Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanık sayısına göre çoğalttığı DVD'ler dün sanık avukatlarına verildi. Bu ek belgelere göre, sanık emekli generaller Ergenekon savcıları hakkında bilgi topladı. İkinci iddianamenin ekleri arasında yer alan gizli tanık 'Kıskaç', ifadesinde "Susurluk kazasında Mercedes'in arka sol koltuğunda oturan Abdullah Çatlı'nın sadece sağ kolunun kırıldığını, ancak olay yerine gelen JİTEM'cilerin odunla vura vura öldürdüğünü" ileri sürdü.
"ÇATLI'NIN SAĞ KOLU KIRILMIŞTI"
Gizli tanık Kıskaç'ın, 30 Kasım 2008 tarihinde alınan ifadesinde, Antalya JİTEM'de görevli başçavuş Hakan'ın kendisine, "Bütün uyuşturucu babalarını Abdullah Çatlı'ya biz vurdurduk, sonra o kendi çıkarları için çalışmaya başladı. Her şeyin bir sonunun geleceğini bilmeliydi. Zannediyor musun bu bir trafik kazası, bizde kayıtları var. Araç çarptıktan sonra Abdullah Çatlı sağdı. Sağ kolu kırılmıştı, yaralıydı. Araba sağ ön taraftan çarpmış, Abdullah Çatlı arka solda oturuyordu. Kolunu büktük, köpek gibi yalvarıyordu. Trafik kazasından değil, darptan öldü. Abdullah Çatlı'yı odunla öldürdük" dediğini iddia etti.
'KAZAYI JİTEM AYARLADI'
Kıskaç, başçavuş Hakan'a, Sedat Bucak'ı kastederek "Öbürünü niye öldürmediniz" diye sorduğunda ise "Antep'ten tut Silopi'ye kadar olan bölümde bir güzergâh var, bu adamın 14 bin silahlı adamı var, bu güzergâhı kaybetmek istemiyoruz' yanıtını aldığını aktardı. Kıskaç, başçavuş Hakan'ın daha sonra, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Osman Nuri Oduncu'nun kazanın oluş şekliyle ilgili gerçekleri dillendirmeye çalıştığını, ancak onu kimsenin dinlemediğini söylediğini öne sürdü. Kıskaç, başçavuş Hakan'ın, Susurluk'ta meydana gelen kazayı kendilerinin ayarladığını, aracın arkasından JİTEM mensuplarının takip ettiğini, Osman Gürbüz'ün takip eden araçta olduğunu söylediğini iddia etti. Kendisine "Osman Gürbüz, Veli Küçük'ün adamıdır" dendiğini de ileri süren Kıskaç ifadesinde ayrıca şunları söyledi: "Bize çalış, sana kimlik çıkaralım, dokunulmazlığın olsun dediler. JİTEM terörle mücadale için kurulmuş bir birim olmasına rağmen terör hariç her türlü haraç ve koparma işleriyle uğraşıyorlardı."
Ergenekon iddianamesinde, sanıklar için silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, üye olma, askeri itaatsizliğe teşvik etme, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama, temin etme, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hileyle alma çalma, TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, hükümete karşı silahlı isyana tahrik etme, hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, yargıç üzerinde nüfuz kullanma gibi suçlar yer alıyor. İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nce geçen Mart ayında kabul edilen ikinci Ergenekon iddianamesi 1909 sayfadan oluşmuştu.
56 SANIK YER ALIYOR
İddianamede, aralarında emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un yanı sıra Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt, eski polis müdürü Adil Serdar Saçan, emekli tuğgeneral Levent Ersöz, gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün aralarında bulunduğu 19'u tutuklu 56 sanık yer alıyor. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet savcılarının talebi doğrultusunda uzman bir ekip tarafından iddianamenin ekleri DVD'ye aktarıldıktan sonra bir örneği davaya bakacak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verildi.
Şener Eruygur fişlemiş
İddianamenin ek klasörlerinde, Şener Eruygur'un Fenerbahçe Ordu Evi'ndeki lojmanında yapılan aramada çıkan gizli belgelerde, aralarında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AK Parti milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Danışmanı Cüneyd Zapsu, Genelkurmay Eski Başkanı Yaşar Büyükanıt ve eşi Filiz Büyükanıt'ın fişlediğine ilişkin belgeler bulunuyor.
ÖZEL HAYATI İZLEME
Belgelerde Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın eşi ile kızının özel hayatlarına ilişkin 'sağlık', 'ilaç, özel' başlıklarıyla fişleme tutanağı bulunduğu iddia ediliyor. Temmuz 2008'deki aramadan elde edilen belgelerde Bakan Çelik için memleketinin Van, kendisinin Kürt-Arap melezi olduğu, Kürtçe şarkılarla eğitim ve öğretim sezonu açılışının ilk kez onun döneminde yapıldığı belirtiliyor. Ayrıca, Çelik'in 'Türkiye sadece Türklere mi ait?' iddiasını ortaya attığının öne sürüldüğü bir belge de gizli belgeler arasında yer alıyor. Belgeler arasında, TSK içerisinde irticaya karıştığı düşünülen subaylarla ilgili isim listeleri, Erdoğan'ın danışmanı Zapsu'nun özgeçmişi de bulundu.
Ek klasörlerinde ifadeleri geçen Mustafa Ulaş ve Servet Akkaş, Türkiye'yi kana bulamak için bizatihi eylem yapmak için eğitildiklerini söylüyor. Örgüt son dönem stratejisi olarak metropol alanlarına ağırlık vermiş. Genellikle sansasyonel nitelikteki bombalama türü eylemler planladıklarını ifade eden Mustafa Ulaş, nasıl keşif yaptığını ayrıntılarıyla anlatıyor: "1999 Eminönü ilçesindeki Beşiktaş ilçesine giden Vapur iskelesinde güvenlik görevlilerinin olup olmadığını kontrol ettim. Güvenlik kameralarının ile X-Ray cihazının olmadığını tespit ettim. Buradan yine Sirkeci'deki Kadıköy İskelesi'ne keşif amaçlı gittim. Yarım saat kadar insanların vapura giriş şekillerini izledim. İnsanların rahatça ellerindeki poşet ve çantalarla hiçbir güvenlik kontrolüne maruz kalmadan vapura bindiklerini gördüm. Bunun üzerine amaçlı olarak elimde poşetle birlikte vapura bindim. Güvenlik kontrolü yapılmadığından, vapurun içinde gezerek keşif çalışması yaptım. İlk eylemi piknik tüpü ile vapurlara yönelik yapacaktım. AK Merkez adlı iş yerinin etrafını gezerek giriş çıkışları kontrol ettim insanların giriş yaptığı kapının 6-7 tane olduğunu, bir de otopark girişinin olduğunu, binanın dışında kamera bulunmadığını gördüm. Güvenlik tertibatının zayıf olduğunu gördüm."
Kırkpınar'ı kana bulayacaktIk
Her yıl binlerce insanın katıldığı geleneksel Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin de PKK'nın hedefinde olduğu ortaya çıktı. Mustafa Ulaş, İstanbul'dan sonra hedefinde Ankara ve Bursa olduğunu belirtiyor. İstanbul'da İhlas Holding'e, TGRT'ye ve ATV'ye Koç Holding'e, Sabancı Holding'e Ulusoy'a yönelik bombalı saldırılar yapmayı planladığını vurgulayan Ulaş, "Edirne'de her yıl düzenlenen Kırkpınar Güreşleri şenliklerinde bombalı saldın eylemleri yapmayı hedefliyorduk." şeklinde konuşuyor.
Hasan Cemal ve Ağar da hedefteydi
Ergenekon savcılarının ifadesini aldığı PKK militanları eski DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve gazeteci Hasan Cemal'e suikast yapmayı planladıklarını söyledi. Servet Akkaş isimli militan Ağar'a yönelik eylem planını şöyle ifade ediyor; "Yasemin Ağar'ın (Ağar'ın kızı) kabrinin üst tarafı topraktı. Burayı eşerek patlayıcıyı mermer bölümün altına yerleştirecektim. Bu işi ise ölüm yıldönümü olan 2 Ocak'tan on gün önce yapmayı planlamıştım. Ağar'ın mezarlığa geliş anını gördükten sonra bana ait olan cep telefonu ile düzeneğe bağlı cep telefonunu patlatarak eylemi gerçekleştirecektim."
Ergenekon'un yurtdışı para transferleri ek klasörlerde
Ergenekon operasyonlarında ele geçen belgelerde darbeden sonraki başbakan olarak gösterilen Milli Demokrat Halkın Partisi (MDHP) Başkanı Avukat Yusuf Erikel, örgütün para transferlerini de yönlendirmiş. Almanya ve İsviçre'deki bankalarla anlaşan Erikel, örgütün STK'lar ve karargah evlerini yönlendiren yöneticisi olarak gösterilen Neriman Aydın'a para transferlerine ilişkin bilgi vermiş. Darbeden sonraki 'Türkiye'nin başbakanı' olarak gösterilen Erikel'in Neriman Aydın'la yaptığı telefon konuşmaları Ergenekon iddianamelerin ek klasörlerine yansıdı. Avrupa'da seyahatlerde bulunan Erikel, Neriman Aydın'dan Ziraat Bankası'nın İstanbul ve Ankara'dan iki şubesine yüklü miktarda para gönderileceğini söylüyor.
Ziraat Bankası'nın Üsküdar şubesinin yanı sıra örgütün Azerbaycan'daki bağlantıları da para transferinde etkin rol oynuyor. Erikel, bir başka telefon görüşmesinde Neriman Aydın'dan Azeri bir bağlantısından Azerbaycan'daki bankalarla görüşerek yüklü miktarda para gönderileceğini belirtiyor. 20 Kasım 2008'deki görüşme özetle şöyle:
Yusuf Erikel: Şeydeydim, İsviçre'deydim. İşte 3-4-5 gün sonra Almanya'ya geçtim, Fransa'ya. Pazartesi tekrar günü tekrar İsviçre'ye geçeceğim. Allah izin verir de rabbim sağlık verirse işimiz oldu gibi abla.
Neriman Aydın: İnşallah rast gelsin dualarımız sizinle. İstanbul olursa Üsküdar şubesi olsun kardeşim.
Yusuf Erikel: Ankara'da olsa çekerken peki şubelerden sıkıntı olmasın diye İstanbul'a mı indirelim parayı?
Neriman Aydın: Yani Ankara'da da olsa İstanbul'da da olsa sıkıntı olmaz. Birkaç gün öncesinden haber vermek şartıyla her zaman olduğu gibi paranızı almakta bir sıkıntı olmaz.
Yusuf Erikel: Zaten İsviçre'den para yattıktan sonra ooo derler yatacak para az uz değil ki göndereceğimiz rakam.
Neriman Aydın: Tabi ki tabi ki banka ondan çok müthiş kar eder kardeşim.
Yusuf Erikel: Nereye gitsek aman derler zaten biz günlük harcayacağımızı veya sağa sola ver. Ana paralar hep oraya inecek. İlk etapta belki tabiri caiz ise bir 3-5 milyon, 10 milyon aydan aya, 21 günden 21 güne belki oraya yatacak. 100-200 milyon Euro yatacak. He bunu geri tekrar örnek söyleyelim uç olarak 300 milyon yatırıp bunun 50'sini 100'ünü havale edeceğiz desek o da sorun olmaz dimi. BURAK KILIÇ İSTANBUL
Hükümeti eleştirmek için think-tank kurmuş
Türk Metal Sendikası'nın genç subaylardan oluşan think-tank kurduğu öğrenildi. Ergenekon klasörlerinde yer alan 2004 yılında dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Aytaç Yalman ile Prof Dr. Ümit Özdağ arasında geçen konuşmada, Özbek'in kurduğu 'düşünce kuruluşu' anlamına gelen think-tank'ın amacının hükümeti daha sert bir şekilde eleştirmek olduğu ifade ediliyor. Ergenekon tutuklularından Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek'in organize ettiği kuruluşun kendilerini Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu'nun yeni think-tank'ı olarak tanıttıkları da ifade ediliyor. Türk Metal tarafından finanse edildiği söylenen kuruluşta yer alan bazı subayların isimleri ve rütbeleri de görüşmede detaylı olarak yer alıyor. İşte konuyla ilgili yer alan Yalman-Özdağ arasındaki ilginç görüşmenin ayrıntıları:
Ümit Özdağ: Sizinle paylaşmak istediğim bir iki husus var. Birincisi Metal İş Sendikası bir think-tank kurdu. TUSAT. Bunun içerisinde Gnkur'dan (Genelkurmaydan) genç subayların olduğu söyleniyor. Kendilerini Gnkur'un ve MGK'nın yeni think-tankı olarak tanıtıyorlar. Başında şuanda Nahçivan'da olan Yb. Ali G. varmış. Öğretmen yarbay. Kırıkkaleli'dir. (Mustafa) Özbek gibi (Sendika Başkanı). Kısa süre sonra onun geçeceği söyleniyor. Gnkur. Harekattan iki yüzbaşı ile bir Yb.ın gidip geldiği söyleniyor. Bilgi paylaşımı için. Bana söylenen bu. Doğru olup olmadığını bilmiyorum. Silahlı Kuvvetlerin, ASAM yapamadığı için Hükümeti daha sert olarak eleştirmek için kurdurulan bir think-tank olarak görülüyor. Kendilerine böyle bir imaj vermeye çalışıyorlar. Haberiniz olsun.
Aytaç Yalman: Benim bilgim dışında.
Ümit Özdağ: Metal İş finanse ediyor. Başında yeni doktorasını vermiş olan Şenol diye bir çocuk var. Geçici başkan. Ben Erzurum'dan getirmiştim. Onra Isparta Üniversitesine geçti. Esas başkan Ali olcak. Ali de bunu sağda solda da söylüyor. Ali'yi de iyi tanırım. O da inkılap tarihi doktoru. Benim öğrencim. KAMİL MAMAN İSTANBUL
AK Parti davasında Ferda Paksüt trafiği
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt'ün AK Parti'nin kapatılması için yoğun bir çalışma içersine girdiği ileri sürüldü. İkinci iddianamenin ek klasörlerinde, eşinden aldığı bilgileri gazetecilere veren Paksüt'ün, Anayasa Mahkemesi üyelerinin özel hayatlarıyla ilgili olumsuz haberler yapılması konusunda bazı basın mensuplarıyla sıkı bir diyalog içerisine girdiği belirtiliyor. Ferda Paksüt hakkında şu ifadeler kullanılıyor: "Örgütün kaos ortamı meydana getirilmesi yönündeki amacını ve Turhan Çömez ile Hurşit Tolon'un örgütsel konumlarını bilerek, Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde bulunan AK Parti'nin kapatılmasıyla ilgili gizli bilgileri şüphelilere verdi, yine toplumda kargaşaya neden olmak amacıyla gerçekte olmayan bilgileri basına sızdırdığı, böylece örgütün amaçlarının gerçekleşmesine bilerek ve isteyerek yardım etti."
99. ek klasörde Paksüt'ün Anayasa Mahkemesi başkan vekili olan eşinden öğrendiği 'içeriden' bilgileri, örgüte aktardığı belirtiliyor. 30 Temmuz. 2008'de Y.A. adlı kişiyle Paksüt arasında geçen telefon konuşmasında, "Ben Ferda yanlış bilgiymiş, 6'ya 5 kapanmamış." diyor. Y. ise 'Kapanmamış kesin değil mi?' karşılığını veriyor. Bayan Paksüt ise cevaben, "Evet şimdi Osman'la konuştum. Ben de size bir iki konuda şey vereceğim onları araştır." ifadesini kullanıyor. Ek klasörlerde Paksüt'ün, Anayasa Mahkemesi başkanı ve üyelerine yönelik karalama, iftira ve yıpratma faaliyetleri gerçekleştirdiği ve böylelikle yargılama sürecine müdahale etmeye çalıştığı, Mahkeme üyelerini takip ettirip fotoğraflarını çektirdiği ve bunları yıpratmak amacıyla kullandığı idida ediliyor.
Tolon ile görüşen Çömez'in, onun talimatıyla Paksüt'ü aradığı ve aldığı bilgileri Tolon'a aktardığı iletişim tespit tutanaklarından anlaşılıyor. Savcılığın yaptığı değerlendirmede, "Ergenekon'un kapatma davasını kao
Ergenekon davasının ikinci iddianamesine ilişkin 248 klasörden oluşan ve 2 DVD'ye kaydedilen 70 bin sayfalık ekleri dijital ortama aktarılması işlemi tamamlandı. Ergenekon davasının görüldüğü İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nin sanık sayısına göre çoğalttığı DVD'ler dün sanık avukatlarına verildi. Bu ek belgelere göre, sanık emekli generaller Ergenekon savcıları hakkında bilgi topladı. İkinci iddianamenin ekleri arasında yer alan gizli tanık 'Kıskaç', ifadesinde "Susurluk kazasında Mercedes'in arka sol koltuğunda oturan Abdullah Çatlı'nın sadece sağ kolunun kırıldığını, ancak olay yerine gelen JİTEM'cilerin odunla vura vura öldürdüğünü" ileri sürdü.
"ÇATLI'NIN SAĞ KOLU KIRILMIŞTI"
Gizli tanık Kıskaç'ın, 30 Kasım 2008 tarihinde alınan ifadesinde, Antalya JİTEM'de görevli başçavuş Hakan'ın kendisine, "Bütün uyuşturucu babalarını Abdullah Çatlı'ya biz vurdurduk, sonra o kendi çıkarları için çalışmaya başladı. Her şeyin bir sonunun geleceğini bilmeliydi. Zannediyor musun bu bir trafik kazası, bizde kayıtları var. Araç çarptıktan sonra Abdullah Çatlı sağdı. Sağ kolu kırılmıştı, yaralıydı. Araba sağ ön taraftan çarpmış, Abdullah Çatlı arka solda oturuyordu. Kolunu büktük, köpek gibi yalvarıyordu. Trafik kazasından değil, darptan öldü. Abdullah Çatlı'yı odunla öldürdük" dediğini iddia etti.
'KAZAYI JİTEM AYARLADI'
Kıskaç, başçavuş Hakan'a, Sedat Bucak'ı kastederek "Öbürünü niye öldürmediniz" diye sorduğunda ise "Antep'ten tut Silopi'ye kadar olan bölümde bir güzergâh var, bu adamın 14 bin silahlı adamı var, bu güzergâhı kaybetmek istemiyoruz' yanıtını aldığını aktardı. Kıskaç, başçavuş Hakan'ın daha sonra, Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanı Osman Nuri Oduncu'nun kazanın oluş şekliyle ilgili gerçekleri dillendirmeye çalıştığını, ancak onu kimsenin dinlemediğini söylediğini öne sürdü. Kıskaç, başçavuş Hakan'ın, Susurluk'ta meydana gelen kazayı kendilerinin ayarladığını, aracın arkasından JİTEM mensuplarının takip ettiğini, Osman Gürbüz'ün takip eden araçta olduğunu söylediğini iddia etti. Kendisine "Osman Gürbüz, Veli Küçük'ün adamıdır" dendiğini de ileri süren Kıskaç ifadesinde ayrıca şunları söyledi: "Bize çalış, sana kimlik çıkaralım, dokunulmazlığın olsun dediler. JİTEM terörle mücadale için kurulmuş bir birim olmasına rağmen terör hariç her türlü haraç ve koparma işleriyle uğraşıyorlardı."
Ergenekon iddianamesinde, sanıklar için silahlı terör örgütü kurma veya yönetme, üye olma, askeri itaatsizliğe teşvik etme, açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama, temin etme, devletin güvenliğine ilişkin belgeleri tahrip etme amacı dışında kullanma, hileyle alma çalma, TBMM'yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, hükümete karşı silahlı isyana tahrik etme, hükümeti ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama, yargıç üzerinde nüfuz kullanma gibi suçlar yer alıyor. İstanbul 13'üncü Ağır Ceza Mahkemesi'nce geçen Mart ayında kabul edilen ikinci Ergenekon iddianamesi 1909 sayfadan oluşmuştu.
56 SANIK YER ALIYOR
İddianamede, aralarında emekli orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon'un yanı sıra Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt, eski polis müdürü Adil Serdar Saçan, emekli tuğgeneral Levent Ersöz, gazeteciler Mustafa Balbay ve Tuncay Özkan, Ankara Ticaret Odası Başkanı Sinan Aygün'ün aralarında bulunduğu 19'u tutuklu 56 sanık yer alıyor. Soruşturmayı yürüten İstanbul Cumhuriyet savcılarının talebi doğrultusunda uzman bir ekip tarafından iddianamenin ekleri DVD'ye aktarıldıktan sonra bir örneği davaya bakacak İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne verildi.
Şener Eruygur fişlemiş
İddianamenin ek klasörlerinde, Şener Eruygur'un Fenerbahçe Ordu Evi'ndeki lojmanında yapılan aramada çıkan gizli belgelerde, aralarında Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, AK Parti milletvekili Dengir Mir Mehmet Fırat, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın Danışmanı Cüneyd Zapsu, Genelkurmay Eski Başkanı Yaşar Büyükanıt ve eşi Filiz Büyükanıt'ın fişlediğine ilişkin belgeler bulunuyor.
ÖZEL HAYATI İZLEME
Belgelerde Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın eşi ile kızının özel hayatlarına ilişkin 'sağlık', 'ilaç, özel' başlıklarıyla fişleme tutanağı bulunduğu iddia ediliyor. Temmuz 2008'deki aramadan elde edilen belgelerde Bakan Çelik için memleketinin Van, kendisinin Kürt-Arap melezi olduğu, Kürtçe şarkılarla eğitim ve öğretim sezonu açılışının ilk kez onun döneminde yapıldığı belirtiliyor. Ayrıca, Çelik'in 'Türkiye sadece Türklere mi ait?' iddiasını ortaya attığının öne sürüldüğü bir belge de gizli belgeler arasında yer alıyor. Belgeler arasında, TSK içerisinde irticaya karıştığı düşünülen subaylarla ilgili isim listeleri, Erdoğan'ın danışmanı Zapsu'nun özgeçmişi de bulundu.
Ek klasörlerinde ifadeleri geçen Mustafa Ulaş ve Servet Akkaş, Türkiye'yi kana bulamak için bizatihi eylem yapmak için eğitildiklerini söylüyor. Örgüt son dönem stratejisi olarak metropol alanlarına ağırlık vermiş. Genellikle sansasyonel nitelikteki bombalama türü eylemler planladıklarını ifade eden Mustafa Ulaş, nasıl keşif yaptığını ayrıntılarıyla anlatıyor: "1999 Eminönü ilçesindeki Beşiktaş ilçesine giden Vapur iskelesinde güvenlik görevlilerinin olup olmadığını kontrol ettim. Güvenlik kameralarının ile X-Ray cihazının olmadığını tespit ettim. Buradan yine Sirkeci'deki Kadıköy İskelesi'ne keşif amaçlı gittim. Yarım saat kadar insanların vapura giriş şekillerini izledim. İnsanların rahatça ellerindeki poşet ve çantalarla hiçbir güvenlik kontrolüne maruz kalmadan vapura bindiklerini gördüm. Bunun üzerine amaçlı olarak elimde poşetle birlikte vapura bindim. Güvenlik kontrolü yapılmadığından, vapurun içinde gezerek keşif çalışması yaptım. İlk eylemi piknik tüpü ile vapurlara yönelik yapacaktım. AK Merkez adlı iş yerinin etrafını gezerek giriş çıkışları kontrol ettim insanların giriş yaptığı kapının 6-7 tane olduğunu, bir de otopark girişinin olduğunu, binanın dışında kamera bulunmadığını gördüm. Güvenlik tertibatının zayıf olduğunu gördüm."
Kırkpınar'ı kana bulayacaktIk
Her yıl binlerce insanın katıldığı geleneksel Kırkpınar Yağlı Güreşleri'nin de PKK'nın hedefinde olduğu ortaya çıktı. Mustafa Ulaş, İstanbul'dan sonra hedefinde Ankara ve Bursa olduğunu belirtiyor. İstanbul'da İhlas Holding'e, TGRT'ye ve ATV'ye Koç Holding'e, Sabancı Holding'e Ulusoy'a yönelik bombalı saldırılar yapmayı planladığını vurgulayan Ulaş, "Edirne'de her yıl düzenlenen Kırkpınar Güreşleri şenliklerinde bombalı saldın eylemleri yapmayı hedefliyorduk." şeklinde konuşuyor.
Hasan Cemal ve Ağar da hedefteydi
Ergenekon savcılarının ifadesini aldığı PKK militanları eski DYP Genel Başkanı Mehmet Ağar ve gazeteci Hasan Cemal'e suikast yapmayı planladıklarını söyledi. Servet Akkaş isimli militan Ağar'a yönelik eylem planını şöyle ifade ediyor; "Yasemin Ağar'ın (Ağar'ın kızı) kabrinin üst tarafı topraktı. Burayı eşerek patlayıcıyı mermer bölümün altına yerleştirecektim. Bu işi ise ölüm yıldönümü olan 2 Ocak'tan on gün önce yapmayı planlamıştım. Ağar'ın mezarlığa geliş anını gördükten sonra bana ait olan cep telefonu ile düzeneğe bağlı cep telefonunu patlatarak eylemi gerçekleştirecektim."
Ergenekon'un yurtdışı para transferleri ek klasörlerde
Ergenekon operasyonlarında ele geçen belgelerde darbeden sonraki başbakan olarak gösterilen Milli Demokrat Halkın Partisi (MDHP) Başkanı Avukat Yusuf Erikel, örgütün para transferlerini de yönlendirmiş. Almanya ve İsviçre'deki bankalarla anlaşan Erikel, örgütün STK'lar ve karargah evlerini yönlendiren yöneticisi olarak gösterilen Neriman Aydın'a para transferlerine ilişkin bilgi vermiş. Darbeden sonraki 'Türkiye'nin başbakanı' olarak gösterilen Erikel'in Neriman Aydın'la yaptığı telefon konuşmaları Ergenekon iddianamelerin ek klasörlerine yansıdı. Avrupa'da seyahatlerde bulunan Erikel, Neriman Aydın'dan Ziraat Bankası'nın İstanbul ve Ankara'dan iki şubesine yüklü miktarda para gönderileceğini söylüyor.
Ziraat Bankası'nın Üsküdar şubesinin yanı sıra örgütün Azerbaycan'daki bağlantıları da para transferinde etkin rol oynuyor. Erikel, bir başka telefon görüşmesinde Neriman Aydın'dan Azeri bir bağlantısından Azerbaycan'daki bankalarla görüşerek yüklü miktarda para gönderileceğini belirtiyor. 20 Kasım 2008'deki görüşme özetle şöyle:
Yusuf Erikel: Şeydeydim, İsviçre'deydim. İşte 3-4-5 gün sonra Almanya'ya geçtim, Fransa'ya. Pazartesi tekrar günü tekrar İsviçre'ye geçeceğim. Allah izin verir de rabbim sağlık verirse işimiz oldu gibi abla.
Neriman Aydın: İnşallah rast gelsin dualarımız sizinle. İstanbul olursa Üsküdar şubesi olsun kardeşim.
Yusuf Erikel: Ankara'da olsa çekerken peki şubelerden sıkıntı olmasın diye İstanbul'a mı indirelim parayı?
Neriman Aydın: Yani Ankara'da da olsa İstanbul'da da olsa sıkıntı olmaz. Birkaç gün öncesinden haber vermek şartıyla her zaman olduğu gibi paranızı almakta bir sıkıntı olmaz.
Yusuf Erikel: Zaten İsviçre'den para yattıktan sonra ooo derler yatacak para az uz değil ki göndereceğimiz rakam.
Neriman Aydın: Tabi ki tabi ki banka ondan çok müthiş kar eder kardeşim.
Yusuf Erikel: Nereye gitsek aman derler zaten biz günlük harcayacağımızı veya sağa sola ver. Ana paralar hep oraya inecek. İlk etapta belki tabiri caiz ise bir 3-5 milyon, 10 milyon aydan aya, 21 günden 21 güne belki oraya yatacak. 100-200 milyon Euro yatacak. He bunu geri tekrar örnek söyleyelim uç olarak 300 milyon yatırıp bunun 50'sini 100'ünü havale edeceğiz desek o da sorun olmaz dimi. BURAK KILIÇ İSTANBUL
Hükümeti eleştirmek için think-tank kurmuş
Türk Metal Sendikası'nın genç subaylardan oluşan think-tank kurduğu öğrenildi. Ergenekon klasörlerinde yer alan 2004 yılında dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Aytaç Yalman ile Prof Dr. Ümit Özdağ arasında geçen konuşmada, Özbek'in kurduğu 'düşünce kuruluşu' anlamına gelen think-tank'ın amacının hükümeti daha sert bir şekilde eleştirmek olduğu ifade ediliyor. Ergenekon tutuklularından Türk Metal Sendikası Başkanı Mustafa Özbek'in organize ettiği kuruluşun kendilerini Genelkurmay Başkanlığı ve Milli Güvenlik Kurulu'nun yeni think-tank'ı olarak tanıttıkları da ifade ediliyor. Türk Metal tarafından finanse edildiği söylenen kuruluşta yer alan bazı subayların isimleri ve rütbeleri de görüşmede detaylı olarak yer alıyor. İşte konuyla ilgili yer alan Yalman-Özdağ arasındaki ilginç görüşmenin ayrıntıları:
Ümit Özdağ: Sizinle paylaşmak istediğim bir iki husus var. Birincisi Metal İş Sendikası bir think-tank kurdu. TUSAT. Bunun içerisinde Gnkur'dan (Genelkurmaydan) genç subayların olduğu söyleniyor. Kendilerini Gnkur'un ve MGK'nın yeni think-tankı olarak tanıtıyorlar. Başında şuanda Nahçivan'da olan Yb. Ali G. varmış. Öğretmen yarbay. Kırıkkaleli'dir. (Mustafa) Özbek gibi (Sendika Başkanı). Kısa süre sonra onun geçeceği söyleniyor. Gnkur. Harekattan iki yüzbaşı ile bir Yb.ın gidip geldiği söyleniyor. Bilgi paylaşımı için. Bana söylenen bu. Doğru olup olmadığını bilmiyorum. Silahlı Kuvvetlerin, ASAM yapamadığı için Hükümeti daha sert olarak eleştirmek için kurdurulan bir think-tank olarak görülüyor. Kendilerine böyle bir imaj vermeye çalışıyorlar. Haberiniz olsun.
Aytaç Yalman: Benim bilgim dışında.
Ümit Özdağ: Metal İş finanse ediyor. Başında yeni doktorasını vermiş olan Şenol diye bir çocuk var. Geçici başkan. Ben Erzurum'dan getirmiştim. Onra Isparta Üniversitesine geçti. Esas başkan Ali olcak. Ali de bunu sağda solda da söylüyor. Ali'yi de iyi tanırım. O da inkılap tarihi doktoru. Benim öğrencim. KAMİL MAMAN İSTANBUL
AK Parti davasında Ferda Paksüt trafiği
Anayasa Mahkemesi Başkan Vekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt'ün AK Parti'nin kapatılması için yoğun bir çalışma içersine girdiği ileri sürüldü. İkinci iddianamenin ek klasörlerinde, eşinden aldığı bilgileri gazetecilere veren Paksüt'ün, Anayasa Mahkemesi üyelerinin özel hayatlarıyla ilgili olumsuz haberler yapılması konusunda bazı basın mensuplarıyla sıkı bir diyalog içerisine girdiği belirtiliyor. Ferda Paksüt hakkında şu ifadeler kullanılıyor: "Örgütün kaos ortamı meydana getirilmesi yönündeki amacını ve Turhan Çömez ile Hurşit Tolon'un örgütsel konumlarını bilerek, Anayasa Mahkemesi'nin gündeminde bulunan AK Parti'nin kapatılmasıyla ilgili gizli bilgileri şüphelilere verdi, yine toplumda kargaşaya neden olmak amacıyla gerçekte olmayan bilgileri basına sızdırdığı, böylece örgütün amaçlarının gerçekleşmesine bilerek ve isteyerek yardım etti."
99. ek klasörde Paksüt'ün Anayasa Mahkemesi başkan vekili olan eşinden öğrendiği 'içeriden' bilgileri, örgüte aktardığı belirtiliyor. 30 Temmuz. 2008'de Y.A. adlı kişiyle Paksüt arasında geçen telefon konuşmasında, "Ben Ferda yanlış bilgiymiş, 6'ya 5 kapanmamış." diyor. Y. ise 'Kapanmamış kesin değil mi?' karşılığını veriyor. Bayan Paksüt ise cevaben, "Evet şimdi Osman'la konuştum. Ben de size bir iki konuda şey vereceğim onları araştır." ifadesini kullanıyor. Ek klasörlerde Paksüt'ün, Anayasa Mahkemesi başkanı ve üyelerine yönelik karalama, iftira ve yıpratma faaliyetleri gerçekleştirdiği ve böylelikle yargılama sürecine müdahale etmeye çalıştığı, Mahkeme üyelerini takip ettirip fotoğraflarını çektirdiği ve bunları yıpratmak amacıyla kullandığı idida ediliyor.
Tolon ile görüşen Çömez'in, onun talimatıyla Paksüt'ü aradığı ve aldığı bilgileri Tolon'a aktardığı iletişim tespit tutanaklarından anlaşılıyor. Savcılığın yaptığı değerlendirmede, "Ergenekon'un kapatma davasını kaos ortamı oluşturmak amacıyla kullandığı, örgütün siyasi yapılanmasında yer alan Çömez'e bu konuda görev verildiği, onun da şüpheli Paksüt'le örgütsel irtibata geçtiği anlaşılmaktadır." deniliyor.
s ortamı oluşturmak amacıyla kullandığı, örgütün siyasi yapılanmasında yer alan Çömez'e bu konuda görev verildiği, onun da şüpheli Paksüt'le örgütsel irtibata geçtiği anlaşılmaktadır." deniliyor.