Hürriyet yazarı Ahmet Hakan, seçim sonrası ilk yazısını seçim mağluplarına tavsiyelere ayırmış ve halkı aşağılamak isteyenlere gazetedeki köşe komşusu Bekir Coşkun'un "Göbeğini kaşıyan adam" başlıklı çok tartışma yaratan yazısını okumalarını önermişti. Coşkun o yazıda AKP seçmenlerini "göbeğini kaşıyan adam" diye nitelemiş ve AKP'ye oy vermenin cehaletle elele gittiğini ileri sürmüştü. Bekir Coşkun Ahmet Hakan'a cevap verdi. Coşkun eski tezinde ısrarlı olduğunu, seçmen profil anketlerinin kendisini doğruladığını öne sürdü. Buna cevap bugün Ahmet Hakan'dan geldi. İşte Hakan'ın bugünkü, Coşkun'un dünkü yazıları!
Bekir Coşkun’a mektup
ÇOK Sevgili Bekir Bey...
Ne hazin bir tecellidir ki şunca zamandır "sırt sırta yazıyor" olmamıza karşın hálá tanışamadık!
Hani bir zamanlar "apartman hayatı"na yönelik eleştirilerde sıkça kullanılan "Adamlar kapı komşusu ama birbirlerine selam bile vermiyorlar" diye bir klişe vardı ya...
Bizimki de biraz o hesap.
Neyse... Umarım en kısa zamanda tanış oluruz.
Bekir Bey...
Adınız geçtiğinde herkeste olduğu gibi bende de bir "ince saz" çağrışımı uyandırıyorsunuz.
Ben de size "kelimelerin efendisi" diyenlerdenim.
Bazen öyle yazılar yazıyorsunuz ki, "İşte insani duyarlılığın şiiri" diyerek kesip saklıyorum.
Ve fakat Bekir Bey...
Bazen de öyle yazılar yazıyorsunuz ki, o "ince saz" birden susuveriyor. "Dokunaklı şiir"in yerini irkiltici bir anlayışsızlık alıyor.
Hunharca katledilen bir sokak köpeği ya da zalim bir arabanın altında can vermiş zavallı bir kedicik için geliştirdiğiniz o takdire şayan empati duygunuzu, halkımızın büyük bir kısmı için geliştirmediğinizi görmek beni acayip şaşırtıyor.
Israrla diyorsunuz ki:
"Göbeğini kaşıyan adam."
* * *
Hemen anımsatayım:
Bu türden bir yaklaşım yeni bir şey değil Bekir Bey.
57 yıldır her seçim yenilgisinin ardından benzer nitelemeler çıkınlardan çıkartılmış.
Mesela, Çetin Altan’ın rahmetli babası, sizin "Göbeğini kaşıyan adam" dediğiniz adama "Ayak takımı" dermiş.
Mesela, Falih Rıfkı Bey’in tercihi "Kara kalabalıklar" olmuş.
Mesela, İsmet Paşa döneminin ünlü CHP’lisi Cevdet Kerim, "Hasolar, Memolar" diye aşağılamayı tercih etmiş.
Mesela, Metin Toker, "Fasafiso vatandaşlar" nitelemesinde karar kılmış.
Mine Kırıkkanat’ın tanımının "Uzun kollu, kısa bacaklı ve kıllarla kaplı" şeklinde tezahür ettiği hepimizin hafızasındadır.
Siz ise "Göbeğini kaşıyan adam" demeyi uygun görüyorsunuz.
Yanlış anlamayın!
Sizden halk goygoyculuğu yapmanızı, "Halkım ne derse güzel der" demenizi falan beklemiyorum.
Ben de "Halk yüzde 47 dedi / Aldınız mı boyunuzun ölçüsünü" falan diyen densizlere kıl oluyorum.
Ben de yüzde 47’lik oydan, bir haklılık peyda etme girişimine ifrit oluyorum.
Ben de "Söz söylenmez yüzde 47’nin üstüne" tavrından rahatsız oluyorum.
Yani Bekir Bey, halkımızın siyasal tercihini eleştirmek tabii ki hakkınızdır.
Ancak bunu yaparken...
Adamların göbeklerinin büyüklüğünden söz etmeniz, eşek benzetmesi yapmanız, kaşınmaktan dem vurmanız...
Bence sizin gibi ince duyarlılıkların adamına hiç mi hiç yakışmayan budur.
* * *
Ayrıca Bekir Bey...
Siz de çok iyi bilirsiniz ki, "Bir çobanın oyuyla bir profesörün oyu hiç bir olur mu?" şeklindeki görüş, bu zamana kadar çok tartışılmıştır.
Ancak insanlık, bütün bu tartışmaların sonunda "eşit oy" prensibinde karar kılmıştır.
Eğer siz buna karşın...
O eski demode görüşü savunacaksanız...
Her seçimin ardından "Göbeğini kaşıyan adam" tarzı nitelemelerde bulunup kendinizi rahatlatmak yerine, çıkıp açıkça "eşit oy" prensibini tartışmaya açın...
Çıkıp deyin ki:
"Profesörün oyu 6 oy, doçentin oyu 5 oy, doktora çalışması yapanın oyu 4 oy, üniversite mezununun oyu 3 oy, lise mezununun oyu 2 oy sayılsın."
Madem bir çobanın umutlarının, korkularının, kendine özgü doğrularının, beklentilerinin, gelecek tasavvurunun, bir profesörünkinden daha kötü olacağı konusunda eminsiniz...
O halde adamlara "Göbeklerini kaşıyorlar" diye hakaret etmekten vazgeçip...
"Eşit oy" prensibine savaş açın.
Böylelikle çok daha tutarlı bir davranış sergilemiş olursunuz.
Aksi takdirde her seçimde yeni bir hakaret sıfatı bulmak zorunda kalacak ve benim gibi "Her şeye rağmen Bekir Coşkun okuyorum" diyenleri şaşırtacaksınız.
Hadi Oğuz Atay gibi bitireyim:
"Ekmek suyla undan ibarettir / Maruzatım bundan ibarettir."
Ahmet Hakan - Hürriyet
***
Bekir Coşkun’un yazısı
Göbeğini kaşıyan adam -2-
AHMET Hakan, seçimi kaybedenler için sıraladığı tavsiyelerinde, halkı küçük görmek isteyenlerin, benim "Göbeğini kaşıyan adam" yazımı okumalarını tavsiye etti.
Tüm yazılarım yanlış, haksız, tutarsız olsa dahi, o yazım doğrudur.
Ve bugün daha da geçerlidir.
Ben; çağdaş bir yurt için insanlar meydanlara döküldüklerinde, göbeğini kaşıyan adamın uzakta bir yerde göbeğini kaşıya kaşıya bıyık altından güldüğünü, günü geldiğinde oyunu götürüp AKP'ye vereceğini yazmıştım.
Öyle yaptı.
AKP kazandı...
*
AKP'nin ön habercisi Tarhan Erdem'in bir başka araştırması medyada yer aldı, Hürriyet'te de yayınlandı.
Bayram yapanlar ve Tarhan Erdem'i bir kahraman sayanların bunu da kabul etmeleri, önemsemeleri gerekmez mi?
Araştırma şöyle:
Üniversite mezunlarının yüzde 24'ü AKP'ye oy verdi.
Ortaokulun altında eğitim alanların ise yüzde 55'i ....
Ne demek bu?...
Cehaletle ilintisi yok mu yani bu seçim sonuçlarının?
Ama bana daha da ilginç geleni, yine araştırmaya göre; çocuk sayısı arttıkça AKP'ye oy verme eğilimi de artıyor.
Çünkü göbeğini kaşıyan adamın (o yazıma koymayı unutmuştum) bir özelliği de, bol çocuk yapıp salmasıdır.
Ben halkı asla küçük görmem.
Benim kadar halkın içinde yaşayan gazeteci azdır. Kaportacı Osman, Servet usta, döşemeci Sezai, köfteci Sait, Yavuz Gökmen ile ikimizin ortak dostlarıydı, hálá onlar kadim dostlarımdır.
Ben yazları Urfa'nın Tülmen Köyü'nde, kışları Sumeydanı'nda büyüdüm.
Aydın, ilgili, zeki, akıllı, uyumayan halk sevdamdır benim.
AKP'ye oy vermeyen yüzde 53 halk oradadır.
Ama yazım doğruydu; bir köşeye sinmiş, tepkisiz, umursamaz, işitmez, duymaz, bilmez, öğrenmez... Ya da tümünü bilir ama çağdaşlığı sevmez "göbeğini kaşıyan" adam kazandı seçimleri.
Bu sefer cüzdanını okşayan zengin adamın da desteğini alarak.
Yalan mı?.. Bekir Coşkun - Hürriyet