Eygi'yi Çankaya'ya kim davet etti?

Mehmet Şevket Eygi Çankaya Köşkü'ne ilk ve tek davet edilişini anlattı.

Abdullah Gül'ün 29 Ekim dolayısıyla verdiği resepsiyonun ardından yaşanan tartışmalara değinen Eygi, kendisinin de bir defa Çankaya resepsiyonuna davet edildiğini anlattı. Peki Eygi'yi 50 yıllık gazetecilik hayatında Köşke hangi cumhurbaşkanı davet etti?

İşte Eygi'nin ilgi çekeceğine inandığımız bugünkü yazısı...

 

HER yıl 29 Ekim akşamı Ankara Çankaya köşkünde Cumhuriyet resepsiyonu verilir. Ülkenin kalburüstü şahsiyetleri oraya davet edilerek ağırlanır. Cumhurbaşkanı bunların teker teker ellerini sıkar. Bendeniz resmen 47 yıllık gazeteciyim. 1960’da İstanbul’da haftalık Yeni İstiklal gazetesiyle başladım. O tarihten önce Ankara’daki İslâm mecmuasını da hesaba katarsak 50 yılı geçer. Ömrümde bir kere Cumhuriyet bayramı resepsiyonuna çağrıldım, Ahmet Necdet Sezer’in devlet başkanlığına seçilişinin birinci yılı idi, Hazret o tarihte son derece kucaklayıcı, birleştirici bir siyaset takip ediyordu. Bir gün postadan bir zarf geldi, içinden bir davetiye çıktı. Sayın Cumhurbaşkanı ve eşi beni Cumhuriyet resepsiyonuna davet ediyorlardı. Mümkünse siyah merasim elbisesi, o olmazsa koyu renkli takım elbise ve gömlek kravat... Davetiyeyi alınca biraz şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Havalar soğuktu, Ankara’ya gideyim mi, gitmeyeyim mi?...

 

Sonunda gitmeye, resepsiyona katılmaya karar verdim. Ankara Ekspresi’inin yataklı vagonuna bindim, sabah Ankara’ya vardım. Ulus civarında güzel (ama beş yıldızlı değil) bir otele indim. O gün Hacıbayram civarında gezdim, Kerküklü sahaftan bir iki eski kitap aldım, Ankara kalesine çıktım, bir kahve içtim. Oradaki bir bakırcıdan, üzeri işlenmiş kapaklı bir eski zaman tası aldım. Akşam oldu, bir taksiye bindim, Köşk’e gittim. Oraya ömrümde ilk defa gidiyordum. Aynalı, bol avizeli, ışıklı büyük bir salona götürdüler. Ya Rabbi!.. Ne kadar zevksiz bir salon... Burasını bu hale kim koydu diye bir tanıdığa sordum, eski Cumhurbaşkanının eşi Bayan S.... dediler. Ben de içimden ha dedim.

 

Davetliler sıraya giriyorlar ve sayın Cumhurbaşkanı ile eşinin ellerini sıkıyorlardı. Bendeniz el sıkarken televizyonlar, gazeteciler bol bol resim ve film çektiler. Sonra da “Bu bayramda Mehmet Şevket Eygi” bile Köşk’e davet edildi diye manidar sözler ettiler, yazılar yazdılar.

 

Ondan sonraki bayramlarda sayın Sezer’in zihniyeti değişti, eski genişliği ve kucaklayıcı hali kalmadı.

 

Zaten beklemiyordum, son Cumhuriyet resepsiyonuna davet edilmedim. Böyle bir davet gerekmezdi. Çünkü:

 

- Bir kere muhaliftim,

 

- Sonra: Önemli bir kimse değildim...

 

İnternetteki bir yazıda okudum, bu yıl resepsiyonda hayli içki içilmiş. Hattâ alkolü fazla kaçıran gazetecilerden birinin midesi bulanmış ve kusmuş. Bereket versin, bulantı başlayınca gazetecinin koluna muhterem bir profesör girmiş, lavaboya götürmüş ve istifra (kusma) vak’ası orada olmuş.

 

Cumhuriyet ilk kurulduğunda böyle şeyler olmazdı. Niçin?

 

1. Anayasada “devletin dini İslâm’dır” yazılı idi. Bir İslâm devletinde alenen içki içilemezdi, içkili resepsiyonlar verilemezdi.

 

2. İlk Büyük Millet Meclis’i tarafından çıkartılmış, “Men’-i Müskirat” (Alkollü içkilerin yasaklanması) Kanunu vardı. Alenen içki içilemezdi.

 

3. 1924’e kadar İstanbul’da devletin ve Cumhuriyetin resmî Halifesi vardı. Cumhuriyet bayramında içki içilmesi ayıp ve günah olurdu.

 

4. Yine Cumhuriyet’in ilk yıllarında, başta Cumhurbaşkanının eşi olmak üzere Müslüman Türkiye kadınları tesettürlü idiler. Kadın erkek karışık toplantılarda bulunamazdılar. Hele erkeklerin ellerini kesinlikle sıkmazlardı.

 

Bir Müslümanın içkili toplantılara katılması, içki içilen sofralarda (kendisi içmese bile) oturması doğru değildir. Şeriat buna izin vermemektedir.

 

Peki sen daha önce böyle bir resepsiyona niçin gitmiştin? Doğru bir soru!.. Ahmet Necdet Sezer laik, çağdaş, ilerici, dinden kopuk bir şahsiyetti. Sakıncalarına rağmen onun davetine gittim. Abdullah Gül ise beş vakit namaz kılan, içki içmeyen, hanımı bir bakıma veya oldukça tesettürlü Müslüman bir kimsedir. Onun davetinde içki içilmesi ve kusulması doğrusu garibime gider ve önceki duruma göre daha fazla sakıncası vardır.

 

Yukarıdaki satırların doğrudan doğruya ve dolaylı bir tenkit olarak görülmemesini istirham ederim. Halimizi tasvirden ibarettir.

 

Geç oldu ama yine de kutlu ve mutlu olsun derim...

 

MİLLİ GAZETE

 

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı