Ergenekon'un orman yaktığını biliyor mu?
TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’nın Ergenekon hakkında Org. Başbuğ’a söylediklerinin çelişkileri…
Milliyet gazetesinde yer alan habere göre, “Toprak Dede” olarak anılan TEMA Vakfı Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, Mamak’taki 4. Kolordu Komutanlığı’nda gerçekleştirilen fidan dikme töreninde Genelkurmay Başkanı Org. İlker Başbuğ’a şunları söylemiş:
“Bize örnek olduklarından dolayı, Silahlı Kuvvetlerimizin siyasi kadrolarımızı utandıracaklarına inanıyorum. Başka bir kelime bulamıyorum bugün, şey var ya… Ergenekon var ya, söyleyemiyorum, o bakımdan”
Öncelikle şu söylenmelidir:
Bir sivilin, askeri örnek alması, demokrasi ve sivil toplum açısından “iyi” ve “normal” değildir. Bu, içselleştirilmiş militarizmdir çünkü…
İçselleştirilmiş, ruhlara sirayet etmiş bir militarizm ise demokrasinin olmazsa olmazı olan farklılıklara, siyasete ve tartışmaya-uzlaşmaya imkan tanımaz…
Demokrasilerde siyasi kadroları utandıracak olan Silahlı Kuvvetler olamaz…
Demokratik bir ülkede siyasi kadrolar sivil toplumdan, halktan utanır sadece ve sivil yurttaşlar da siyasilerin askerlerden değil, kendilerinden utanmasını beklerler…
Karaca’nın sözlerinin bir diğer “çelişkili” tarafı ise şu:
Bugün davası süren Ergenekon örgütünün Güneydoğu’daki JİTEM ayağının bölgede PKK ile mücadele sırasında boşaltılan ve yakılan köylerle birlikte binlerce hektar ormanı yaktığı bilinen bir gerçek…
Karaca, bir “sivil yurttaş” olmanın dışında ayrıca bir çevreci ise, aynı zamanda bu duyarlılığından ötürü o ormanları yakan örgütün tasfiyesini en azından bu pencereden desteklemesi gerekirdi…
Bu iki noktayı birleştirdiğimizde şu gerçeğe varıyoruz:
Yeşil, ekolojik bir hayat ancak demokrasi ile mümkündür…
Çünkü ancak toplumlar, yeşili tahrip eden İNŞAAT şirketlerine, kapitalizme ve hatta ormanları yakan JİTEM’lere karşı durabilirler ve ancak toplumlar siyaset üzerinde direkt olarak söz sahibi iseler sağlıklı, ekolojik bir hayat tesis edilebilir…
Çevreci sivil toplum örgütleri de bu saikle kurulur ve eylem yaparlar…
TEMA da bu saikle kurulan çevreci bir “sivil” toplum örgütü değilse, hangi saikle hareket ediyor? Karaca’nın Başbuğ’a hitaben söyledikleri bu sorunun cevabını muğlak bırakıyor… iyibilgi.com