Haşim Kılıç'ın bilinmeyen yönleri

Tebrik mesajları ve çiçek yağmuruna tutuldu. Eyüp Can'dan bir Haşim Kılıç potresi...

Eyüp Can / Referans

 

Bir Haşim Kılıç potresi...  

 

Öyle ki makam odası botanik bahçesine dönüşmüş!

Meğer odada kalanlar gelenlerin yarısı bile değilmiş. Birkaç kamyon çiçek çoktan uygun yerlere gönderilmiş.

İstanbul gazetecisi olarak ben protokol ve hediye işlerinden pek anlamam.

Bu yüzden Ankara Temsilcimiz Erdal Sağlam'la birlikte Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç'ı ziyarete eli boş gittik.

Fakat bir saatlik sohbetten fazlasıyla dolu ayrıldık.

En başta şunu söyleyeyim: Haşim Kılıç gibi özgürlükçü birinin Anayasa Mahkemesi Başkanı koltuğunda oturuyor olması, hem hukuk sistemi hem de biz bireyler açısından çok önemli bir güvence.

 

Biliyorum hakkında bugüne kadar çoğu "haksız ve önyargılı" birçok şey söylendi. 1990'da Turgut Özal tarafından Anayasa Mahkemesi üyeliğine atanmasından muhafazakârlığı ve eşinin baş örtülü olmasına kadar.

Oysa 18 yıllık Anayasa Mahkemesi kariyerinde aldığı kararlara baktığınızda, ona yakıştırılan suçlamaları hiç de hak etmediğini görüyorsunuz.

Okuma-yazma bilmeyen Kırşehirli bir ailenin çocuğu olarak Hacı Hasanlı Köyü'nde dünyaya gelen, Eskişehir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi'ni 1972'de bitirdikten sonra Sayıştay'da denetçi yardımcısı olarak göreve başlayan Haşim Kılıç, doğrudur, yaşam biçimi olarak muhafazakâr.

 

Fakat 18 yıllık kariyerinde aldığı kararlar ve takındığı tutum ona saldıranları utandıracak kadar özgürlükçü ve çağdaş hukuktan yana.

Bir kere Kılıç, iktisatçı geçmişinden dolayı özelleştirmeler dahil birçok tartışmalı konuda serbest piyasadan yana tavır aldı. Tavır almakla kalmadı, özelleştirme konusunda uzmanlaşarak, hem yeni içtihatların oluşmasını sağladı hem de anayasada bulunan özelleştirme karşıtı 47, 125 ve 155. maddelerin değişmesinin önünü açtı.

Şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Tüm idari davalara rağmen eğer Anayasa Mahkemesi'nde Kılıç gibi bu konularda uzmanlaşan biri olmasaydı AK Parti hükümeti bugün 20 milyar dolarlık özelleştirmelerin hayalini bile kuramazdı.

 

28 Şubat döneminde birçokları onu, Refah Partisi ve Fazilet Partisi'nin kapatılmasına karşı kullandığı oydan dolayı eleştirdi.

Oysa Kılıç, "terör bağlantısı" dışında AHİM'nin "şoke edici görüşlere de özgürlük" ilkesine hep sıkı sıkıya bağlı kaldı.

Nitekim bir tek HADEP davasında "terör bağlantısı" gerekçesiyle kapatma yönünde oy kullandı. Şerafettin Elçi'nin Demokratik Kitle Partisi'nin ve Alevi sorunlarını merkez alan Demokratik Barış Hareketi Partisi'nin kapatılmasına da Türkiye Komünist Partisi'nin adındaki "komünist"ten dolayı ihtar almasına da şiddetle karşı çıktı.

Dünya görüşünü lafı hiç kıvırmadan şu şekilde ortaya koydu: "Çağdaş hukuk devletine, dini sorunları bildirenlerin 'laiklik karşıtı', sosyal gruplar için çözüm önerisi getirenlerin de 'Marksist-Leninist' diye suçlanmamasıyla ulaşabiliriz."

 

 

En son 367 kararına "Demokratik hayat yerini kaosa bırakır" gerekçesiyle karşı çıktı. O gün o karara "evet" diyenler bugün dizlerini dövüyorlar.

Ben ona tüm yaptıklarını dikkate alarak "Bu kurumun 'emektarısınız' diyorum; o, nazik bir biçimde ekliyor: "ve hafızası."

"Fakat" diyorum; "binanıza girdiğim andan itibaren beni fazlasıyla rahatsız eden bir şey var."

"Buyurun" diyor.

Ben de Anayasa Mahkemesi Başkanlığı binasına girerken Erdal'la aramızda geçen sohbeti aktarıyorum.

 

Binayı ilk gördüğümde gayri ihtiyari şu tepkiyi verdim: "Bu ülkede hukukun üstünlüğü neden lafta kalıyor, yargıya güven tam olarak oluşmuyor, bunun kanıtı bu bina!"

Gerçekten de öyle. Yolu düşenler 7 katlı beton yığınına uzaktan şöyle bir baksın.

Sakın yanlış anlaşılmasın, bina fetişisti değilim.

Hatta bu ülkede insandan çok binaya yatırım yapıldığını da biliyorum.

Fakat söz konusu olan Anayasa Mahkemesi, yani Meclis'ten sonra "cumhuriyet"in en önemli kurumu.

 

Tamam Amerika'nın Supreme Court'u ya da Fransa'nın Adalet Sarayı'nı beklemiyorum ama bu kadar mı köhne ve çirkin olabilir bir bina!

Haşim Bey güldü. Meğer yıllardır aynı dertten o da mustaripmiş. En çok da yurtdışından gelen yargı mensuplarını ağırlarken mahcup oluyormuş.

Derin bir iç geçirip "neyse" dedi, "29 Ekim'de İncek'te yaptırdığımız kurumumuza yakışır yeni binaya taşınacağız."

Söz verdim, ilk ziyaretçi ben olacağım.

 

Fakat Anayasa Mahkemesi'nin hafızası olarak Kılıç, şu çarpıcı bilgiyi de ekledi: "Sizi rahatsız eden bu bina aslında DİSK'in binasıymış. 12 Eylül'de el konulup Anayasa Mahkemesi'ne verilmiş. Bundan önceki yer iki katlı, dört-beş odalı daha köhne bir yerdi."

Ne diyeyim, demek ki "böyle hukuk devletine böyle Anayasa Mahkemesi binası!"

Başkanla yaptığımız sohbetin haber boyutunu Erdal Sağlam yazdı. Bence en çarpıcı mesajı yeni bir anayasa için hazırlık yapan AK Parti hükümetine.

 

Kılıç, yeni anayasa taslağı üzerinden yapılan rejim tartışması ve üsluptan rahatsız: "Bize henüz sormadılar ama yeni anayasa yapmanın zorlukları ortada. Bu anayasanın yaklaşık 80 maddesi zaten değiştirildi. Değişmesi gereken diğer maddeler somut bir biçimde kamuoyu ile paylaşılsa çok daha kolay sonuç alınır. Tüm bu üslup ve güven tartışmaları da yaşanmaz."

Anayasa Mahkemesi Başkanı prensip olarak yeni anayasa yapılmasına karşı değil fakat bugünkü ortamda bunun daha büyük sıkıntılara yol açmasından korkuyor:

"Bu ortamda yeni anayasa hazırlamak, yeni çatışmalar ve büyük tartışmalar çıkması anlamına geliyor. Açıkçası ben bu tartışmalar yüzünden çok daha kolay yapılabilecek değişikliklerin yapılamamasından korkarım."

Haşim Kılıç'ı bugüne kadar haksız ve önyargılı eleştirenler ne der bilmiyorum ama Başbakan Tayyip Erdoğan botanik bahçesini andıran makam odasından yükselen bu sese mutlaka kulak vermeli!

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı