AKP’nin başörtüsüne özgürlük için MHP’ye önerdiği Anayasa’nın 3 maddesinde değişiklik getiren mini paket, sadece yükseköğretimi kapsadığı ve şekil dayatması nedeniyle eleştiriliyor. En temel insan haklarından olan eğitim ve inanç özgürlüğü hakkını sadece üniversitelerle sınırlayan hükümetin girişimi , başörtülüleri "yasal" olarak ömür boyu kamu hizmetinden mahrum bırakacak. Sivil toplum kuruluşu temsilcileri, "Hiçbir insani, mantıki ve meşru/hukuki temeli bulunmayan başörtüsü yasağı zulmünün önünde CHP `nin, TÜSİAD `ın, Medya`nın, Yargıtay `ın ya da Danıştay `ın "tehdit yoluyla kriz çıkarma senaryoları"na pabuç bırakmamalıdır" açıklamasını yaptı. AKP "nin başörtüsüne özgürlük için MHP "ye önerdiği Anayasa "nın 3 maddesinde değişiklik getiren mini paket, sadece yükseköğretimi kapsadığı için eleştiriliyor. Hükümetin, başörtüsü yasağını çözmek için ortaya attığı öneriler, traji-komik bir hal almaya başladı. En temel insan haklarından olan eğitim hakkını sadece üniversitelrle sınırlayarak yasağı kaldırmaya çalışan hükümet, başörtülüleri "yasal" olarak ömür boyu kamu hizmetinden mahrum bırakmanın yanı sıra, "Çene altı" ve "GATA fiyongu" gibi biçimsel önerileri ile de yasağın sınırlarını genişletmeye çalışıyor.
Üniversiteye gidecek başörtülü kızların, şimdi de kapıdaki kolluk kuvvetlerinin "çene altı" ve "İğne" baskısına maruz kalacağı belirtiliyor. Cumhuriyet tarihinde böylesi bir "hukuk komedisi"nin görülmediğini ifade eden aydınlar, çözüm diye sunulan önerinin, hem komik, hem de uygulanma şansının olmadığını kaydediyor.
Koca koca Rektörler!..
Yasakları savunan, koca koca rektörler, babalarının malıymış gibi üniversitelerinin kapısına kilit vurmaktan bahsederken, sermayenin en büyük temsilcisi TÜSİAD ise daha da ileri giderek, atılan adımın laikliğe, demokrasiye ve çağdaşlığa aykırı düştüğünü iddia etti. Bir insan hakkı ihlali olan yasakçılığı "demokrasi" diye yutturmaya kalkışılması, Türkiye "yi dünyanın önünde komik duruma düşürüyor.
Sadece üniversiteyle sınırlı bir serbestlik girişimine dahi kendilerini,"demokrat ", "batıcı " ve "çağdaş" diye tanımlayan bazı Yüksek Yargı organı temsilcilerinin, rektörlerin ve TÜSİAD gibi iş çevrelerinin tepki göstererek, kaos ortamı oluşturmak istemesi de kamuoyunda büyük tepki görüyor. AKP ve MHP `nin yasağın sadece yükseköğretimde kalkması için çalışması, hizmet alan-veren kavramlarını somutlaştırmaya ve meşrulaştırmaya yönelik tutumu, insan hakları ve demokrasiye karşıt bir tavır olarak görülüyor.
İnsan onuru zedeleniyor!
Yasağın üniversitelerde uygulanan hali ne kadar haksız/hukuksuz ise kamu kurum ve kuruluşlarında hizmet veren statüsünde olamama halinin de o denli haksız ve insan onuruna aykırı olacağını ifade eden sivil toplum kuruluşu temsilcileri, "Hiçbir insani, mantıki ve meşru/hukuki temeli bulunmayan başörtüsü yasağı zulmünün önünde CHP `nin, TÜSİAD `ın, Medya`nın, Yargıtay `ın ya da Danıştay `ın "tehdit yoluyla kriz yaratma senaryoları"na pabuç bırakmamalıdır" açıklamasını yaptı.
İnsan onurunu zedeleyecek şekilde ve en acımasız şekilde, kıyafet tarifi yapmanın baskıcı bir tutum olduğunu belirten birçok aydın da köşesinden, yasal despotizme ve sınırlı özgürlüğe karşı çıktı. Ancak buna rağmen, Anıtkabir "de toplanan binlerce laikçinin, hem kendini "Batıcı ve ilerici" olarak tanımlayıp hem de gerici bir yasağın devam etmesini talep etmesi, paradoksal bir görüntü oluşturuyor. Darbe çığırtkanlığına kadar vardırılan yasak savunuculuğunda konuyu iyice abartanlar da oldu.
Mesela İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof . Dr. Mesut Parlak , başörtülü olarak okula girecek öğrencilerin ders notlarının düşürüleceği tehdidinde bulunurken, Deprem profesörü Celal Şengör de gerekirse üniversitelerin kapısına kilit vurarak başörtülü öğrencilere karşı adeta barikat kuracaklarını söyledi. Koca koca bilim adamlarının 21. yüzyılda bir kıyafet yasağının savunuculuğunu yapmak adına, özgür bilim yuvaları değil, kışlalar istemesi, kamuoyunda derin bir şaşkınlıkla izleniyor .
Mazlumder Genel Başkanı Gergerlioğlu :
İnsan, sadece üniversitede mi var?
Başörtüsü yasağının 40 senedir aralıklarla ve dozu artarak devam ettiğini söyleyen Mazlumder Genel Başkanı Ömer Faruk Gergerlioğlu , insan hakkı ihlali olan yasağın sadece üniversitelerden kaldırılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül :
Geniş bir özgürlüğün olması gerekiyor!
Devlet"in yurttaşlarının nerede ne giyeceğine karar veremeyeceğini kaydeden İnsan hakları Derneği Genel Başkanı Hüsnü Öndül , geniş bir başörtüsü-türban özgürlüğünün olması gerektiğini ifade ediyor. Öndül, yargının açıkça siyasal tutum aldığını belirtti.
Masonlar da başörtü özgürlüğüne karşı
Atatürk’ün kapattırdığı Mason locaları da başörtüsü yasağını cansiperane savunuyor. Türkiye Lions ve Rotaryen kulüpleri gazeteleri ilan vererek yasağın sürmesini istediler.
Mustafa Kemal Atatürk’ün, Türkiye "ye zarar veren örgütler olarak gördüğü için kapattırdığı Mason locaları da başörtüsü yasağını cansiperane savunuyor. Başörtüsünün yükseköğretimde serbest bırakılması yönünde yapılan çalışmalara karşı açıklamalar yapan Türkiye Lions Kulüpleri Konfederasyonu ve Türkiye Rotary Kulüpleri gazetelere ilan vererek yasağın devam etmesini istedi. Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan bir ilanla görüşlerini açıklayan Türkiye Lions kulüpleri konfederasyonu , Yüksek öğrenimde başörtüsü yasağının kaldırılması yönündeki çalışmaları kaygı ile izlediklerini açıkladı. Lions konfederasyonu, başörtüsü yasağının kaldırılmasına yönelik çalışmaların Laiklik ilkesine karşı yapılmış bir hareket olarak değerlendirdi.
Sabah Gazetesi Yazarı H. Bülent Kahraman :
Türban ilk kez resmen yasaklanıyor!
"Üniversitelerde serbest kalması için öne sürülen tek koşulun türbanın çene altında bağlanması ne anlama geliyor? Bu yeni uygulamayla birlikte "resmi olarak" türbandan başörtüsüne dönülüyor. Yani kentli, modern ve siyasal olandan geleneksel, otantik ve kırsal olana dönülüyor. Bugüne kadar yasal ve mevzuat olarak yasak olamayan türban ilk kez yasal olarak yasaklanıyor. Başörtüsü resmileştiriliyor. Bu açıdan bakınca AKP -MHP `nin kendi oyunlarıyla yenik düştüğü açık."
Prof. Dr. Celal Şengör
Başörtüsü serbest olursa Üniversiteyi kapatırız
Deprem bilimci Jeolog Prof . Dr. Celal Şengör "ün ibretlik mensubu, kamuoyunda şaşkınlıkla karşılandı. Şengör, kendisini YÖK üyeliğine uygun gören Üniversiteler Arası Kurul `un 219 üyesine şu mektubu gönderdi: "Bizim açımızdan, üniversitelere dini bir sembolün girmesinin hukuk cephesinin, kamuoyunda öne çıkartıldığı kadar belirleyici olduğunu sanmıyorum, çünkü hukuk nihayet aksiyomatik bir sistemdir. Halbuki üniversitede dinin `şakırdatılması`, bizzat üniversite kavramıyla çelişir& Bugün artık ne dünyanın yedi günde yaratıldığına, ne Nuh Tufanına, ne de Havva ile Âdem masalına inanmak mümkündür. ´Üniversitede yasak olmaz diyenlerin, üniversitede yanlışlığı isbat edilmiş fikirlerin artık kullanılamayacağını ve öğretilmeye devam edilmelerine izin verilemeyeceğini anlamış olması gerekir..."
Milliyet Gazetesi Yazarı Hasan Cemal
Özgürlüklerden korkmayın, asıl yasaklardan korkun!
"Üniversitelerde başörtüsü yasağı devam etse daha mı iyi olur? Barış ve huzur böyle bir yasaktan daha mı olumlu etkilenir? Bugüne kadar öyle mi oldu? Bu toplumun eğer `biz ve onlar` diye ayrışması sakıncalıysa, yine de bu yasak sürüp gitsin diyebilir misiniz? Türkiye `nin cepheleşmesi, kutuplaşması en başta huzur ve barış olmak üzere birçok açıdan tehlikeli bir istikrarsızlık unsuru ise ne düşünüyorsunuz? Yasak yine de sürsün mü? Üniversitedeki bu yasak nedeniyle başı örtülü kızların yükseköğrenim hakkından yoksun kılınması içinize siniyor mu? Yasaklardan medet umarak barış ve huzur yakalanamaz."
Zaman Yazarı Mümtazer Türköne :
Gerici profesörler
"Başörtüsü yasağının kaldırılması yolunda ilerlerken üniversite canibinden gelen sesler, sadece bireysel özgürlükleri düşman olarak gören bağnazlığı değil, bilim dünyasının ne ölçüde çağdışı bir cenderenin içine sıkıştığını da gösteriyor. Üniversiteler özgür bilimin mekânları değil, bağnazlığın kaleleri haline gelmiş. Tıp profesörlerinin (rektörlük makamının aydınlığında) sosyolojik analizler yaptığı, hukuk yorumlarında bulunduğu; Cumhuriyet tarihinin faşizan yorumlarının arkasına sığındığı bir üniversite elbette başörtülü genç kızlarla birlikte bilimi de kapıdan içeri sokmaz. "
BUGÜN GAZETESİ YAZARI GÜLAY GÖKTÜRK :
Düzelteyim derken bir çuval inciri berbat ettiler
"Açık söyleyeyim, bu iş artık hepten traji-komik bir hal aldı. Koca koca hukukçular, koca koca partiler, hükümet, STK `lar oturmuş baş bağlama modelleri belirliyor, fiyonklu mu olsun, iğneli mi diye kavga ediyorlar. Ve ne kadar ibret verici bir durum ki, bazı genç kızlar, dinlerini kendi seçimleri olarak ve kendi yorumlarıyla yaşamak; yaşayış biçimlerini kendilerine göre modernleştirmek; kendilerini "anneannelerinin" geleneksel tutumundan ayırmak isterken, yöneticileri onlara ille geriye gidip anneanneleri gibi olmaları talimatını veriyor. Peki devlet neden Müslümanın ancak "anneannelerimiz gibisi"ni seviyor dersiniz? Çünkü bu Müslüman kadın tipi kamu alanını Kemalistler `e bırakıyor da ondan... Bu Müslüman tipi, aynı zamanda itaatkarlığı, kanaatkarlığı, devlete kayıtsız şartsız biat etmeyi, onun kurallarını sorgulamamayı sembolize ediyor da ondan... Bu Müslüman tipi "anakronik bir tip" ve bir anlamda tesettürün tarihin sahnesinden yavaş yavaş çekilişini sembolize ediyor da ondan... Devlet, geleneksel Müslüman kadın tipinin zaman içinde evrilmesini, farklı bir örtünme biçimiyle modernizme eklemlenmesini kendi modernleşme projesinin iflası olarak görüyor da ondan... Totalitarizm böyle bir şeydir işte. Can çıkar, totalitarist huy çıkmaz. Ruhlara öyle bir işler ki, bir tarafını düzelteyim derken öbür taraftan bozarsın; reform yapayım derken öyle bir kural koyarsın ki bir çuval inciri berbat edersin... "
Akademisyenlerin özgürlük manifestosu !
"www .universitedeozgurluk.blogspot.com" internet sitesinden `özgürlük manifestosu` yayınlayan öğretim üyeleri istisnasız her ülkede olduğu gibi üniversitelerimizde de kılık kıyafet serbestliğinin hiçbir din, inanç , düşünce, ırk, grup ve cinsiyet ayrımı yapılmadan tanınması gerektiği belirtti. Özgürlükçü akademisyenlerin bu girişimine destek çığı gibi büyüyor. Üniversite tarihinde bir ilk olan bu girişime destek veren öğretim üyelerinin sayısı şu saatlerde 1300`ü geçmiş durumda. Özgürlük manifestosuna öncülük eden akademisyenler, imza sayısının kendilerinin bile tahmin edemediği bir hızla arttığını ve 2 bini geçeceğini söylüyor.
Tek kişilik eylem!
Mersin’de bir vatandaş düzenlediği tek kişilik eylemle başörtüsüne destek verirken, yasağın kalkmasına karşı çıkan rektörleri protesto etti. Mustafa Ongun adlı vatandaş, "Başörtüsü ile uğraşan rektörlere hayır" şeklinde slogan attı. Ongun , "Ey tuzu kurular" başlıklı pankartında ise "Siz rektör müsünüz, provokatör mü? Aydın mısınız kör mü? Türk milleti misiniz, düşman mı? Demokrat mısınız, diktatör mü?" diye sordu.
Milli Gazete