Türk Kızılay Derneği Özel Ticaret Borsası Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Banu Arısoylu alışıldık kilonun üzerine çıkılması çevresel birçok faktörden etkilenmekte olduğunu belirterek, “Vücut yapısı ve şişman olma durumu genetik etmenlerle değişse de, çevresel koşulların özelikle günümüzde daha etkin” dedi
Fiziksel aktivitenin azalması, teknolojik gelişmelere paralel olarak eğlencenin ve diğer işlerimizin daha az hareket içeren aktivitelere kayması ve en önemlisi rafine şeker, trans yağ asiti fazla yiyeceklerle beslenmemiz kilo artışlarının, beslenmeye bağlı kronik hastalıkların en önemli sebepleri. Diyetisyen Banu Arısoylu, “İnsülin, pankreastan salgılanan, glikozun vücut tarafından kullanılmasını sağlayan, karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında rol oynayan bir hormondur. insülin direnci ise, insülinin kanda ihtiyaç duyulmasıyla salgılanmasının artması, ancak vücut tarafından kullanılmaması sonucu kan şekeri yükselmesi durumudur. İnsülin salgısı mevcut, ancak görevini yapamamakta ve glikoz hücre içine girememektedir. Bu kişilerde belli saatlerde kan şekeri diyebetik değerler gösterebileceği gibi, bazen de normal ve normalin altında değerler de gösterebilir. kan şekerindeki bu dalgalanmalar kişide, dikkat dağınıklığı, huzursuzluk, mizaç değişikliği, öfkeye sebep olabilmektedir. Ayrıca yaşanan kan şekeri düşüklükleri ve öfke durumu daha fazla besin alımına ve kilo artışına sebep olabilmekte. Abdominal obezite insülin direnci ile ilintili olabilmekte. Bu durum ile kadınlarda adet düzensizliği, aşırı kilo alımı ile karakterize olan polikistik over sendromunda da çok sık karşılaşılmakta. İnsülin direnci olan kişi kilolu ise zayıflamalı, ağırlıkta yüzde 10'luk bile bir azalma ile direnç azalabilmekte. Açlık ve tokluk kan şekerine bakıldıktan veya glikoz tolerans testi yapıldıktan sonra, hekim tarafından insülin direnci tanısı konan hasta düzenli fiziksel aktivite ve diyetisyen tarafından kişiye özgü olarak hazırlanmış, “glisemik indeksi düşük” bir diyetle hayatını sürdürmeli. Bu diyet, Rafine şeker ve işlenmiş besinlerden uzak, meyvenin tek başına ve bir kerede fazla miktar tüketiminden kaçınılmış, alkolden uzak, bir öğünde tüketilen karbonhidrat olanın en aza indirecek şekilde, mutlaka, proteinli besinlerin, meyvenin ve fındık ceviz badem gibi alternatiflerden yararlanılan ara öğünlerin tüketildiği, ekmek, pirinç makarnanın tam tahıllı/kepekli olanlarının tercih edildiği, en iyi kompleks karbonhidrat kaynaklarından olan kuru baklagillerin sık tüketildiği, aşırı yağlı yemeklerden, hazır gıdalardan uzak bir diyet olmalıdır..Bu konuda kararlı olunmalı, haftada toplamda en az 150 dakikalık egzersiz, uzun ve tempolu yürüyüşler ve kişiye özel hazırlanmış 'glisemik indeksi düşük diyet', insülin direnci olan bireyin hayatının parçası olmalı” şeklinde konuştu.