Dünya Bankası "Kürsel Ekonomik Beklentiler" raporu

TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Çimen:

İSTANBUL (AA) - Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD)  Yönetim Kurulu Üyesi Cenk Çimen, Avro Bölgesi'nde son iki çeyrekteki toparlanmanın Türkiye’ye olumlu yansımalarının olduğunu belirterek, "Cari açık ve enflasyon dengesizlikleri arasında yakalanan büyüme patikası, iş dünyasının faaliyet ortamına olumlu katkıda bulunacak" dedi.

Dünya Bankası tarafından hazırlanan “Küresel Ekonomik Beklentiler: Değişen Öncelikler, Geleceği İnşa Etmek” başlıklı raporun tanıtımı TÜSİAD iş birliği ile gerçekleştirildi. 

Raporun tanıtımı öncesinde konuşan Çimen, IMF, Dünya Bankası ve OECD gibi önemli kurumların gözünden bakıldığında dünya ekonomisinde önemli bir toparlanma ve iyileşmenin söz konusu olduğunu söyledi. 

Çimen, gelişmiş ekonomilerde, özellikle sorunlu bölgelerin en başında gelen Avro Bölgesi'nde, büyümeye geçiş yönünde sinyaller olduğuna işaret ederek, 2012 ilk çeyrekten bu yana, yedi çeyrek dönemdir negatif giden büyümenin, 2013 dördüncü çeyrek ve 2014 birinci çeyreklerde pozitife döndüğünü kaydetti. 

Amerika Birleşik Devletleri’nde, büyüme, istihdam ve enflasyon göstergelerinde, Fed’i faiz artırım sinyalleri vermeye cesaretlendirebilecek kadar hedeflere yaklaşıldığını anlatan Çimen, "Benzer şekilde İngiltere’de de faiz artırımına dair tartışmalar gündemde ağırlık kazanmaya başladı. Tabii, Japonya’daki gelişmeler de önemli. 'Kayıp yirmi yıl' travmasını atlatmak için, yakın dönemde uygulamaya konulan 'Abenomics', kısa vadede bazı alanlarda başarılı görünüyor. Ancak, orta ve uzun vadeli görünüm, tüm dünyada olduğu gibi belirsizlik ve sorular içeriyor" diye konuştu. 

Çimen, bunlarla birlikte dünya genelinde risk ve tehdit algısının azaldığını, risk iştahının arttığını dile getirerek, emtia fiyatları açısından oldukça istikrarlı bir dönem yaşandığını vurguladı. 

Hisse senedi piyasalarının rekorlar kırmaya devam ettiğine, bono piyasalarında sorunlu ülke sayısının hızla azaldığına dikkati çeken Çimen, şöyle konuştu: 

"Bu gelişmeler ışığında Türk iş dünyası, muadil diğer küresel iş örgütleri gibi, küresel ekonomiye geçmişe nazaran daha iyimser bakıyor. Ancak, iş insanlarının temel özelliğinin 'ihtiyatlı iyimserlik' olduğunu da hatırlatmak isterim. Dolayısıyla bardağın boş tarafına da bakmamız gerekiyor. Bugün, küresel finansal sistemde, özellikle gelişmiş ekonomilerin bankacılık sektörlerinde çözüm bekleyen sorunlar var. Gelişmiş ekonomilerde borç dinamikleri ve kamu maliyesi alanları büyük ölçüde sorunlu. Benzer şekilde, birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomide özel sektör borç dinamikleri sürdürülmesi zor seviyelerde seyrediyor" 

 

- "Türkiye, gelişmiş ekonomilerden daha iyi performans gösterme şansına sahip" 

 

Çimen, tüm yapısal sorunların üzerine, ekonomi başta olmak üzere, tüm konularda küresel yönetişim zorlukları, ortak anlayış ve politika eksikliği gibi meseleler eklenince, iyimserliğin büyük ölçüde kısıtlandığını dile getirerek, "Ancak, bir iş adamı olarak karamsarlığa kapılmak yerine, konjonktürel iyileşmeyi tehlikeye sokabilecek konuları bir risk yönetimi perspektifiyle ele almanın önemini vurgulamak isterim. Özellikle, parasal genişlemeden çıkışta yaşanabilecek sorunlar, gelişmiş ekonomilerde faiz artırımlarının gelişmekte olan ekonomilere yansımaları, jeopolitik riskler, gelişmekte olan piyasa ekonomilerinin yeniden dengelemeye uyum sağlayamaması ihtiyatla yönetilmesi gereken risklerin başında geliyor" şeklinde  konuştu. 

Dünya Bankası, IMF ve OECD tarafından dikkat çekilen bu gelişmelerin, Türk iş dünyasının da radarında olduğunu anlatan Çimen, Avro Bölgesi'nde son iki çeyrekteki toparlanmanın Türkiye’ye olumlu yansımalarının olduğunu söyledi. 

Çimen, bununla birlikte, gelişmiş ekonomilerdeki eğilimlerin gelişmekte olan piyasa ekonomilerine yansımasının eşzamanlı ve bire bir olmadığını vurgulayarak, "Nitekim 2013 yılının ikinci yarısında, gelişmiş ekonomiler toparlanmaya devam ederken, Bernanke’nin 22 Mayıs konuşmasıyla, gelişmekte olan piyasa ekonomilerine ilişkin risk algısının bozulmaya başlaması bu ekonomilerde önemli çalkantılar yarattı. 2013 yılının ikinci yarısında, gelişmekte olan piyasa ekonomilerine yönelik risk algısındaki bozulma, BRICS tanımları yerine 'kırılgan beşli' gibi tanımlar ortaya çıkmasına neden oldu" ifadesini kullandı. 

Türkiye'nin de bu algı bozulmasından kendi payına düşeni aldığını belirten Çimen, bu süreci ülkedeki iç belirsizliklerin de olumsuz yönde etkilediğini kaydetti. 

Çİmen,  tüm bu sorunlara rağmen büyüme rakamlarına bakıldığında 2013 ikinci çeyrek ile 2014 birinci çeyrek arasındaki dönemde, yüzde 4,4 etrafında istikrarla hareket eden, dirençli bir büyümenin görüldüğüne vurgu yaparak, "Üstelik tüm bu istikrarlı büyüme, ilgili dönemdeki, özel harcamaları azaltmaya yönelik vergi artış önlemlerine ve kredi büyümesini sınırlamayı amaçlayan makroihtiyati önlemlere rağmen oldu. Büyüme açısından önümüzdeki bu tablo gerçekten önemli. Eğer, bu istikrar devam ederse, cari açık ve enflasyon dengesizlikleri arasında yakalanan bu büyüme patikası, iş dünyasının faaliyet ortamına olumlu katkıda bulunacak" ifadesini kullandı. 

Türkiye’nin arz, yani üretim tarafında çözülmesi gereken birçok meselenin önünde durduğunu anlatan Çimen, tüketim standartlarındaki gelişmelerin, her geçen gün daha fazla enerji ve dış ticaret açığı, dolayısıyla cari açık verir hale getirdiğini söyledi. 

Cenk Çimen, Türkiye'nin, uygun dış koşullar altında, gelişmiş ekonomilerden daha iyi performans gösterme şansına fazlasıyla sahip olduğuna işaret ederek, "Burada daha da önemli olan, aynı şansa sahip olan rakiplerinden ayrışmasıdır ve bunu belirleyecek olan da güçlü bir yapısal dönüşüm çabasıdır. TÜSİAD’ın, küresel ve yerel konjonktürün destekleyici olduğu bir ortamda, ivedi ve güçlü mikro reform adımları atılmasına yönelik çağrısının altını bugün burada bir kez daha çizmek istiyorum" değerlendirmesinde bulundu. 

 

- "Bazı gelişmekte olan ülkeler beklenenden daha iyi performans sergiledi" 

 

Dünya Bankası Türkiye Rekabet Programı Koordinatörü Jose Guilherme Reis de son yıllarda piyasalarda büyüme ile ilgili önemli gelişmeler yaşandığını ve piyasanın resminin beklenenden daha iyi olduğunu söyledi. 

Bazı gelişmekte olan ülkelerin beklenenden daha iyi performans sergilediğine vurgu yaparak, buna rağmen bazı risklerin de hala bulunduğunu kaydeden Reis, "Dünya ekonomisi açısından en önemli risklerin başında Doğu Avrupa'daki jeopolitik gerginlik geliyor. Irak'taki son gelişmeler Türkiye dahil olmak üzere bölge ülkelerini olumsuz etkileyecek" dedi,

Reis, Arjantin'de borçlarla ilgili olumsuz bir durumun söz konusu olduğuna işaret ederek, gelişmekte olan ülkelere alan açılması gerektiğini kaydetti. 

Ekonomi Haberleri

Amirine saldırdı, 23 senelik tazminattan oldu
Nokıa’nın Büyük Dönüşümü: Efsane Telefonlardan Altyapı Devine
Trafik Sigortasında Yeni Dönem: Değer Kaybı Hasarla Birleşti
Teknogirişimlere 5 Milyon TL Yapay Zeka Desteği: Başvurular Başladı
TÜRKİYE KAÇINCI SIRADA?