MÜSİAD ve TÜMSİAD Konya şubeleri AK Parti hakkında açılan kapatma davasını yazılı açıklama yaparak eleştirdiler.
MÜSİAD Konya Şubesi, AK Parti'nin kapatılması ve 71 üyesine siyasi yasak getirilmesi talebini içeren parti kapatma girişimine yönelik olarak bir açıklama yaptı. Dünya ekonomisinin büyük bir çalkantı ve belirsizlik içinde olduğu şu ortamda iç ve dış yatırımlar, üretim, tüketim, istihdam, döviz ve para piyasaları dengesini tehlikeye atacak ve daha da önemlisi kamuoyundaki demokrasi ve hukuk devleti inancına gölge düşürecek bu girişimin tasvip edilmesinin mümkün olmadığını ifade edilen açıklama şöyle: AK Parti’yi kapatma girişimi ülkemizde halkın iradesine ve demokratik kazanımlara büyük zararlar verebilecek, demokratik açıdan sağlıksız bir gelişmedir. Her ne olursa olsun demokratik hukuk sistemi özenle korunmalıdır. Hukukun siyasi mücadelelere ve ideolojik amaçlara alet edilmemesinin hepimiz için hayati bir önemi olduğu her kesim tarafından unutulmamalıdır. Parlamento seçimleri ile ortaya çıkan millet iradesi, bu girişimle hiçe sayılmış ve demokrasiye karşı büyük bir haksızlık yapılmıştır. Özgürlükçü hukuk anlayışına dayanmayan değerlendirmeler sonucunda hazırlanan ve gerçekte siyasal erk mücadelelerine araç olan parti kapatma girişiminin, Anayasa Mahkemesi’nden en kısa zamanda geri döneceğini kuvvetle ümit ediyoruz. Hukuk sistemimiz kararları ile tartışmalı olmaktan çıkarılmalıdır. Bu konuda en büyük görev de yine yargıya düşmektedir.
Atılan bu adımla; Türk demokrasisi, çoğulcu parlamenter rejim, millet iradesi, ülke ekonomisi ve dış politika ne yazık ki ağır bir yara almıştır. Buna sebep olan kurum ve şahısların keyfi sayılabilecek tutum ve davranışlarını önlemek için gerekli hukuki ve idari düzenlemeler acil olarak gündeme alınmalıdır. Siyasi partilerin açılma ve kapatılma yeri halkın vicdanı ve iradesidir. Rekabet alanı seçimler ve TBMM'dir. Kuvvetler ayrılığındaki dengeyi tamamen alt üst edici olarak seçilmişlerin üzerinde Demokles’in kılıcı gibi kapatma yetkisinin gelişigüzel kullanılmasının önüne mutlaka geçilmelidir. Çok istisnai olması gereken bir yetkinin siyasi tarihimizde bu denli sık kullanılması neredeyse darbelere eşdeğer menfi etki yapmaktadır.
Ülkemiz dünyanın 17. büyük ekonomisine sahiptir. Son yıllarda ülkemiz diğer ülkelerle her alanda başarılı bir şekilde rekabet edebilecek düzeye gelmiştir. Dünya ekonomisinin büyük bir çalkantı ve belirsizlik içinde olduğu şu ortamda iç ve dış yatırımlar, üretim, tüketim, istihdam, döviz ve para piyasaları dengesini tehlikeye atacak, halkın refahını ve iş durumlarını baltalayabilecek böyle bir yanlışı tasvip etmiyoruz. Bu gelişmeler karşısında siyasi partilerin, iş dünyası kuruluşlarının, sivil toplum kuruluşlarının, medyanın ve sağduyulu hukuk adamlarının "demokrasi ve millet iradesi" adına bir araya gelerek bu vahim yanlışın karşısında yer almaları gerektiğini düşünüyoruz. 85 yıllık geçmişe sahip devletimizde cumhuriyet ve laiklik ilkesini tartışma odağı olmaktan çıkartıp, demokrasi ve özgürlüklerin geliştirilmesi için tüm kesimlerin elbirliğiyle çalışmaları gerekir.
TÜRKİYE’NİN KAYBEDECEK ZAMANI YOK
TÜMSİAD Konya Şube Başkanı Metin Nalvuran AKP’ye açılan kapatma davasını ibretle ve üzüntüyle izlediklerini belirterek, “Davayı üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz. Türkiye bu görüntüyü hak etmiyor. Biz demokratik bağlamda yeni kazanımlar, yeni açılımlar ve 21. yüzyıla yakışan vizyonlar hedeflerken millet iradesinin bu şekilde payimal edilmesi hukukun üstünlüğü ilkesiyle bağdaşmıyor” dedi
Türkiye’nin bir dakika, hatta bir saniye bile kaybedecek zamanı olmadığını kaydeden Nalvuran “Türkiye yaklaşık 5 senedir bir istikrar görüntüsüne kavuşmuştur. Bu dönem içerisinde yapılan seçimlerde millet tek parti ve istikrar arzusunu ortaya koymuş; Cumhurbaşkanlığı seçim süreci ile başlayan genel seçimlerde millet yüzde 47 oranında bir tercihle iktidarı belirlemiştir. Öte yandan bu seçimler TBMM’nin yüzde 80’lik dilimde halk iradesi tarafından temsil edildiği bir süreç olmuştur. Hal böyleyken iktidar partisinin geniş halk kesimlerinin taleplerine cevap vermek ve din ve vicdan hürriyetini genişletmek yolunda aldığı kararların önünü kesmek amacı sezilen böyle bir girişimin ne demokrasi ile ne de hukukun üstünlüğü ile bir bağlantısı olamadığını düşünüyoruz. Türkiye son dönemde demokratik hak ve talepler açısından çağdaş ülkeler seviyesine tırmanma azmindeyken böyle süreçler ülkemize ayak bağı olmaktan ve zaman kaybettirmekten başka bir işe yaramaz” diye konuştu. Nalvuran ülke gündeminde konuşulması gereken şeylerin ekonominin gidişatı, dünya çapında dalgalanmalar ve bunlara karşı içeride alınması gereken önlemler olduğunu ifade ederek şöyle devam etti: Türkiye’nin yönünü tersine çevirmeye çalışan bu tür girişimlerin ne millete ne çağdaşlık ülkümüze bir faydası yoktur. Türkiye durağan ekonomik yapısı ve sıkıntıda olan KOBİ’lerin çözüm bekleyen vizyonlarıyla çok zorlu bir süreçten geçmektedir. Piyasalar tedirgin, piyasalar güven bunalımıyla karşı karşıyadır. Böyle bir ekonomi perspektifinde siyasetin hukuk kanalıyla dizayn edilmeye çalışılması piyasaların güven bunalımını tetikleyecek bir unsur gibi ortaya çıkmıştır. Türk demokrasisi ve çağdaş hukuk adına üzüntü içindeyiz. Umarız bu süreç demokrasimiz açısından en az kayıpla telafi edilir.
Memleket