27 Temmuz 2005 tarihinde Mine G. Kırıkkanat, Radikal gazetesindeki köşesinde bir yazı yayınlamıştı. Yazısının en can alıcı satırları şöyleydi: "Don paça soyunmuş adamlar geviş getirerek yatarken, siyah çarşaflı ya da türbanlı, istisnasız hepsi tesettürlü kadınlar mangal yellemekte, çay demlemekte ve ayaklarında ve salıncakta bebe sallamaktadırlar. Her 10 metrekarede, bu manzara tekrarlanmakta, kara halkımız kıçını döndüğü deniz kenarında mutlaka et pişirip yemektedir. Aralarında, mangalında balık pişiren tek bir aileye rastlayamazsınız. Belki balık sevseler, pişirmeyi bilseler, kirli beyaz atletleri ve paçalı donlarıyla yatmazlar, hart hart kaşınmazlar, geviş getirip geğirmezler, zaten bu kadar kalın, bu kadar kısa bacaklı, bu kadar uzun kollu ve kıllarla kaplı da olmazlardı!"
Mine Kırıkkanat, Anadolu'da çok bilinen bir deyimdeki gibi, civciv yumurtadan çıkmış, kabuğunu beğenmemiş pozisyonundaydı. (Bu yazıya bir çok yazar cevap verdi.Tutanak) Kırıkkanat, yazısında halka hakaret ettiği için olayın bir de hukuki yönü vardı. Yeni Ceza Kanunu'nu hazırlayanlardan İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adem Sözüer, Kırıkkanat hadisesi için şunları anlatıyordu: "Bu tür aşırı görüşler de olsa kamu güvenliği bakımından bir tehlike doğmadığı sürece bir hukukî şey başlatılması taraftarı değilim. Çok ağır eleştiriyorum söylediklerini. Irkçı olduğunu, düşmanlık olgusu yarattığını söylüyorum. Ama hukukî bir şey için kamu güvenliğinin tehlikeye düşmesi gerekir, ceza hukuku bakımından."
Kırıkkanat, yazıda kişi belirtmediği, genel ifadeler kullandığı için kişisel olarak açılacak hakaret davalarının sonuçsuz kalacağını düşünen hukukçu Kezban Hatemi ise burada ancak bir savcının devreye girip, Türklüğe hakaretten olayı bir yere getirebileceğini söylüyordu. Hatemi, Ceza Kanunu'nda, halkın diğerine karşı 'kin ve nefret'ile başlayan madde dolayısıyla anayasal bir suç işlenmesi nedeniyle de dava edilebileceğini ifade ediyordu. Ancak orada da "Ben Türkiye'ye demedim." diye savunma yaparak durumu kurtarmak mümkündü. Ancak Kezban Hatemi mahkeme yoluyla bu işin çözülmemesi gerektiğini de vurguluyor. Çünkü yazarı büyütmenin bir anlamı olmayacağını dile gelirtiyor.
Hüseyin Hatemi onunla ilgili olarak önemli bir notu şöyle aktarıyor: "Hangi üniversite olduğunu şimdi tam bilemeyeceğim ama bir üniversitenin daveti üzerine, baş örtüsü ve laiklik konusunda yapılan bir açık oturumda 'Biz zaten Allah'ı kamu alanından çıkartmak, hatta kovmak istiyoruz'demişti."
Birkaç yıl önce de Fransız TV5 kanalında Afrikalı Müslümanlarla İslam hakkında bir açık oturuma katılmış ve 'İslam yanlış anlaşılıyor'tartışması üzerine Kırıkkanat sıranın kendisine geldiği zaman "Bu kadar yanlış anlaşılan bir din yanlıştır" demiş ve büyük bir zafer kazanmışçasına, elini masaya vurmuştu. Ancak Afrikalı Müslümanlar gerekli cevabı verince, o da geri çekilmek durumunda kalmıştı.
Tartışmak ve bazı kesimlere saldırıda bulunmak için hiçbir fırsatı kaçırmayan yazarın, en önemli icraatı ise şüphesiz, 28 Şubat sürecinde General Çevik Bir'e söyledikleri olmuştu. 4 Ağustos 2005 tarihli Hürriyet gazetesinde Hadi Uluengin'in üstü kapalı geçtiği 'dehşet laikçi talep'in sırrı, Radikal yazarının, çevresine övünçle bahsettiği, generale söylediği "Öyle bir silin ki, izi kalmasın." cümlesindeydi. Aksiyon
Mine Kırıkkanat kimdir?
Ankara'da doğan ve asker kızı olan Mine Kırıkkanat, Notre Dame de Sion Kız Lisesi ve İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü mezunu. Cumhuriyet ve Milliyet'te çalıştı. İspanya'da altı yıl kaldıktan sonra halen yaşadığı Paris'te görev yapmakta olan Mine G., Radikal gazetesinde köşe yazmaya da bu süreçte başladı.
Üç evlilik geçiren ve bunlardan bir çocuğu olan Kırıkkanat, yakın çevresinin izlenimlerine göre Fransız eşiyle, bu ülkenin pasaportunu almak için evlenmişti. Çünkü, görgü şahitleri onun, 'Fransız pasaportunu aldığı gün sevincinden havalara zıpladığını'anlatıyordu.
Her zaman güçten yana ve gözü kara birisi olan yazar, evlendiği Solmiyer soyadlı eşinin evini elinden almış, ancak daha sonra kendisinin vergi dairesi ile yaşadığı bir mesele yüzünden bu evi kaybetmişti.