklarını Konya’da ki okullara gönderdiler. Ama tabii bu yeterli olmadı” görüşünde birleştiler.

CİHANBEYLİ’DE KAVUN ÜRETİMİ

Bu topraklarda ki gezimiz sırasında hiç bilmediğimiz bir başka olaya şahit oluyorduk. Meğer bizim hep Çumra kavunu dtiye övündüğümüz kavunlara rakip Cihanbeyli’de imiş. Kavunun tadına baktık mı? Baktık. İnanın nefisti. Ama Cihanbeylili kavun üreticisi emeğinin karşılığını alamamaktan şikayetçi idi. Tarlada çalışırken bulduğumuz bir vatandaşımız fotoğrafının çekilmesine izin vermedi ama iki şahidimizin yanında aynen şunları söylüyordu “ Bu topraklar yumuşak. Kavunlar dayanıklı. Ama hal kurtlar vadisi gibi. Burada 8-9 kuruşa kavun alıyorlar arabada 80-90 kuruşa satıyorlar”

 

DEVAM EDECEK

Gündem Haberleri

RUHİ ÇENET SORUNU
Nisan Ayında Gökyüzü THY ile Şenlendi
Sarsıntıya Hazır Mısınız? Deprem Gerçeğini Tırda Yaşadılar
EZBER BOZAN BESİCİLİK
SEDAŞ’a Jeneratör Şoku: 65 Saatlik Kesintinin Faturası Kesildi!