Fatih Altaylı/Habertürk
Başbakan Erdoğan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Özkök'e gönderilen imzasız uyarı mektuplarını yayınlayarak Ergenekon'u başlatan gerçek belgeleri ortaya çıkardık. Şimdi de yine Ergenekon iddianamesinden ilginç bir ayrıntıyı sunuyoruz.
Bu ayrıntıda, Özden Örnek'in günlükleriyle, Şener Eruygur ve Levent Ersöz'de bulunan bazı dokümanların büyük paralellik gösterdiği görülüyor. Ayrıca 2003 yılının Aralık ayında Genelkurmay'da yapılan bir toplantıda ciddi ciddi darbe tartışmaları yapıldığını görüyoruz.
ERGENEKON iddianamesinin ek klasörlerinde yer alan, Org. Şener Eruygur ve Levent Ersöz'den ele geçirilen belgeler Örnek'in günlükleriyle birebir örtüşüyor. Örnek'in YAŞ'a hazırlık toplantısında geçtiğini yazdığı konuşmalar, Org. Şener Eruygur'dan ele geçirilen belgelerde de aynı metinle yer alıyor. Komutanların konuşmalarının Ersöz'ün ekibi tarafından toplantı sonrası deşifre edilerek bilgi notu şeklinde dağıtıldığı ve Örnek'in günlüklerine de aynı notlardan aktarıldığı anlaşılıyor. Söz konusu notlarda komutanların AKP'ye yönelik görüşlerini dinleyen Genelkurmay Başkanı Özkök, muhtıra vermeyi düşünmediğini belirterek toplantıyı bitiriyor.
Örnek'in günlüklerinde "AKP hükümetine karşı, bu hükümeti demokratik kurallar içerisinde zayıflatmak için neler yapılması gerekiyorsa hepsi düşünülmüş ve uygulamaya geçmişler. Hayranlıkla dinledim. Alınacak tedbirler içerisinde afiş asmaktan gazetelerde ilanlar vermeye kadar değişen birçok hal tarzları vardı. Bu çalışmaya 'Cumhuriyet Platformu' ismini vermişler" diyerek bahsettiği Cumhuriyetçi Çalışma Grubu'nun Kara Kuvvetleri Komutanlığı'nda yaptığı sunum da Levent Ersöz'den ele geçirilen belgeler arasında.
Sunumda, Jandarma Genel Komutanı'nın emri doğrultusunda kurulduğu ve bizzat kendisi tarafından denetlendiği belirtilen Cumhuriyetçi Çalışma Grubu'nun kuruluş gerekçeleri şöyle açıklanıyor:
Yıkıcı, bölücü ve irticai unsurlara karşı toplumsal refleksi harekete geçirmek,dezenformasyonla mücadele etmek, özel istihbarat bilgilerini üretmek, kullanmak ve arşivlemek, kurum kimliği altında yapılması mahzurlu olan ve fakat yapılması gereken eylem ve faaliyetleri organize etmek!
Yasal dayanağı olmayan bu kuruluşun Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nda yaptığı sunum ve devam eden bölümlerde sivillerle yapılan toplantı notlarıyla netleşen tablo; askerin sivili kullanarak, askeri planlamayla, Cumhuriyetçi çalışma grubu öncülüğünde ve organizasyonuyla hükümeti zayıflatmak amaçlı bir dizi legal ve illegal eylemler planladığı..
Bütün bu bilgiler ortaya dökülünce haklı olarak Böyle bir soru çıkıyor: Bu toplantı yapıldı mı? Ersöz böyle bir sunum yaptı mı? Adı geçen komutanlar kendilerine atfedilen bu konuşmaları kabul ediyor mu? Önceki gün yayınladığımız mektuplarda iddia edildiği gibi, Danıştay saldırısından HrantDink cinayetine uzanan eylemlerle bu girişimler arasında örgütsel bağlantı olduğu somut olarak delillendirilirse, Ergenekon Davası demokrasiye karşı
yöneltilmiş girişimlere karşı sivil dönemde sivil yargı tarafından açılmış en önemli dava haline gelecek.
ÖZKÖK KARŞI ÇIKMASAYDI DARBE OLACAK MIYDI?
Belgelere dayalı bu süreç dikkatle incelendiğinde anlaşılan, askerin darbe planını eyleme dönüştürememesinin ana nedeni Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök. Darbe yanlısı komutanlar, muhtıra vermeye bile karşı çıkan Özkök’ün kendilerine karşı hükümetle işbirliği içine girebileceğinden endişe ediyorlar.
Aslında komutanların birbirlerine bile güvenmedikleri de anlaşılıyor. Kariyer hesapları (Büyükanıt’ın o dönem darbe olsa Genelkurmay Başkanı olamayacağı vb.) gibi kaygılar da devreye girince “Birşeyler yapmak lazım, geç kaldık” gibi konuşmalar yapan komutanlar hiçbir şey yapamadan doğal süreç içerisinde eleniyor. Görev süreleri doluyor, emekli oluyorlar vs. Ama onları elemek için yapılan herhangi bir eylem de yok.
Ve emekli olmalarının ardından da ortalık süt liman oluyor. Tabii bir de sürekli olarak ikinci sınıf akademisyenler, ikinci sınıf bürokratlar, ikinci sınıf siyasetçiler, ikinci sınıf gazeteciler gibi sivil kesim tarafından dolduruşa getirilmişler; ‘siz bir Bey yapmazsanız kim yapacak?’ şeklinde.
ÖNEMLİ NOT: Sarıkız, Ayışığı ve Kadife Eldiven planları, grafikler olarak 2. iddianamenin ekindeki 176’ıncı klasörün 121’inci sayfasından başlayan power point sunumlarda var. Burada kod isimlerle Özkök- Yetim, Erdoğan-Gemi Kaptanı vs adlandırılarak eylem planları grafikle anlatılmış.
HABERTÜRK SORUYOR: KOMUTANLAR KENDİLERİNE ATFEDİLEN BU KONUŞMALARI KABUL EDİYOR MU?
ŞÜKRÜ SARIIŞIK: MGK Genel Sekreteri
Bizim çok fazla zamanımız kalmadı. Onların icraatlarının demokrasi ile önlenmesi mümkün değil. Alternatif lazım. Kamuoyunun bizden beklentisi var. Çoğunluğun hakkını gasp ediyorlar. Erbakan kararı onları rahatlatmıştır. (Bugün Yargıtay Necmettin Erbakan’ın sahtecilik suçundan verilmiş olan iki buçuk yıla yakın hapis cezasını onadı.)
İLKER BAŞBUĞ: II.Başkan
Tablo kötü ama umutsuz olmaya gerek yok. Mart ayındaki seçimler önemli. Stratejimizin büyük kısmı yerel seçimlerden önce yapılmalı. Aksi halde işimiz zorlaşacaktır. Eylem planımızın tek zorluğu acaba toplum bu konuyu ne kadar biliyor? En önemli nokta bu. Acaba ne kadar insan bu durumun bu kadar vahim olduğunun farkında? Halkın desteğini almaksızın bir eylem planı yapmak önemli değil. Durum tespitini kamuoyuna nasıl yansıtacağız? Çeşitli kişiler ile görüşüyoruz. Ama adamlarımızı iyi seçmeliyiz. Halk daha hazır değil.
İBRAHİM FIRTINA: Hava Kuvvetleri Kom.
Eylem planın amacı anayasayı korumaktır. Takdimde TSK’nin eylem planını tek başına yapamayacağını belirtmek bir zafiyettir. Bu cümleler kayıtlardan çıkarılmalıdır. Cumhurbaşkanı ile müşterek hareket edip parlamento Cumhurbaşkanı tarafından feshedilmelidir. Yeniden anayasa yapılmalı ve bu anayasaya kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. Ayrıca ABD, Fransız anayasalarında da benzer maddeler var. Bu hükümetle olmaz. Hukuki şartlar müsaittir. Gereken yapılmalıdır. Cumhurbaşkanı’nın yetkileri vardır.
AYTAÇ YALMAN: Kara Kuvvetleri Kom.
Söylenecekler söylendi. Kendimi suçlu hissediyorum (Genelkurmay Başkanı bu söz üzerine ‘neden kendini yalnız sorumlu hissediyordun’ diye sordu) Yalnız kendim değil siz de benim kadar sorumlusunuz. Buradaki diğer arkadaşların sorumluluğu bizden sonra gelir. Zamanı boşuna geçirdik. Benim önerim hemen ve gecikmesiz eylem planına başlamak. Seçimden önce muhtıra vermeliyiz.
HİLMİ ÖZKÖK: Genelkurmay Başkanı
Teşekkür ederim herkesin aynı- fikirde olması güzel. Ben yüzde 80’i ile aynı fikirdeyim. Ama katılmadığım noktalar var. Açık konuştuğunuz için hepinize teşekkür ederim. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükümet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz... (Bu toplantı bence tarihi bir toplantıydı. Genelkurmay Başkanı’na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi. O da yalnız kaldığını anladı. Görüntüye rağmen direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç. Zira böyle bir toplantı yapmakla kendisi de geri
dönemeyecek bir yola girdi.)
ÖZDEN ÖRNEK: Deniz Kuvvetleri Kom.
Takdimde yapılan durum tespiti dışında ben de bir durum tespiti yaptım, Burada bulunan herkes aynı fikirde. Bu bence en önemli konuydu, TSK zaman ile zemin kaybetmektedir... Ilımlı İslam diye bir şey Türkiye için mevzuubahis değildir. Sakınmamız gereken en önemli konu bundan sonra aleyhimizde dinsizler propagandasının yapılmasıdır. Böyle bir tutum ile karşılaşırsak süratle ve kararlı bir şekilde cevap vermeliyiz. AKP’nin attığı her adıma aynı şiddette ama çok kararlı olarak cevap vermeliyiz. Ben bunların bölüneceğine inanmıyorum ve bundan sonraki seçimi de kazanacaklardır. O zaman geç olacaktır.
ŞENER ERUYGUR: Jandarma Genel Kom.
Söylenecekler söylendi. Sadece bir iki konu ilave etmek istiyorum. Her şey elden gidiyor. Örneğin Emniyet teşkilatı Jandarma ile yarışıyor ve onu kötüleyerek yükselmeye çalışıyor Ayrıca WEB sayfası açmışlar ve başbakanı destekliyorlar. Suriyeli aracılar son olayda emniyete daha sıcak ve yakın davrandılar. Bizden bilgi saklıyorlar.
KOMUTANLAR DARBE PLANI İLE İLGİLİ GÖRÜŞLERİNİ AÇIKLIYOR
HURŞİT TOLON:
Bu iktidar ne olduğunu ortaya koydu. Ancak takiyeye başvuruyor Arkasında ABD, AB var. Bunlar Ortadoğu’yu 1915’te yaptıkları gibi şekillendirmek istiyorlar. Bu hükümetten öncelikli tehdit bölücülük, sonra irticadır. İrtica bunların devlet yapısı içersindeki kinin ifadesidir Seçimden önce ikaz etmezsem önümüze aşamayacağımız bir engel çıkacaktır. Halk bize sırtını çevirmez. Bu iktidarın alternatifi var mı? Şu anda yok gibi görünüyor. Muhalefete bu konu anlatılmalıdır.
YENER KARAHANOĞLU
Pozitif eylem için neredeyiz. Acaba geç mi kalıyoruz? İcraatlarının izlenerek sonuçlarına göre karar vereceksek, geç kalabiliriz. Onlar nasıl tam demokrasiyi kullanıyorlarsa biz de onlara tam demokrasi ile mukabele etmeliyiz. Yani azınlık olarak çoğunluğa hükmedemeyeceklerini anlatmalıyız. Bir yol olarak AKP dışındaki tüm partiler bir cephede birleştirilmelidirler. Kadrolaşma benim olduğum bölgede % 90 oranında gerçekleşmiştir. Daha başka kadrolaşma beklemeye gerek yoktur.
FARUK CÖMERT
AKP yerel seçimleri kazanırsa TSK’ne karşı daha da küstahlaşabilir. Bu hükümet amacına ulaşabilmek için batıya daha fazla taviz verebilir, dolayısı ile haklarımızı da kaybedebiliriz.