Mehmet Altan / Star
Genelkurmay'ı savunmaya bağlayın...
Kara harekatının bitişiyle Genelkurmay ve muhalefet arasında başlayan tartışma sürüyor. Dün, Genelkurmay Başkanı Org. Büyükanıt, kara harekatından sonra gelen eleştirileri hakaret olarak kabul ettiğini söyledi.
Orgeneral Büyükanıt, Genelkurmay sitesindeki bildiriyi de bizzat kaleme aldığını belirtti.
Eleştirileri hakaret olarak kabul ettiğini açıklamasına CHP'den de yanıt geldi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Özyürek, ''Artık dileğimiz, temennimiz, Genelkurmay Başkanı'nın, siyasi iktidarla yapmamız gereken bu tartışmaların dışında kalmasıdır'' dedi. Özyürek, Büyükanıt'ın muhalefet partilerini hainlikle suçlamaya kesinlikle hakkı olmadığını vurguladı.
Askeri üst düzey bir bürokratla siyasiler arasındaki 'polemik' demokratik bir ülkede skandal sayılır. Ama bizde doğal karşılanıyor.
* * *
İktidar... Muhalefet... 'Askerin polemiğinden 'rahatsız gibi görünüyor ama gereğini de yapmıyor. Gereği ne? Birkaç gün önceki 'Sevilla'daydım' başlıklı yazıda şunları yazıyorduk: 'Türkler, sanki anadillerini öğrenmeye başladıklarında ilk telaffuz ettikleri kelimelerden birisi de... 'Hain.'
Genelkurmay'ın bildirilerini kim, hangi Türkçe bilgisi ve kelime haznesiyle yazıyor bilmiyorum ama sanki kızdıklarına gönderdikleri matbu bir metni ısıtıp ısıtıp önümüze koymaktalar: 'Hain.'
Bu sefer 'hain' suçlamasından ana muhalefet ve yavru muhalefet de nasibini aldı. Askeri bürokrasi ile siyaset dünyasının bu düzeyde birbirine girmesi, askeriye safında 'hazırol'da durmaya alışmış olan muhalefete demokrasiyi anımsattı. Buranın 'Askeri bir cumhuriyet' olmasına son verme konusunda hiçbir zaman mutabakata varamayan siyaset kurumu demokrasiyi anımsadı. Başbakan Genelkurmay'la ağır bir polemiğe giren muhalefete seslendi:
'Muhatabınız benim.'
Muhalefet de Genelkurmay'a seslendi:
'Çık aradan.'
Bu partilerin ilkesel bir samimiyetleri söz konusu ise yapacakları bir tek şey var: Genelkurmay'ı, varlığı ile yokluğu fark edilmeyen Savunma Bakanlığı'na bağlamak.
Ve böylece savunma konularında siyasetçinin muhatabını gene siyasetçi kılmak.
Ama göreceksiniz ki hiç kimse burayı Avrupa Birliği'nin bıkıp usanmadan tekrarladığı ölçülerde sivil ve demokratik bir hale getirmek için gereken adımı atmayacak.
Türkiye'deki siyaset kurumu 12 Eylül rejiminin ürünüdür ve Türkiye'de adet, sistemi toptan dönüştürmek yerine köhnemiş, antidemokratik yapıya egemen olmaya çalışmaktır.'
Bundan böyle bir şey yaparlar mı? Nerde...
* * *
Aslında, tüm olup bitenler.
Hükümetin ilk icraat olarak yapmaya 'söz verdiği' ama şimdilerde unutmuş gözüktüğü 'sivil anayasanın' ne kadar önemli ve gerekli olduğunu ispatlamakta.
Askerin siyasetten, siyasetin askerden uzaklaşması için ordunun savunmayla ilgili bir kurum haline getirilmesi gerekiyor.
Bunun ilk ayağı, senelerdir söylendiği gibi Genelkurmay'ın Savunma Bakanlığı'na bağlanması. Şu anda...
1982 darbe Anayasası'na göre...
Genelkurmay, Başbakanlık'a da bağlı değil... Neredeyse özerk.
Anayasa'nın 117. maddesine göre:
Genelkurmay Başkanı görev ve yetkilerinden dolayı Başbakan'a karşı sorumludur.
Bağlı değil. 'Sorumlu.'
* * *
'Sorumlu' ne demek?
Şu demek: Genelkurmay'ın, elinde bir TBMM tezkeresi var ise... Başbakan'dan emir alarak bir operasyonu başlatması ya da sonlandırması söz konusu değil... Anayasa açısından sadece sonuçlarından Başbakan'a karşı sorumlu.
* * *
Askeriyeyi siyasetten ve halk iradesinden bağımsız kılan... Darbe anayasası maşallah kimseyi huzursuz etmiyor.
İktidar da... Muhalefet de memnun.
Memnun olmadıkları şey kendilerinin 'askerle' polemiğe girmesi.
Muhalefet, askerle iktidar polemiğe girerse...
İktidar da, asker muhalefetle kapışırsa huzursuz olmuyor. Aksine...
Rakibin askere dolanması herkesi açık ya da gizli memnun ediyor.
* * *
Samimi olun... Dürüst olun... Açık olun.
Ve ortam müsaitken, tüm partiler bir arada gereğini yapın. Gereği ne?
Anayasa'nın 117 maddesini anında değiştirerek Genelkurmay'ı Milli Savunma Bakanlığı'na bağlamak.
Yapın da, kim gerçekten özgürlükçü, kim değil anlayalım...