Cumhurbaşkanı seçiminin ardından

Alperen Ocakları Genel Merkezi:

ANKARA (AA) - Alperen Ocakları Genel Merkezi'nden yapılan açıklamada, "Cumhurbaşkanlığı seçimleri, esas yıkımı kaybedenler yaşamış olduğu halde, hem kazanan da hem de kaybedenlerde adeta hayal kırıklığı sarmalını ifade etmektedir. Ancak, bütün parti ve zümrelere hisselerince az çok isabet eden bu hüzün rüzgarı, tek bir parti başkanının yamaçlarında esmemiştir ki bu kişi, BBP'yi şahsi ikbal kaygılarıyla lekeleyen Mustafa Destici'den başkası değildir" ifadesi kullanıldı. 

Alperen Ocakları Genel Merkezi'nden, cumhurbaşkanı seçimlerinin sonuçlarına ilişkin yazılı bir açıklama yapıldı.

Adayların aldığı oy oranlarına yer verilen açıklamada, sonuçların siyasi partiler ve adaylar açısından bir değerlendirmesi de yapıldı. 

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin, seçim neticesini hiç beğenmemiş olduğu halde basının karşısına çıkarak, öfkeli bir lisanla seçime katılmayanları azarladığı belirtilen açıklamada, Bahçeli'nin, Cumhurbaşkanlığı makamına da mesafeli duracaklarını beyan ettiği anımsatıldı.

Bahçeli'nin, seçim sonuçlarını "Rüşvetin onay gördüğü ve adaletin de yok olduğu" yönünde yorumladığı belirtilen açıklamada, "Sayın Bahçeli, aleni bir edayla kabul etmiş olmaktadır ki bu seçim sonuçları partisi MHP adına tam bir fiyaskodur" denildi. 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun ise "Ayıbını, pişkinliğiyle gizlemeye çalışan bir edayla" basının karşısına geçtiği ve tatilciler, boykotçular ve sandığa gitmeyen diğer kesimleri suçlu ilan ettiği savunulan açıklamada, şu değerlendirmeler yapıldı:

"Kemal Kılıçdaroğlu'na göre de sandık kaçkınları sandığa gitmiş olsalar imiş Recep Tayyip Erdoğan yüzde 51 oyu alamayacak, seçimler ikinci tura kalacak, ikinci turda da zaferi kazanacaklardır. Olsaydı, gelseydi, gitseydi, yeseydi gibi şart edatlarıyla ufukta bile gözlemlenemeyen bir galibiyet dili açıktır ki gerçekte fiyaskoya uğramış bir kafanın mamulüdür. Yani cumhurbaşkanlığı seçim sonuçları, kaynamak için gün sayan CHP adına da tam bir hezimettir. Eğer MHP ve CHP, kendi bünyesinden çıkardıkları ve tamamen kendi tabanlarına hitap eden adaylarla seçime girmiş olsalardı, 12 partiyle desteklenmiş kutsal ittifaklarıyla aldıkları yüzde 38 oy oranında kalmayacak,  kendi oyları olan 16 ve 26'nın toplamı olan 42 yekün oy oranına ulaşacak, bu da yüzde 52 oy almış Erdoğan'ın oylarından 4 puanlık bir eksilmeye neden olacak ve haliyle 48 puana düşen galip oylarıyla seçim 2. tura intikal edecekti. Adeta MHP ile CHP, kendi bahçelerindeki mahsul kendilerine yetecekken, kanaat etmeyerek üçüncü bir bahçe tesisine girişen ama tesisi ettikleri bahçenin mahsul kıtlığına maruz kalan iki çiftçi gibidirler..."

-HDP cephesi-

Ekmelettin İhsanoğlu'nun aday gösterilmesi rahatsızlığıyla "soldan devşirilen oylarla takviyelendirilerek" sahneye çıkartılan HDP'de ise "bütün Kürt oylarını devşirmek" emeliyle yüzde 15'lere ulaşma hedefi olduğu vurgulanan açıklamada, HDP'nin "yüzde 9'luk gizli ve gerçek inkisarı" yaşadığı ifade edildi.

HDP'nin Doğu ve Güneydoğu illerinde  "tek horoz" benim tesellisi yaşadığı belirtilen açıklamada, şunlara yer verildi:

"PKK güdümlü bu parti, Adıyaman, Malatya, Elazığ, Bingöl, Erzurum ve Kars istikametinde, güneybatıdan, kuzeydoğuya doğru açılan gedikle zedelenmiş, Gaziantep ve Şanlıurfa cenahında aynı parti güneyin doğusuna doğru sıkışmış, güneydoğunun tam ortasındaki Bitlis’le de bu sıkışmışlığın kalbinde adeta bir sekteye uğratılmıştır. Marjinal sol fraksiyonlar ve CHP'den devşirilen oyların bir seçimlik ve de Ekmelettin İhsanoğlu rahatsızlığından kaynaklandığı düşünülünce anlaşılmaktadır ki bu seçim HDP için de pek parlak geçmemiş, sadece Selahattin Demirtaş namına şahsi bir kariyer sıçrayışı olarak tamamlanmıştır."

-"Seçim, Gülen ve sevenleri için tam bir hezimet..."

Seçimin hemen ardından yaptığı sohbetle alınan sonuçları "belaya maruz kalmışlık" ile ifade etmeye çalışan Fethullah Gülen'in, isim vermeksizin bir kısım insan için "döneklik" tanımını yaptığı vurgulanan açıklamada, "Mensuplarına 'merak etmeyin, belanın büyüğü peygamberlere ve onları takip edenlere gelir' düsturuyla moral aşılamaya çalışmıştır. Açık ve bedahettir ki seçim, Fethullah Gülen ve sevenleri açısından da tam bir hezimet olarak algılanmıştır" iddiasında bulunuldu. 

-"Tamamen akçeli sebeplerle çatı ittifakına destek oldu''

Çatı adayı İhsanoğlu'na destek veren DYP, DSP, LDP, DP, BTP, DHP, TSİP, KP, HAP ve TP gibi partilerin bir kısmının senelik kiralarını çıkarmak, bir kısmının da gündelik masraflarını temin etmek gibi tamamen ''Akçeli sebepler''le ittifaka destek verdiklerinin gün gibi ortada olduğunun altı çizilen açıklamada, "Bu maksatlarına zaten peşinen ulaşmış olmaları düşünüldüğünde onları karlı sayabilir, günü kurtarma derdindeki berduş hesabıyla vaziyeti kotarmış olduklarını söyleyebiliriz. Ama yine de her birinin birer siyasi parti olmaları açısından vaziyetlerini istikbale intikal ettirebilmeleri açısından değerlendirirseniz, kendileri için zaten tıkalı olan siyasi geçitler, bu seçimle beraber iyice kapanmıştır" değerlendirmesi yapıldı.

Seçimler AK Parti açısından değerlendirildiği zaman da hadisenin, ''Hüsrana meyyal bir manzara'' sergilediği ileri sürülen açıklamada, ''Zira bütün anket şirketlerinin yüzde 55'in üzerinde konuşlandırdıkları Recep Tayyip Erdoğan, yüzde 50'nin az üstünde bir oranla seçilince gizli bir hüsran ilk etapta partinin tüm kitlelerinde belirmiş ancak Erdoğan'ın ilk turda seçilmiş olmasının sevinci bu hüsranı perdelemiştir" görüşü savunuldu.

"Cumhurbaşkanlığı seçimleri, esas yıkımı kaybedenler yaşamış olduğu halde, hem kazanan da hem de kaybedenlerde adeta hayal kırıklığı sarmalını ifade etmektedir" denilen açıklamada, "Ancak bütün parti ve zümrelere hisselerince az çok isabet eden bu hüzün rüzgarı, tek bir parti başkanının yamaçlarında esmemiştir ki bu kişi, BBP'yi şahsi ikbal kaygılarıyla lekeleyen Mustafa Destici'den başkası değildir" ifadesi kullanıldı.

-"Dost ve düşman kitleleri güldürücü bir edayla yaptığı açıklamada..."-

Destici'nin seçimlerin akabinde dost ve düşman kitleleri güldürücü bir edayla yaptığı açıklamada seçimlerin gerçek galibi olarak BBP'yi gösterdiği belirtilen açıklamada, Destici'nin bu iddiasını, ''İspatı da reddi de kabili mümkün olmayan bir mantık sevkiyle ortaya attığı'' vurgulandı. 

Destici'nin "2010 referandum sonucu ile bu akşamki sonucu, katılım oranlarını da dikkate alarak değerlendirdiğimizde gerçekte BBP'nin kararının ve tavrının Türk siyasetindeki özgül ağırlığının ne kadar önemli ve sonuca etkili olduğunu gördük..." dediği aktarılan açıklamada, şu değerlendirmelere yer verildi:

"Şimdi soruyoruz, 2010 referandumu ile 2014 cumhurbaşkanlığı seçimi sonuçlarını hangi zaviyeden karşılaştırıp, BBP'nin karar ve tavrıyla Türk siyasetindeki özgül ağırlığının ne kadar önemli ve sonuca ne denli etki ettiğini nasıl hesaplayacağız? Yoksa Destici, BBP'nin 2010 referandumuna destek verdiği ve de yüzde 58 gibi bir oy alındığını kastediyor, sonra da cumhurbaşkanlığı seçimindeki yüzde 52'lik bir oy ile kıyaslıyorsa ki yaptığı budur BBP'nin yüzde 6'lık bir fark yaşattığını mı iddia etmektedir? Partimizin kalesi sayılabilecek Sivas'ta bile Erdoğan, Türkiye ortalamasının çok üstünde, rekora yakın bir oy almışken (yüzde 70), 2010 referandumuyla 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerini şartları, gerekçeleri ve unsurları da farklıyken kıyasa tabi tutmak, sonra da 14 yüzücülü bir havuzda karıştırılmış kendi varlığına kafasınca ebat tayin etmek, en hafif bir tabirle gözbağcılıktır. Merhum liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu eliyle oluşturulmuş sarsılmaz özgül ağırlığı, onun şehadetiyle ciddi anlamda sarsılmış olsa da Allah'ın izniyle ondan sonra ve çileli yaşamının himmetiyle bir şekilde ayakta kalmış ve nihayet bu ağırlığın teknesine ilk ciddi delik Mustafa Destici tarafından açılmıştır."

-"Destici büyük bir pişkinlikle konuşmaya devam ediyor..."-

Seçimin tek galibi olan partinin, beklenenden daha düşük oy almanın hüznüyle sesini fazla yükseltmediği bir ortamda, Mustafa Destici'nin büyük bir "pişkinlikle" konuşmaya devam ettiği belirtilen açıklamada, "Mustafa Destici, bu galibiyetin nasıl bir şekil ve mahiyette olduğunu, bütün sanatkarlığını icra ederek göstermek zorundadır" denildi. 

Destici'nin ayrıca "Seçim süreci boyunca Sayın Ekmelettin İhsanoğlu'nun ortaya koyduğu uzlaşmacı ve kucaklayıcı tavır, üslup, çelebi ruhlu davranışları ve sözleri haklılığımızı ortaya koymuştur" dediği aktarılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Kendi haklılığını, bir çatı konsorsiyumunun 70'i aşkın yaşıyla ikincil bir figürü halinde adayı olan Ekmelettin İhsanoğlu'nun huy hamulesine bağlayan Mustafa Destici'ye soruyoruz; Fikir nizamı, dünya ve ahiret görüşüyle şehit verdiğimiz liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu'nun siyasi emaneti olan BBP'de yol belirlemenin ölçütü, ne idüğü hala bilinmeyen Ekmelettin İhsanoğlu'nun efendiliğine mi bağlanacaktır? Öyle ise Mustafa Destici, 20 milletvekiline sahip olmuş olsaydı, sırf müzik ruhu, beşeri letafeti ve insani estetik edasına sahip diye, hele de isminde 'Cumhur' kelimesi de geçiyorken, Sezen Cumhur Önal'ı mı aday gösterecekti? Destici, MHP Lideri Sayın Bahçeli kadar olsun kararının arkasında dik bir şekilde durmamış, 1948'de kurulduğu ilan edilen terör devleti İsrail'i, Türkiye namına anında tanıyan İsmet İnönü gibi, Recep Tayyip Erdoğan'ı ilk tebrik eden parti başkanı olmuştur."

Destici'nin, cumhurbaşkanı seçilen Erdoğan'a yönelik, "Kendisinden temennimiz, bundan sonra toplumun her kesimini kucaklama, uzlaşmacı bir tavır sergileme ve herkesin cumhurbaşkanı olduğunu ifade etmesidir" yönündeki sözlerinin de eleştirildiği açıklamada, "Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ı bu kadarcık bir lisanla istikametlendireceğini zanneden Mustafa Destici, neden BBP'yi Marksist-Leninist parti dizisinde bir boncuk olarak konuşlandırmış, merak etmekteyiz" ifadesi kullanıldı. 

Destici'nin yerel seçimlerde de BBP'yi Türkiye'nin en başarılı partisi ilan ettiği ve medyayı bu muazzam başarıyı görmezden gelmekle suçladığı vurgulanan açıklamada, şu görüşlere yer verildi:

"(Öncelikle bu seçimi bir önceki yerel seçimle değil, bir önceki genel seçimle kıyaslamak lazımdır) gibi mantığını zor kavradığımız bir ifadeyle hesaba koyulmuş, birtakım toplama ve çıkarmalarla partimizin tarihinin en çok oyunu almış olmakla övünmüştü. Kamuoyu ve bizler, başka bir ülkede yaşamıyorsak eğer, partimizin aldığı oy 2014 yerel seçimleri için bir küsurlarda gezmiştir. Üstelik bir önceki yerel seçimlerde alınan 20 adet belediye başkanlığına karşılık, kendi başkanlığında girilen seçimlerde 6'ya düşmüş, bu 6 belediyenin 4'ü de üstelik Detici'yi tanıdıkça partiden istifa etmiştir. Destici'nin 30 Mart seçimlerine ilişkin bir başka övüncü, birçok yerde partimizin ikinci ve üçüncü parti olduğu yönündedir. Konuyla az da olsa ilgili olanların, bu övünç çıkışındaki gözbağcılığını görmesi de kolaydır. Zira AKP ve BDP'den müteşekkil iki partiyle yarışa ancak yataklık eden Hakkari gibi bir ilde, sırf BDP ile olan isim benzerliği nedeniyle yüz oy alınca 3. parti olunacağı bir bedahattir."

Alperenler için seçimlerden yüksek ya da düşük oy almanın belirleyici bir gerekçe olmadığı vurgulanan açıklamada, "Bizlerin itiraz ettiği esas nokta, koltuğunu kaybetme telaşıyla partimizin başkanlık koltuğunda bulunan Destici'nin, komik bir başarı lisanıyla terennüm edilen yersiz övünmeleridir" denildi.

"Mustafa Destici şunu iyice bilmelidir ki Alperenler körü körüne bağlılıkla idare edilebilecek maraba bir zümre değildir" ifadesi kullanılan açıklamada, "Gözlerimiz bağlıyken uçuruma bile ardınca gidilebilecek liderlik devri şehit liderimiz Muhsin Yazıcıoğlu ile kapanmışken, onun fevkinde bizlerden itaat isteyen ve üstelik liderimizin ruh kumaşından birkaç nakış olsun taşıdığına inanmadığımız Destici, siyasi bir marazilik duygusundan artık uyanmalıdır" değerlendirmesinde bulunuldu.

 

Politika Haberleri

YENİ PARTİ'NİN ADI DEĞİŞECEK Mİ?
Cumhurbaşkanı Erdoğan'dan İstanbul Havalimanı'nda Rekor Bildirisi
YENİ Parti’nin 50 günlük kampanyasında dikkat çeken rakam
Polislere Konut Müjdesi: TOKİ İnşaata Başlıyor
Gürsel Tekin’in CHP İstanbul İl Başkanlığı görevi sona erdi