Bu sene hacca gidecekler için alınacak ücretler açıklandı. Fiyatlar indirileceğine zamlandı. Biz daha önceleri de yazmıştık. Dünyada en pahalı hac yolculuğu bize aitti. Hacılarımızdan hem çok ücret alınıyor, hem de diğer ülkelere nazaran daha kalitesiz hizmet sunuluyordu. Bunun düzeltilmesi gerekliydi.
2002 yılındaki haccımızda bu ücret mevzuunu araştırmış, bu konuyu muhtelif ülkeden gelen hacılarımıza sormuş, kaldıkları otelleri gezmiştik. İşin hülâsası şuydu:
Orta Asya Cumhuriyetlerinden gelen hacılarımız bile bizim hacıların en külüstür yerler için ödedikleri bedelle (o tarihte yaklaşık 1800 dolardı) çok daha lüks ve Harem-i Şerife yakın otellerde kalıyorlardı. Üstelik ücrete üç öğün yemek de dahildi.
Yine yaptığımız araştırmalara göre, bizim hacılarımız dünyanın en pahalı uçak biletini ödüyorlardı. Mesela kampanya ile Amerika'ya gidiş dönüş uçak biletinin yaklaşık bir buçuk misli fiyat ödüyorlardı. (2002 tarihi itibariyle)
O tarihte yaptığımız araştırmalardan sonra kesinleşmiş kanaatimiz şuydu: Birileri hacılarımızı "yolunacak kaz" gözüyle görüyordu. Birileri kesesini dolduruyordu. Bu arada olan bizim gariban insanımıza oluyordu.
Bizim bu tespitimiz hacca gidip gelenlerin müşterek kanaatidir. Hal böyle iken bu sene durup durduk yerde zaten çok pahalı olan ücretlere yüzde 20 zam yapıldı. Niçin böyle oldu? 70 binlik kontenjana 300 bin küsur müracaat olunca, birilerinin iştahı mı kabardı? "Demek ki bu millette para var. Ne kadar alırsak kârdır!" mı denildi?
Rejime göre, hac yolculuğunun diğer turistik seyahatlardan hiçbir farkı yok. Peki öyle de niçin diğer turistik seyahatlara karışılmıyor da, hac işinin her yerine el uzatılıyor, burun sokuluyor? Yok A seyahat acentası olacak, yok illâ havayolu olacak, yok fiyatlar böyle olacak, yok bir defa gitmiş olanlar eşlerine ve ailesinin diğer fertlerine refakat edemeyecek vs...
İşte altını çizerek yazıyorum: Hac ve umre yolculuğuna çıkan bu ülke vatandaşları maddî-manevî mağdur oluyor. Daha doğrusu mağdur ediliyor. Bu işe sebep olanlar, bu mağduriyete göz yumanlar ve seyirci kalanlar vebal altındadırlar. Bu vebal mesuliyet sahiplerini yakar. Fazladan alınan o paralar birilerinin boğazında kalır.
Rejim ve birileri hac yolculuğunu, turistik seyahatten farksız görse de, biz Müslümanlara göre, herşeyden önce bir farzın yerine getirilmesidir ve bir insanın hayatındaki en büyük hâdiselerden birisidir. Bu bakımdan çok ciddiye alınmalıdır.
Bizim metodumuzda, hastalığı söyleyip de tedavi yolunu söylemeden bırakmak yok. Onun için inşaallah yarın da çözüm yolları için tekliflerimizi sıralayacağız.
Burhan Bozgeyik/M.Gazete