Kırıkkanat, Şahin Filiz'e katıldı

Dindarları aşağılayan yazılarıyla bilinen yazar, Şahin Filiz’e sahip çıktı

Araplaşan Türkler... 

 

René Grousset, 1946 yılında yayınladığı “Tarihin Bilançosu” kitabında, Türk ve Moğol boylarının göçebe yaşamı sürdürdükleri Orta Asya steplerinden yerleşik toplumların yaşadıkları Asya topraklarına yaptıkları istila dönemini anlatırken şöyle bir yorumda bulunur:

 

“Türk ya da Moğol ırkı zeki, dengeli, pratik yeteneklere sahip ve steplerin katı gerçekleriyle yoğrulup, yönetmek için yaratılmışlardı. Çoğunlukla yozlaşmaya yüz tutmuş yerleşik toplumlar, bu göçebelerin saldırılarına uğradıklarında vurgun yemişcesine sersemleyip boyun eğiyorlardı. Türk/Moğol göçebe kente giriyor ve katliam yatıştıktan sonra yendiği hükümdarın yerini hiç güçlük çekmeden dolduruveriyordu. En tantanalı tahtlara bile çekingenlik duymadan kuruluyordu. Bir bakıyorsunuz Çin’in Büyük Hakanı, Pers Kralı, Hindistan İmparatoru, Rus Sultanı oluvermiş. Hemen uyuyordu yeni ortamına. Pekin’de yarı Çinli, İsfahan ya da Rey’de Acem oluveriyordu.”

 

Kuşkusuz göçebeliğin tanımı da zaten budur ve söze dayalı bir kültürün, askeri anlamda yendiği yerleşik uygarlığın yazılı kültürü içinde erimesi kaçınılmazdır.

Ortak toplumsallığı yalnızca özgün bir dile, Türkçeye dayalı Türkler, kültür köklerinden en çok Osmanlı döneminde uzaklaşmış, dilinin arılığını bile koruyamamış, İslami Hilafet’in bayraktarlığında resmi ve okul dili bile ne Arapça ne Farsça ne de Türkçe olan ve Osmanlıca diye bir Müslüman “Esperanto”suna uyarlanmıştı.

Bugün, “Osmanlı fethettiği topraklarda yerel halka kültürel baskı uygulamadı” diye övünüyoruz ya, gerçek o ki Osmanlı’nın yendiğine bastırabileceği üstün bir kültür yoktu ortada!

 

***

René Grousset, yine aynı kitapta Osmanlı’nın Avrupa fethi konusunda: “Amacım, İslam uygarlığını yermek değil. Örneğin İspanya, büyüklüğünün bir bölümünü İslamiyet’e borçludur. Türkleri de kötülemek değil. Ankara Cumhuriyeti, zincirlerinden kurtulan Türk halkının neler yapabileceğini gösterdi bize. Ama -Kemalist dostlarımız bize hak vereceklerdir- 15. yüzyılda Osmanlıların Avrupa topraklarına getirdikleri tek yenilik, kültürel gelişimin kesinkes durmasıdır, o kadar.

 

Osmanlı rejiminin egemen olduğu Hristiyan ülkelerinde tüm özgür düşün, bilimsel ve entelektüel gelişim, uzun süre dondurulmuştur. Toplumlararası bilimsel alışveriş tıkanmıştır. Siyasal kurumlar en ilkel despotizmin üstüne yükselememişlerdir. Avrupa halklarının bir bölümü, Avrupa’dan bıçakla kesilir gibi koparılmıştır. Rönesans hareketlerine katılabilecek birikimli halklar, Necef bedevilerinin, Kürt partizanların ya da Kırgız çobanların düzeyinde kalmaya mahkûm olmuşlardır” diyor.

***

Benim de bu satırları aktarmaktan amacım, büyük bir tarihçi olan René Grousset’nin 1946’da yazdıklarını mutlak doğru diye sunmak değil.

Ama en azından Anadolu tarihinde görünen o ki, İslamiyeti kabul ettikten sonra bu dinin en insancıl, özgürlükçü ve eşitlikçi yaklaşımını Alevilikle yakalayan Türklerin, Hilafet bayraktarlığından öteye Aleviliği ezerek ve Alevilere günümüze kadar süren bir ayrımcılık uygulayarak Sünniliği devlet dini kabul etmesinden öteye Araplaşma süreci başlamıştır.

 

Bu süreci Atatürk devrimleri ve laik Cumhuriyet durdurdu. Atatürk, dağılan Osmanlı ümmetinden bir Türk milleti yaratmak için tek ortak harcımız, biricik özgün kültür aracı, dolayısıyla kimlik paydamızın Türkçe olduğunu biliyordu. Türkçeyi yabancı sözcüklerden arındırmaya harcanan çaba, Güneş Dil Teorisi, Türk Dil Kurumu, hep bu saptamanın sonuçlarıydı.

 

Türkçeye dayalı Türk kimliği, 1932’de ezanın Türkçe okunmasıyla taçlandı.

16 Haziran 1950’de ezanın yeniden Arapça okunmasıyla, aslında Anadolu Türklerinin Araplaşması kaldığı yerden, karşı devrim de böylece başladı. AKP iktidarı, işte bu karşı devrimin taçlanmasıdır.

 

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Doçenti Dr. Şahin Filiz’in, Türkiye’nin Araplaştığına dair yaptığı kapsamlı analizin her kelimesine katılıyorum ve AKP iktidarında hakkında soruşturma açılmasına hiç şaşırmıyorum.

Y. N: 21.12.2007 tarihli “Gitmeyen Gönderilir” başlıklı yazımda sözünü ettiğim Kanuni Sultan Süleyman değil II. Beyazıd olmalıydı, yanlışımı düzeltir özür dilerim.

 

Mine G. Kırıkkanat-Vatan

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı