Cumhuriyet’in kurucusu Mustafa Kemal Atatürk orada oturdu. İsmet İnönü, Celal Bayar, Cemal Gürsel, Cevdet Sunay, Fahri Korutürk, Kenan Evren, Turgut Özal, Süleyman Demirel ve Ahmet Necdet Sezer orada oturdu.
Ama içlerinden hiçbiri, Cumhuriyet’in kutsal mekanı ve simgesi olan Çankaya Köşkü’nü halka açmayı ve yolgeçen hanına çevirmeyi düşünmedi.
Onlar cumhurun başı değiller miydi?
Onlar devleti ve milleti temsil etmiyorlar mıydı?
Onlar halkın içinden çıkmamışlar mıydı?
Cumhurbaşkanı, Çankaya Köşkü’nde ailesi ile birlikte oturur. Yani, oranın bir mahremiyeti var.
Siz, hangi makamda olursanız olun, eşinizle ve çocuklarınızla birlikte oturduğunuz evi halka açar mısınız?
Başbakan, bakanlar, milletvekilleri, bürokratlar evlerini halka açar mı?
Hem, niye açsınlar?
Açsalar, bunun ülkeye ve kendilerine bir yararı olur mu?
Çankaya Köşkü’nde sadece Cumhurbaşkanı değil, Türk Ordusu’nun Başkomutanı da oturuyor.
Başkomutan’ın karargahına elinizi kolunuzu sallayarak girebilir misiniz?
Başkomutan’ın karargahını yolgeçen hanına çevirebilir misiniz?
Atatürk’ün oturduğu koltuk
Çankaya Köşkü, önce gazetecilere açıldı.
Sonra da halka açılacak.
Kimileri bunu salt popülizm sanıyor.
Oysa açılmanın arkasında başka hesaplar var.
Gazeteciler, halk, sanatçılar, sporcular derken, sıranın tarikat ve cemaatlere gelmeyeceğinin garantisi var mı?
“Herkese açtığımız Çankaya Köşkü’nü tarikat ve cemaatlere kapatamazdık” demeyecekler mı?
Erbakan Hoca’nın -Allah selamet versin- Başbakanlık’ta ağırladığı tarikat ve cemaat şeyhlerini Sayın Gül Çankaya Köşkü’nde ağırlayamayacak mı?
Atatürk’ün oturduğu koltuklara tarikat ve cemaat şeyhleri oturmayacak mı?
Köşk’ün saygınlığı gölgelendi
TÜRKİYE’NİN en stratejik yeri olan Çankaya Köşkü’nün özelliği, özgünlüğü ve saygınlığının ayaklar altına alınması, ikinci cumhuriyetçilerin devrim naraları atmaya başlamalarına sayılı günler kaldığını gösteriyor.
Hatta “Çankaya’yı fethettik, kapılarını halka açtık” naralarını, medyadaki ikinci cumhuriyetçilerden duymaya başladık bile.
Çankaya Köşkü’nün 84 yıllık saygınlığına gölge düşürülmesi, 84 yıllık Cumhuriyet’in tehlikede olduğunun da göstergesidir.
Adı “Cumhur”la başlayan her kurum ve makam, bunları rahatsız ediyor.
Bunların başında da Cumhurbaşkanlığı var.
Ellerinden gelse Cumhurbaşkanı’nın sıfatını bile değişecekler.
“Sivil anayasa” taslağında Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin kuşa çevrilmesi boşuna değil.
Hala tehlikenin farkında değil misiniz?