Çevik Paşa'yı SEVİYORUM

Var mı diyeceğiniz..

Bugün gazetesi yazarı Hakan Aygün, 28 Şubat muhtırasının mimarlarından biri olarak görülen Emekli Orgeneral Çevik Bir'le ilgili suçlamaları eleştirdi. Aygün, Çevik Bir'in "28 Şubat'ı yargılayamazsınız" sözünü hatırlatarak, 28 Şubat'la ilgili ilgili bir belge olmadığının yanı sıra, Refah-Yol hükümetini askerin değil, halkın seçtiği milletvekillerinden oluşan Meclis'in devirdiğini savundu.

Çevik Paşa'yı seviyorum, var mı diyeceğiniz?
28 Şubat'ı hiç savunmadım... Bugün AK Parti sever kesilen bazı liberaller, 28 Şubat sürecini destekleyen yazılar döktürürken, karşı durdum. Şimdi o liberal kalemler "Ama 28 Şubat'ı desteklemezsek, darbe olurdu" diye özel sohbetlerimizde kendilerini savunuyorlar... Oysa 28 Şubat'ta "askeri müdahale" falan olmadı, kim ne yaptıysa kendi kendine yaptı... Medya, altında imza olmayan andıçı kendi abartarak, kendi meslektaşlarını kendi elleriyle harcadı... Asker "darbe yaparım korkusu" saldı; ama darbe falan yapılacağı yoktu. Sadece "psikolojik harp" yürütüldü, herkes de bu "fake"i yedi ya da yemek istedi... Çiller bilerek yedi çünkü Erbakan'ın yerine Başbakan olmak istiyordu... Büyük medya "bilerek" yedi çünkü Erbakan Hoca kamudaki hortumlarını kesmek istiyordu... Gariban 28 Şubat'çı askerler de medya ve siyasetçileri "vatan-millet" için 28 Şubat'ı destekliyor sandı... Oysa "babalarının hayrına" olduğu için, hepsi bilerek 28 Şubat'ı yuttu...

28 Şubat'ı medya başlattı
Unutmayın, açın tarihin sayfalarına bakın! 28 Şubat'ı medya başlattı, askeri medya azdırdı... Asker ilk adımı attıktan sonra da kuvvet askere geçti. Medya istemediği oranda "askerin esiri" haline geldi. Kendi düştü, sonra da kendi ağladı... Sonrasını biliyorsunuz! 28 Şubat hükümeti kuruldu ve yine eski soygun çarkları ve 2001 kriziyle büyük çöküş! Ve Meclis'teki partilerin tasfiyesiyle birlikte "kire bulaşmamış" iki parti olarak AK Parti ve CHP'nin Meclis'e girişi...

Suçlu medya ve siyasetçiler
28 Şubat'tan yıllar sonra Bodrum'da tesadüfen karşılaştıktan sonra evinde kahve içerken bütün bunların bir kısmını anlattığımda, "Bak neler söylüyor" diyerek çoğuna hak veren Çevik Bir Paşa şimdi yargılanmak isteniyor! Çevik Paşa'ya hiç söylemedim ama 28 Şubat'ı Çevik Paşa'yla birlikte yürüten diğer "bol yıldızlı komutan" bana o kadar sinir oluyordu ki, o dönem çalıştığım TV'nin patronuna "atın bunu" diyerek sürekli baskı yapıyordu. Ama o patron hep direndi, biz de "ayağımızı yorganımıza" göre uzattık... Belki Çevik Paşa da biliyordu ama her neyse... 28 Şubat'ın günahları yok mu? Var! Ama suçlusu Çevik Paşa'dan çok, o dönemin kuvvetli medyası, o dönemin "Erbakan devrilse de biz gelsek" diyen siyasetçileridir!

Çevik Paşa komutanımdı
Çevik Paşa ismini saymadığım "28 Şubat günahkarları içinde tek sevdiğim isim"dir... Çünkü "Aslan yatağından belli olur" derler ya ben Çevik Paşa'yı kışladan tanırım.. Kendisi Erzurum Aşkale'deki "sakıncalı yedek subaylığımda" komutanımdır... Aşkale, Türkçe bilmeyen Kürt askerlerin, Ermeni ve Rum olmaktan başka hiçbir günahları olmayan vatandaşlarımızın, hapisten çıkmış sabıkalıların ve benim gibi "siyasi sakıncalıların" gönderildiği sürgün yeriydi...

Astlarını değil, askerini severdi
Öyle komutanlar gördüm ki, saydığım personele "Türkçe komuttan anlamıyor" diye eziyet ederlerdi... O Çevik Paşa ise ne yapardı biliyor musunuz? Astlarını değil, askerini severdi... Muvazzafların burnundan getirir, erbaşın arkasında dururdu... Gariban erin kılına dokunan muvazzafın anasını ağlattığının bizatihi şahidiyim... Çünkü her ne olursa olsun kışlasına gelen her Mehmetçiği kendisine zimmetli sayardı...

"28 Şubat" diye birşey olmadı

Çevik Paşa bana "asker ocağını sevdiren" ilk ve tek askerdir... Ben, o Çevik Paşa'yı hâlâ çok severim... Kimse kusura bakmasın! Çevik Bir ifadesinde ne dedi? Gıcık kapacağınıza eminim ama buyurun buradan yakın: "Maalesef 28 Şubat'ı yargılayamazsınız!" Neden biliyor musunuz? 28 Şubat diye bir şey olmadı da ondan! Şaşırdınız değil mi! Hadi olduysa, ispatlasanıza! Çevik Paşa da Ergenekon savcısına eminim, öyle dedi. Hadi ispatlasanıza!

28 Şubat'ın ünlü MGK bildirisi mi "post-modern müdahale"nin belgesi?
Çevik Paşa savcıya dedi ki; "MGK anayasaldır, bildirinin altında Başbakan Erbakan'ın imzası var. Üstelik bildirinin içeriğinde ne suç var ki. İrtica ve bölücülük tehdidine karşı uyarıyor... Bildiriye suç derseniz, siz suç işlemiş olursunuz..."

Gazeteci-yazara kara çalan meşhur "andıç" mı?
Çevik Paşa savcıya dedi ki; "Öyle bir andıç hiç yazılmadı. Hatta ortada bir belge vardı ama altında imza bile yoktu. Genelkurmay kayıtlarında öyle bir belgeye hiç rastlanmadı, isterseniz arayın bulamazsınız..."

"Refah yolu asker değil Meclis devirdi"

Son sözüm olsun diye Çevik Paşa savcının kulağına eğildi: "Sayın savcım 28 Şubat'ta askeri müdahale diye bir şey olmadı ki... Cumhurbaşkanı Demirel devreye girdi, koalisyondaki partilerden birindeki milletvekilleri istifa etti, başka parti kurdular, başka partiye geçtiler. Refahyol'u biz askerler değil, milletin seçtiği Meclis devirdi... Daha sonra genel seçimler yapıldığında da Refah Partisi ve DYP'ye büyük darbe vuran seçmen, 28 Şubat'ı kendi elleriyle onayladı...."

28 Şubat'ın tek belgesi sandıktır
Vallahi de, billahi de, nasıl son malum belge ortada yoksa, 28 Şubat'ın da belgesi yok! 28 Şubat'ın "tek belgesi" seçmenin 28 Şubat sonrası ilk genel seçimde "sandıkta attığı imza"dır! Ne yaptı seçmen! 28 Şubat'ta devrilen partileri sandıkta da devirdi! Yargılama "somut belge"yle, "somut delil"le olur! Savcının elindeki tek belge de genel seçim sonuçları! O delille 28 Şubat'ı yargılayamaz, mahkum da ettiremezsiniz! Çünkü 28 Şubat'ı askerler değil, askeriyle siyasetçisiyle medyasıyla hepimiz yaptık!

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı