ERGENEKON DOPİNG ETKİSİ YAPTI
2003-2004 yıllarında kendisiyle ilgili inanılmaz bir karalama kampanyası başlatıldığını, rahmetli ablasının cep numarası ile iki saat içinde 15 bin mail atıldığını söyleyen Genelkurmay eski Başkanı Büyükanıt "Ergenekon'un gerçek mağduru benim. Bu çeşit girişimler bende aşı etkisi yarattı. Direncim arttı" dedi...
Genelkurmay eski Bakanı Büyükanıt, Ergenekon çevrelerince kendisinin de hedef alınarak mağdur edildiğini söyledi.
MAB: Ergenekon sizce bir komplo mu?
YB: Bilemiyorum
MAB: Algılamanız ne? Nasıl yorumluyorsunuz?
YB: Tabii tam bir algılama yapamıyorsunuz. Samimi söyleyeyim değerlendirme de yapamıyorsunuz çünkü bilgilere sahip değilsiniz. Yani o bilgiler bende yok. Ben basına yansıyan yönleri ile biliyorum. Bir de tam o ilk tutuklanmalar görevi bırakmamdan kısa süre önce, temmuz başında yanılmıyorsam..
MAB: Engelleyemez miydiniz, komutanlarınızı koruyamaz mıydınız?
YB: Peki... Çok güzel bir sual ama cephanelerim var... Bakın bu bana çok söylendi haklısınız. Özellikle emekli orgeneraller gidip lojmanlarından alınıyor. Niye Genelkurmay Başkanı buna mani olmuyor.
MAB: Kendi arkadaşını korumuyor, silah arkadaşını korumuyor...
YB: Silah arkadaşını korumuyor. Bakın TCK'ye ek olarak çıkartılmış bir yönetmelik var. Bu adli ve önleme aramaları. Bir şeyi ya bir adli savcı gelecek ya da bir önleme araması yapacaksınız. Yani efendim şuradan gelecek, kamyonun içinde terörist var diyecek, jandarma önleme alacak. Bu yönetmeliğin 14. maddesi bunu yorumluyor. Askeri mahallerde yapılacak arama. Askeri mahal nedir? Orduevi nedir? Askeri lojmanların olduğu diyelim ordu evindeki bir konut. 14. madde şöyle diyor: Askeri mahallerde yapılacak arama cumhuriyet savcısının talep ve katılımı ile askeri makamlar tarafından yerine getirilir. Bir inisiyatif vermiş mi askere. Hayır.
MAB: Yapamazdım diyorsunuz yani.
YB: Yapamazsınız ki. Kanun bu yani, durum böyle iken niye korumadın? Yani şunu diyebilir mi bir Genelkurmay Başkanı ya da yüksek rütbeli bir subay. 'Ben kardeşim kanun manun anlamam giremezsin içeri'. İki tane de tank götürür. E nasıl hukuk devleti, nasıl hukuk devleti. Bu kadar açıkken maalesef. E rahmetli Uğur Mumcu'nun bir lafı vardır: Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan... Söylüyor geçen gün sizinle de sohbet ederken de söyledim. Bir beyefendi de sordu bir yanında oturuyordu. Dedim ki açın hukuk okuyun dedim.
MAB: Bu konuda hiç size niye korumadınız, niye şey yapmadınız diyenler oluyor mu?
YB: Tabii. Ben de izah ediyorum
MAB: Bu bir problem mi?
YB: Problem değil.
MAB: Yani TSK'nın içinde yaralanıyor mu insanlar?
YB: Mesela benim onların içinde yıllarca beraber çalıştığım insanlar var.
MAB: Bu konuda size; niye korumadınız, niçin?
YB: Tabii. Ben de izah ediyorum.
MAB: Bu bir problem mi?
YB: Hayır problem değil.
MAB: Ama TSK'nin içinde.
YB: Tabii, tabii.
YB: Çünkü mesela benim onların içinde yıllarca beraber çalıştığım insanlar var.
MAB: Ergenekon'u nasıl görüyorsunuz? Düşmanca bir hareket mi? Emniyetin komplosu olarak mı görüyorsunuz? Birçok masum insanın da bütün bu hengamenin içine çekildiği...
YB: Şimdi Ergenekon o kadar genişlemiş durumda ki suça gerçekten bulaşmış insanlar olabilir.
MAB: Mesela Veli Küçük sizin için nedir?
YB: Emekli bir generaldir.
MAB: Peki suça bulaşmış vs.
YB: Şimdi bakın hukuki süreçte ben onu bilemem. Ne ifadesini gördüm ne de başka bir şey... Yani bakın vatan millet diye toplanmış, daha sonraysa başka yerlere gitmiş küçük gruplar olabilir. Bunların hepsini çözecek olan yargı.
RA: Bakın şu belge Ergenekon iddianamesinin eklerinden. El yazısını tanıdınız mı?
YB: Benim el yazım bu. İşte bakın ne alakası var bunun iddianameyle. Ablamın ölüm şeysi.
RA: Ergenekon iddianamesinde Şener Eruygur'un ADD'deki odasında bulunan bir CD'de sizinle ilgili dosyalar çıkıyor? Bakın eşinize ait sağlık bilgileri bile var. Neden?
Eruygur'dan bunları beklemezdim
MAB: Toplamış mı bunları? YB: Valla ben bilmem bunu. Onu Şener Paşa'ya soracaksınız. Bakın daha önce de çeşitli karalama kampanyalarında benim gelmişimi geçmişimi döktüler. Ben de hiç tanımadığım akrabalarıma rastladım. Tabii kişisel verilerin toplanması yasal olarak suçtur.
MAB: Bekler miydiniz Eruygur'dan böyle bir şey?
YB: Hayır. Hayır.
MAB: Şaşırdınız mı?
YB: Çok şaşırdım. Yani ne alakası var. Kızımın arkadaşları, ablamın rahatsızlığı. Yani ne alakası var. Ben anlayamadım.
MAB: Eruygur Paşa ne yapmak istemiş?
YB: Özden Örnek günlüklerine göre sizin Kara Kuvvetleri Komutanı olmanızı ve sonrasında Genelkurmay Başkanı olmanızı engellemek için yapılmış. Sizin pasifize edilip yerinize bir korgeneralin geçirilmesi gibi bir senaryo var.
YB: Evet, evet. Ben de okudum onları. 1. Ordu Komutan'ıydım o ara. 'Bu adamdan bize hayır gelmez. Altından bir Kor. Gen çıkartalım' diye.
MAB: O zaman mı başladı kampanya? Çünkü size karşı müthiş bir kampanya başladı.
YB: Şöyle söyleyeyim, ben 1. Ordu Komutanlığı'na gelene kadar hakkımda en ufak bir şey çıkmamıştı. Sonra birdenbire, Allah Allah o adam ben miyim, bu kadar çıt çıkmayan, milyarlarca dolarlara imza atmış bir insan, birden bire bir kampanya. Yani bakın tekrarlıyorum benim bilmem mümkün değil ama o dönemde başladı. 2003'te başladı.
RA: Örnek günlüklerinde Aytaç Yalman, Özden Örnek'e diyor ki: Büyükanıt'ın Genelkurmay Başkanlığı'nın önlenmesi için Eruygur Hükümet ile işbirliği yapmaya hazır.
YB: Evet. Yani ben de basından okudum.
RA: O dönemde sizin çevrenizde böyle bir mekanizmanın harekete geçtiğini hissediyor muydunuz? önlem alıyor muydunuz?
YB: Hissetmeyi bırakın, yaşıyordum. Yaşıyordum. Bakın bir gün internette bir haber dolaşmaya başladı. Bütün Türkiye'deki o patlamaları, çatlamaları yapan benim. Suyum, buyum, böyle karalamalar falan. Gönderen kim biliyor musunuz? Yani sim'i. Rahmetli ablam. Yani bu kadar. Onun ismini yazmışlar. Ablam. İş buraya kadar gitti. Yani bakın iki saat içinde 15 bin tane mail atıldı diyorum.
MAB: Yani siz bir anlamda Ergenekon mağdurusunuz.
YB: Evet, hakikaten öyle. Bu çeşit girişimler Allah'tan bende aşı etkisi yarattı. Direncim arttı.
RA: özden Örnek günlüklerinden.... Aytaç Yalman, Örnek'e Yaşar'la ilgili yapabileceğim bir şey varsa bilgim olsun diyor. Eruygur'a karşı. Sn Genelkurmay Başkanı'na sizin terfiniz konusunda herhangi bir telkinde bulunuldu mu efendim? YB: Benim bilgim dahilinde, hayır.
MAB: O dönemde böyle hareketler olunca duyulmaz mıydı? Yani sonuçta siz ordu komutanısınız.
YB: Bakın şunu söyledim. Birşeyler olduğunun farkındaydım. Ama ne yapanı biliyorum, ne edeni biliyorum. Hissediyordum tabii, hissetmez miyim? Tabii bu kuvvet komutanı olmamla birlikte kısa bir sükunet döneminden sonra Genelkurmay Başkanı olacak mı diye, sonra tavan yaptı.
MAB: O zaman bunun ciddi olduğunu düşünüyorsunuz?
YB: Yani bakın ben hukuk anlamında kendimi eğittim. Ciddi bir şey söylerken özellikle kimseyi delil olmadan suçlamamayı öğrendim.
RA: Günlükten sizi ilgilendiren bir başka
'Genç Subaylar enjekte edildi'
Rıdvan Akan 2003'te meşhur 'genç subaylar rahatsız' açıklaması var. Bu genç subaylar sıkıntılarını, üstlerine yansıtırlar mı?
YB: 'Genç subaylar rahatsız' ibaresi üretilmiş bir haberdir, birileri tarafından enjekte edilmiş.
RA: TSK içinden birileri mi?
YB: Hayır... Sadece bu kadarını söylüyorum ama enjekte edilmiştir.
MAB: Neden?
YB: Genelkurmay Başkanlığı üzerinde baskı yaratır mı düşüncesiyle üretilmiş bir şeydir. Tabi bunu bu kadar açık söylediğime göre itimat buyurun böyledir. Yoksa subayın genci yaşlısı yok. O zamanın Genelkurmay Başkanı Sayın Özkök tarafından da, hatta o onun zarif üslubunu aşan bir tepkiyle cevap vermiştir.
RA: Bunu yapmalarının amacını TSK'yı siyasete sokmak, bir askeri darbe olmasını sağlamak olduğunu düşünebilir miyiz?
YB: Yani darbe demeyeyim ama baskı hani tam sağ pres diyorlar ya.
MAB: Peki bu durumlarda Genelkurmay'ın radarları nasıl işler?
YB: TSK'ya bir sistem anlayışı içinde bakmak lazım, bir sistem bütünlüğü içinde baktığınızda bugün artık sistem mühendisliğinde ön plana çıkmış bilim dalıdır..
Andıç olayı büyük bir hataydı
Genelkurmay eski Başkanı Büyükanıt 32. Gün programında andıç'ı da anlattı:
MAB: Andıç olayını nasıl yorumluyor sunuz? Hâlâ kimse çıkıp da kimse o olayın yanlış olduğunu söylemedi, sanki çok normal bir şeymiş gibi.
YB: Andıç olayı ortaya çıktığında ben Genelkurmay 2. Başkam'ydım. Kıvrıkoğlu Paşa Genelkurmay Başkanıydı. Hakikatten imzasız bir taslaktı andıç. İsimler sıralanmış ama imza yoktu (hiçbirinin).
MAB: Andıç hata mıydı?
YB: Evet evet evet...
Karadayı'nın ses kayıtları
RA: Sayın Karadayı'nın illegal olarak dinlenmiş bir ses kaydı var. Cumhurbaşkanlığı sürecinde farklı siyasi parti temsilcilerinin bu seçime girmemesi yönünde kendisinin telkini olduğunu anlatan ses bandı var. Sizin arka arkaya 12 Mart açıklaması, 27 Nisan açıklamanız, ardından Sayın Karadayı'nın girişimi. Bunlar siyaset değil mi efendim?
YB: Benim Karadayı komutanımın olayına bir şey demem mümkün değil. Ne olduğu da belli değil. Dolayısıyla onları alt alta koymak elma ile armudu alt alta koymak gibi bir şey oluyor. Kusura bakmayın..
Kimse darbenin yararlı olduğunu iddia edemez
Büyükanıt, 27 Nisan bildirisini değerlendirdikten sonra askeri darbelere ilişkin şunları söyledi:
RA: Darbeler askere ve demokrasiye zarar verdi mi?
YB: Çatışmalar sona erdi, sükûnetin sağlanmasında yararlı oldu. Sigara, benzin, yağ bulamıyordunuz, nasıl ortaya çıktı? Bunlar darbenin yararlı yönleri. Ama genel anlamda darbelerin (ki ben darbe lafını kullanmayı pek sevmem) darbelerin pek yararlı olduğu söylenemez. Bunu ifade etmek dürüstçe bir söz olur.
Karargahta darbe planı bulamadım
RA: Sayın Büyükanıt Sarıkız ve Ayışığı'ndan haberdar oldunuz mu?
YB: Ağırlıklı olarak 2003-2004 periyodunda 1. Kuvvet Komutan'ıydım. İstanbul Selimiye'deydim. Böyle her zaman dedikodular olur, her zaman.
MAB: Ama bunları duydunuz mu, bu dedikoduları?
YB: Böyle Sarıkız-Yeşilkız diye dedikodu duymadım. Çünkü orduda olduğunuzda ilgi alanınız çok farklı. Orda kıtalarla ilgilisiniz. Benim de en sevdiğim işlerden bir tanesi. Dolayısıyla Ankara'da değildim. Onun için ben açık söyleyeyim. 12 Mart'da da 12 Nisan'da da basın toplantısında açıkladım. Genelkurmay'da da, Genelkurmay Başkanı olduğumda bir daha baktırdım.
MB: Baktırdınız mı ?
YB: Evet, baktırdım.
RA: Özden Örnek'e izafe edilen ve mahkeme kayıtlarından da büyük ölçüde doğrulanan günlüklerden bir bölüm okuyayım;
MAB: Bir saniye çok önemli, araştırttınız yani?
YB: Evet. Mümkün değil araştırmamak. Var mı bir şey, bilgi belge. Hiç bir şey bulamadım. Nitekim Sn. Genelkurmay Başkanı da yaptığı basın toplantısında (Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ'u kastediyor) benim 12 Nisan'daki sözlerime referans yaparak aynı şeyleri söyledi.
MAB: Ama bilgi belge olmaz ki, şu olmaz mı; istihbarat görevlileriniz çağırıp böyle günlükler yayınlanıyor bir araştırın bunu?
YB: Tamam, bir şey yok, belge yok. MAB: Ama dergide yayınlanmış.
YB: Ben de dergiden okudum.
RA: Sayın kara kuvvetleri komutanının ağzından Sn. özden Örnek'e böyle bir konuşma yaptığı günlükte yer alıyor ve diyor ki; önceden nabız yoklandığı için hiç bir çatlak ses çıkacağını zannetmiyorduk. Hatta Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar ile de görüşmüş. Burada sizi kastettikleri yer alıyor. Ben de bu konuyu çok merak ediyordum. Zira Yaşar ilerde 'g' olabilecekti. (Genelkurmay Başkanı olabilecekti). Ama o da kendinden beklendiği şekilde, önümüzde iki seçenek var; ya bu iktidar'a hiç sesimizi çıkarmayacağız ya da sopa zoruyla istediğimizi yaptıracağız demiş. Kendisinden ben de bunu beklerdim, ama gene de onu takdir edip mümkün olduğu kadar kendisini korumamız lazım, diyor...
Böyle bir konuşma oldu mu efendim?
YB: Şimdi şöyle söyleyeyim; özden Örnek çok yakın arkadaşım. Yurtdışında da beraber hizmet yaptık. Ailece çok yakınız. Böyle bir konuşmayı gördüm, basına da yansıdı. Hatırlamadım inanın. Hatırlayamadım, çıkaramadım.
MAB: Normal olarak bakıldığında birçok kişi; mantıklı diyor. Konuşmalar filan oturuyor, pek bir üfürülmüş değil. Size gerçekçi mi geldi yoksa dikkate bile alınmayacak gibi mi? Günlüklerde beni zehirliyorlar bile...
YB: Tabii bakın bir karara varmak için belge lazım. Şimdi ben otururum sizin adınıza bugünlük yazarım. Bu kadar detaylı yazabilir miyim, yazamam. Ama yazabilirim yani teknik olarak mümkün. Dolayısıyla bir yargıya varmak çok zor.
RA: Günlüklerden sizi ilgilendiren bir başka bölüm okuyabilir miyim?
YB: Çok var beni ilgilendiren bölüm, beni zehirliyorlar bilmem ne yapıyorlar.
RA: Bir Türkiye tablosu çiziyorsunuz. Türkiye ve dünya tahlili yapıyorsunuz. Onu özden Örnek günlüklerine almış. Ortaya koyulan stratejinin, bazı gerekli parametrelerin ilavesiyle gözden geçirilmesi uygundur. Vahim bir tablo jeopolitik açıdan ABD ve AB ülkemize Ortadoğu'da yeni bir rol biçmeye çalışmaktadır.
Yeni model bir Türkiye yaratmaya çalışmaktadırlar. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ABD'ye gittiğinde Fethullah Gülen ile buluştular. Ak ismi bilerek ve kasıtlı olarak Bediüzzaman yazılarından alınmıştır. ABD, AB ve Türkiye'yi manipüle etmektedir.
Direnmenin başladığı yerde ekonomi bir silah olarak kullanılmaktadır. Pozitif davranmalıyız. Acaba zaman mı geçti, bence geçti death line seçimlerdir. Eylem planında tedbirleri sıralamak kolay ama uygulanabilir olmalıdırlar. Kamuoyu desteği için en önemli kaldıraç basın-yayındır bunu kullanmalıyız. Bu tahlili yaptınız mı?
YB: Şunu yaptım, bu çok eklenmiş ama AK Parti çözümü doğrudur. İfade ettim.