GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN...

Seyit Küçükbezirci

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN KONYA İLE DERİN ÜNSİYETİ

Dün, Türkiye,2 “çok özel bir gün” daha yaşadı..

“İlelebet yaşayacak olan” Türkiye Cumhuriyeti’nin yetmiş altı milyon “Türk Vatandaşı”, “Atatürk” olarak tanıdığı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, ayrılık günü olan on kasımda törenlerle andı; dualarla, Fatihalarla hatırlandı.

 “Atatürk” olarak anılmak, hatırlanmak ne güzel.. Her “fani”ye nasip olmaz. Cumhuriyet’in 10.yılında, “Onuncu Yıl Nutku’nun sonuna şunları yazmıştı: “ Aslında şüphem yoktur ki, Türklüğün unutulmuş büyük nedeni vasfı ve medeni kaabiyileti atinin yükselen medeniyet ufkunda bir güneş gibi doğacaktır.

“Bu söylediklerim hakikat olduğu gün sizden ve bütün medeni beşeriyetten dileğim şudur; beni hatırlayınız” cümlesinin üstünü karalar, nutuktan çıkarır. İstediğinden vazgeçer; ama, Türk milleti onu devamlı hatırlar.

Dün, “siz dediği Türkiye Cumhuriyeti’nin “Vatandaşları”ndan onbinlercesi tarafından ziyaret edildi, “hatırası” için törenler yapıldı.

Konya, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün sevdiği ve güvendiği bir şehir.. Konya’yla “ünsiyeti” gerçekten derin.. Buyurun, birlikte hatırlayalım…

KONYALILAR’A “HEMŞERİLERİM” DER

-Konya’nın “Atalarının toprağı olduğunu her fırsatta söylemiştir. Şimdilerde Karaman’ın Taşkale Kasabası, eski “Kızıllar” Ata yurdudur.

-Atatürk’ün soyu Konya’dan Rumeli’ye yerleştirilmiş “Evlat-ı Fatihan”dır.

-Konya milletvekili Naim Hazım Onat’a, bir gün sofrada ; “-Konya benim dedelerimin öz vatanıdır. Onlar, Rumeli’de Anadolu’dan göçmüşlerdir. Bunun Konya olduğu söylenir” demiştir. Her fırsatta Konyalı oluşunu söyleyerek büyük bir mutluluk duymuştur.

Babasının doğduğu kasaba Kocacık için yerli halk için “Konyalılar”, ya da “Konyalılar dediği araştırmalarla tespit edilmiştir.

Babası Ali Rıza Efendi’nin mensup olduğu “Kızıllar”; annesi Zübeyde Hanım’ın mensup olduğu “Sofular Cemaati Yörük ve Türkmenleridir.

“Atatürk’ün kardeşi Makbule Hanım soyları hakkında; “Annemden sık sık şunları derlemişimdir” diyerek şu bilgileri vermektedir: “-Bizim esas soyumuz yörüktür. Buralara Konya Karaman çevrelerinden gelmişiz. Büyükbabam Feyzullah efendinin büyük amcası Konya’ya gitmiş, Mevlevi dergahına girmiş orada kalmıştır.

MANEVİ EVLADI RUKİYE KONYALI BİR KIZ

Atatürk, Latife Hanım’la evlendikten sonra bir yurt gezisine çıkar. Konya’dayken Birinci Dünya Savaşı sırasında yanında bulunan Konyalı yazıcı çavuşunu hatırlar. Araştırma yaptırır; çavuşu da eşi de vefat etmiştir. En küçük çocuğu olan on yaşlarındaki Rukiye’ye de akrabaları bakmaktadır.

Rukiye’yi getirtir, “-Benim kızım olur musun?”der. Kabul eden Rukiye’yi alır Ankara’ya götürür.

Rukiye’yi Notre Dame de Sion Fransız Lisesinde okutur; 22 Mayıs 1930’da da jandarma yüzbaşısı Hüsnü Erkin’le, Dolmabahçe Sarayı’nda yaptığı şahane bir düğünle evlendirir. Nikah şahitleri İçişleri ve Dış işleri bakanlarıdır.

Rukiye, Atatürk’ün hastalığında da Savarona’da devamlı “babası”nın yanındadır.

BABALIĞINI VE ANALIĞINI KONYA’DAN SEÇER

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Konya’ya 5. Gelişinde (20-23 Mart 1923) karşılamaya gelen heyet içinde 80 yaşlarında bir köylü dikkatini çeker, konuşmaya başlar. Abditolu Köyü’nden Hacı Hüseyin Ağa’nın bir oğlu Çanakkale’de, bir oğlu da Sakarya’da şehit düşmüştür. Anlatılanlardan çok duygulanır, Hüseyin Ağa’ya “-Sen benim Babam olur musun?” der. Köylünün şehit çoçukları yerine çocuğu olmak ister. Abditolu Köylü Hüseyin Ağa artık Gazi’nin “Babalığı”dır.

Konya’ya 6. Gelişi, yanında eşi Latife Hanım olduğu halde 3 Ocak 1925’dir. Konya’da 12 Ocak’a kadar onbir gün kalır.

Gazi “babalığı”nı unutmamıştır. Yanında Latife Hanımı alır, Hüseyin Ağa’nın sedirler Mahallesindeki iki göz kerpiç evine tanıştırmak için götürmüştür.

Latife Hanım, Hüseyin Ağa’nın eşi Akife Hanımla tanışır; evde yemeğe kalırlar, Sedirler saç böreği ikram edilir.

KONYA’DA HALK GAZETİSİ’Nİ YAYINLATIR…

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 20-23 Mart 1923’de Konya’da bulunduğu sırda gazeteci yazar Süreyya Sami Berkem’e, Konya’da günlük bir gazete çıkartmaya kararı verdiğini söyler. “Halk” için kendi şahsi parasından üç bin lira sermaye kayar, gazetenin başına Süreyya Sami Berkem’i başyazar olarak getirir; gazete 12 Haziran 1923’de günlük olarak yayınlanır. Amacı halkçılığı benimsetmek, Cumhuriyete fikirsel zemin hazırlamaktır.

Halk gazetesi araştırmacılar tarafından “Anadolu’da o zamana kadar eşine rastlanmayan bir gazete” olarak değerlendirilir.

GAZİ’YE SOYADI BULAN BİR KONYALIDIR

1934 yılında 2525 sayılı Kanun’la “Her Türk’ün bir soyadı taşıması mecburi hale getirilir.”

Gazi Mustafa Kemal’e “layık” bir soyad bulmak için ileri gelen dilciler ve tarihçiler çalışmaya başlar. Pek çok soyad Gazi’ye sunulur; ama o uzun süre teklif edilen soyadlara sıcak bakmaz.

Soyad konusunda yapılan bir toplantıda Konyalı Naim Hazım Ülkü Onat; “-Türk’e her alanda atalık etmiş, Türklüğü kurtarmış olan büyük Gazimize ATATÜRK diyelim, bunu soyad olarak verelim”der.

Naim Hazım Onat’ın teklifini Gazi kabul eder. Konu ile ilgili kaynaklar Gazinin memnun olduğunu, Naim Hazım Onat’a teşekkür ettiğini belirtir.

Üç maddelik “Cumhurreisi Gazi Mustafa Kemal’e “Atatürk” soyadının verilmesi hakkında Kanun” kabul edilir.

Naim Hazım Ülkü Onat Konyalıdır, dil bilginidir, TBMM’de Konya Milletvekili olarak görev yapar, milli mücadele döneminde cesur kalemi ile hizmet verir.

Naim Hazım’a “Ülkü Onat” soyadını da Atatürk vermiştir.

GAZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK NÜKTEDEN ANLAR, ŞAKAYI SEVER…

“Büyük önder Atatürk’ün Konya’ya her gelişinde, o zamanların nüktedanlarından Paşa Kazım da, Atatürk’ün sohbetlerine davet edilir, Konya nüktelerini Atatürk’e anlatırmış.

Atatürk’ün bir gelişinde Paşa Kazım yine nükteli konuşmalar yapar; Gazi gayet memnun olur, yaverine emreder, Paşa Kazım’ın sağ cebine elli lira koydurur. Huzurdan ayrılırken Paşa Kazım sağ tarafına yıkılır gibi eğik yürümeye başlar. Atatürk sorar; “-Ne oldu Kazım niçin öyle eğik yürüyorsun?”

Paşa Kazım “-Ağdı Paşam” der. Atatürk yaverine emir verir; “-Öbür cebine de elli lira koyun da doğru yürüsün” der. Cepleri denk kale gelince Paşa Kazım’ın yürüyüşü düzelir.

Yorum Yap
UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar (1)
Yükleniyor ...
Yükleme hatalı.