M. Ali Kışlalı/Radikal
Çağa açılan TSK
Dünya ordularında ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nde halkla ilişkiler ve iletişim uygulamaları, şimdi değişen koşulların açısından, askerin merceği altında.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ’un bu konuya yaklaşımının ne kadar geniş bir alanı kapsadığı, TSK’nın kilit birimlerinin bu alandaki görevlilerine verilen eğitim incelendiğinde görülüyor.
“Yeni Medya, Psikolojik İletişim, Terör ve Medya, Halkla İlişkiler ve Uygulamalar, Kriz ve Savaş Dönemlerinde Halkla İlişkiler ve Habercilik, Haber Medyası, İletişim Etiği, Türkiye’de Medya Sektörü, Basının Güncel Sorunları, Avrupa Birliği ve Medya, Küresel Medya Endüstrileri, Türkiye’nin İletişim Tarihi, Uluslararası Haber Akışı, Kamera Karşısında Söyleşi, Televizyon Röportajı, Basın Toplantısı Hazırlık Çalışması, Basın Toplantısı Simülasyonu, Medya Analizi.”
Bunlar TSK’nın bizim meslekle ilgili, çağı yakalama ve inceleme alanları.
Yarım asırdır, NATO ülkeleri başta olmak üzere, birçok yabancı ülke silahlı kuvvetleriyle ilgili gözlem yaptıktan sonra, ister istemez onları TSK ile mukayese ediyorsunuz.
Karşılaştırma bizim meslekle ilgili alanda oluyorsa, zaman zaman, kolayca eleştiri yapabiliyorsunuz. Eleştirilerinize artı fikir katmıyorsanız, ne kadar hoşgörüyle karşılaştığınızı görüp şaşırıyorsunuz.
Ama TSK’da kimi alışkanlıklar hiç kolay değişmiyor.
Bugünlerde, son yıllarda başlayan askere karşı saldırıların şiddetinin arttığını gözlemlerken, kimi alışkanlıkların görece de olsa, artık değiştirilmesi vaktinin geldiğini düşünmeye başlıyorum.
Bunu görev başındaki kadroların da düşündüğünü, düşünmekle kalmayıp bu alanda etkili adımlar da atmaya başladıkları görülüyor.
Tarihimizde birçok yeniliklerin ülkeye asker eliyle girdiği bilinince, bu halkla ilişkiler ve enformasyon alanında, hem de demokratik yönetim tarzında yaşarken, görülen eksiklikler daha kolay fark ediliyor.
Bu dönemin TSK‘ya, kendisini genelinde özümsemiş Türk ulusuna, yeni boyutlarda ulaşmak için başlangıç olması temenni edilir. Bunun için de askerin, yavaş yavaş da olsa, kendini topluma daha iyi anlatabilmesi gerekiyor.
Oysa, bu alandaki durum,kapalı kalmasına, sivil toplumla ilişkilerini gerektiği kadar geliştirip ,onlara yaklaşamasına engel oluyor.
Meydanın kontrolü giderek farklı etkilere açık bırakılıyor.
Bu ortamda anayasal rejimi, Cumhuriyet’in bunca yıllık kazanımlarını özümsememiş olanlar avantaj sağlıyorlar. Kendi çok farklı eğilimlerini, doktrinlerini, bu kazanımların sağladığı olanakların yarattığı ortamdan da yararlanarak, yerleştirmeğe çalışıyorlar.
Askerler hem yetişme tarzlarıyla şekillenen kişilikleri, hem de yasaların kendilerine verdiği; bu ülkeyi ve rejimini ‘koruma ve kollama’ misyonu dolayısıyla sahip oldukları düşüncelerini, kamuoyuna gerektiği gibi anlatamıyorlar.
Çok geniş halk kitlelerine ulaşmalarını, iletişim alanındaki, çağa pek uymayan, eksiklikleri engelliyor.
Bundan dolayı TSK içindeki girişimin, çabaların ayrıntılarını büyük ilgi ve umutla izliyorum. Bu çabaların başarıya ulaşmasıyla TSK’nın demokratik anayasal rejim içerisindeki rolü, hem daha çok önem kazanacak hem de içeriği daha iyi anlaşılacak sanıyorum.