Konya Vakıf Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Opr. Dr. Kazım Gemici yaptığı açıklamada 40 yaşını geçen, sık doğum yapmış ve aşırı kilolu bayanlarda safra taşlarının oluşma riskinin yüksek olduğunu belirtti.
Opr. Dr. Gemici, safra taşı rahatsızlığı belirtilerinin olmadan da tanı ve teşhisinin ultrasonografi sayesinde yapılabildiğine dikkat çekti. Özellikle kırk yaşını geçen sarışın, çok doğum yapmış, aşırı kilolu bayanların safra taşı oluşması riski altında bulundukları uyarısını yapan Opr. Dr. Gemici, “Yumurta gibi yağlı yiyecekler yendiğinde karın sağ üst bölgesinde ağrı oluşan hastada büyük ihtimalle safra yolunu ilgilendiren bir rahatsızlık söz konusudur. Safra taşları, kesede sessiz kaldıkları veya safra kanallarını tıkamadıkları sürece genellikle belirti vermezler, iştahsızlık, hazımsızlık, midede yanma, gibi belirtiler çoğu zaman mide şikayetleriyle karışır. Bu taşlar safra akışına kapılarak safra kanallarından geçmeye çalışırlar. Boyutları elverirse bunu başarırlar ancak büyük olanlar safra yollarını tıkarlar. Safra kanalının tıkanması veya kesede iltihaplanma gibi komplikasyonların gelişmesi durumunda ateş, titreme, bulantı, kusma, mide ağrısı, sağ omuza vuran ağrı ve tıkanma sarılığına neden olurlar. Bu durumda tedavileri aciliyet kazanmış olur” dedi. Ultrasonografinin yaygınlaşmasıyla safra taşlarının genellikle belirti vermeden teşhis edildiğini ifade eden Opr. Dr. Gemici, “Fakat kesede sessiz duran taşların ne zaman problem olacağını bilmek genellikle mümkün değildir. O yüzden safra kesesinde taş tespit edilen hastaların yukarıdaki saydığımız nedenler yok ise hangisine müdahale edileceği konusunda fikir birliği yoktur. Genel yaklaşım safra taşı tespit edildiğinde cerrahi müdahale yapılması yönündedir” diye konuştu. Ameliyat tekniği olarak açık ve kapalı yöntemin bulunduğuna değinen Opr. Dr. Gemici, daha sonra şunları söyledi: “Dünyada kabul gören yöntem kese loju ve alan uygunsa kapalı yöntemdir, ancak kapalı olarak yapılamayacağı görülen kese operasyonlarında ameliyat esnasında açık yönteme dönülebilir herhangi bir sakıncası yoktur. Kapalı ameliyat olan hastalar genellikle bir sorun çıkmadığı takdirde 6 saat sonra beslenip, ertesi günde taburcu edilmekte bir hafta içerisinde de işlerinin başına dönmesi mümkün olmaktadır. Açık ameliyatta ise yara iyileşmesi 10 güne kadar gecikmekte işe dönüş ise 20 günü geçebilmektedir.”