Fosil yakıt rezervlerinin sınırlı olması ve fosil yakıt kullanımından kaynaklanan emisyonların doğaya geri dönüşümsüz zararlar vermesi gibi etmenlerin, biyoyakıtları enerji ve tarım politikalarının önemli bir argümanı haline getirdiğini söyleyen Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, “Her yıl yaklaşık 175 milyon varil ham petrol ithal eden, varil başına gelen her 1 dolarlık artışın dış ödemeler dengesine 175 milyon dolarlık açık olarak yansıdığı, ülkemizde de biyoetanol potansiyelimizi harekete geçirmenin zamanı gelmiştir. Ekonomik krizin reel sektörleri etkilediği, işsizliğin arttığı bir dönemde atılacak bu adım iç dinamikleri harekete geçirecek, ekonomimize ilave kaynak ve katma değer ekleyerek genel ekonomik yapıya artı değer olarak yansıyacaktır” dedi. Yılda 175 milyon varil ham petrol ithal eden ülkemizin öz kaynaklarından üretilen petrole eşdeğer bir enerji kaynağı olan biyoetanol üretimini destekleyerek, bu kaynağı krizden çıkış yollarından biri olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, “Çünkü, bioetanol üretimiyle birlikte tarım ve enerjinin yanı sıra başta tohum, gübre, zirai ilaç, hayvancılık, yem ulaştırma, bankacılık, sigortacılık, tarımsal mekanizasyon gibi yan sektörlerde etkilenecek, sadece tarım sektöründe değil, tarım sektörünün etkilediği tüm sektörlerde ilave istihdam ve vergi geliri olanakları yaratılacaktır” diye konuştu.
BİZDE BELİRGİN BİR HEDEF YOK
ABD başta olmak üzere, pek çok AB ülkesinde de bioetanol üretiminin devlet eliyle desteklendiğini belirten Konuk, ülkemizde ise biyoyakıtların pazara sunum aşamasında büyük sorunlar yaşandığına dikkat çekti, Konuk, “Türkiye’nin biyoyakıt kullanımı ile ilgili belirgin hedefi ve kullanım zorunluluğu yoktur. İhtiyari olarak biyoyakıtların akaryakıtla harmanlanması durumunda yüzde 2 ÖTV muafiyeti uygulanmaktadır. İhtiyari olan bu uygulama nedeniyle ne yazık ki ülkemizin kurulu kapasitesi tam olarak değerlendirilememektedir. Bu durum geniş bir yelpazede sektörel iş gücü kaybı ve katma değer kaybı yaratmaktadır” dedi.
Konuk, hali hazırda yüzde 2 harmanlama oranına uygulanan ÖTV muafiyetinin yüzde 5’e çıkarılması ve benzine biyoetanol harmanlanmasının zorunla hale getirilmesi ile üretimimin desteklenebileceğini ifade ederek şu açıklamayı yaptı;
“Hedefi gelişmiş ekonomiler içinde yer almak olan Türkiye’nin hiçbir değerini israf etme, var olan potansiyelini kullanmama lüksü yoktur. Bu çerçevede mevcut bir potansiyel ve hala kullanılamayan tesisler var. Brezilya örneği önümüzde, bizimde Türkiye örneğini ortaya çıkarmamız gerekiyor. Bunun için yapılacaklar belli ve bu yapılacaklar içinde en önemlisi üretmek, üretimi desteklemek. Biyoyakıtlarda da hali hazırda yüzde 2 harmanlama oranına uygulanan ÖTV muafiyetininyüzde 5’e çıkararak ve benzine biyoetanol harmanlanmasını zorunlu hale getirerek üretimi destekleyebiliriz. Üretim eksenli bu yaklaşımın, gerek tarımsal faaliyetlerin yarattığı katma değer ve gerekse çevresel artıları nedeniyle ülke ekonomisine olan katkının yanı sıra sosyal yapıda da önemli pozitif etkiler yaratacağı apaçık ortadadır. Uygulamaya geçilmesi halinde petrole ödenen dövizde milyon dolarlar seviyesinde ciddi azalma kaydedilecek, dış ticaret dengesinde sektörde şimdiye kadar yaşanmamış pozitif bir durum belirecek, tarımda yaklaşık 15.000, sanayide 250 kişilik doğrudan istihdam yaratılacak, hayvancılık sektörüne 40 milyon TL’nin üzerinde girdi sağlanacak, hizmet sektöründe (taşımacılık, bankacılık, sigortacılık vs.) önemli miktarda talep oluşturulacak, dahası 40.000 hektar alanlık kullanılmayan, tarıma hazır arazi, tarıma kazandırılacaktır.”
Kyoto Protokolünü imzalayan ve çevresel yükümlülükleri Ağustos ayında başlayacak ülkemizin biyoyakıtlarla ilgili düzenlemeyi yaparak kazanacağı prestiji bir yana bıraksak bile atıl ekonomik potansiyelini kullanarak sağlayacağı kazanç her şeyden önemlidir. Çünkü gelişmiş ekonomiler içinde yer almak isteyen ülkemizin basamakları hızlı adımlarla çıkabilmesi için üretmesi ve üretimi desteklemesi orada oluşacak ekonomik değerlerle de yeni atılımları gerçekleştirmesi gerekiyor.
ÜLKEMİZDEKİ DURUM
ABD başta olmak üzere Brezilya ve AB ülkelerinin etanol üretimini desteklediği görülürken, ülkemizdeki bioetanol üretimine dikkat çeken Pankobirlik Yönetim Kurulu Başkanı Recep Konuk, ülkemizdeki biyoyakıt durumunu ise şöyle özetledi;
“Ülkemizdeki en önemli biyoetanol hammaddeleri şeker pancarı, mısır ve buğday olarak sayılabilir. Sadece şeker pancarına dayalı biyoetanol üretim kapasitesi benzin tüketimimizin yüzde 70-80’ini karşılayacak potansiyele sahiptir. . Halihazırda ülkemizde, 4 adet olan biyoetanol tesislerinin kurulu kapasitesi 180 milyon litre olup benzin tüketimimizin %5’ini karşılayacak durumdadır. Daha geniş bir perspektifte bakıldığında ise planlı olarak yapılacak enerji tarımıyla gelecekte benzin tüketiminin yüzde 80-90’ı biyoetanolden karşılanabilir.”