Anadolu’nun aradığı girişimci ve girişimcilik türü
İbrahim Öztürk-Zaman
MÜSİAD üyelerinden Konya merkezli İttifak Holding, 20. kuruluş yıldönümü sebebiyle geçen hafta sonu ‘Anadolu’da Girişimcilik Kültürü’ konulu iki günlük bir sempozyum düzenledi. Konu girişimcilik olunca, emek harcayan, önderlik yapan oda ve dernek başkanları elbette oradaydı.
Bizim de bir sunumla iştirak ettiğimiz programda birbirinden güzel tebliğler sunuldu, tecrübeler paylaşıldı. Çok şey öğrendiğim toplantının tebliğleri kitap olarak basılacak.
Gerçekten işin şakası yok. Küresel çağda geleceğimiz, iş ahlakına sahip girişimcinin elinde. Artık bizim adımıza ‘girişimcilik’ yapacak devlet filan yok, olmamalı da. Kafamdaki girişimcinin şu özelliklerini önemsiyorum: Hesap, cesaret, merak ve mefkure. İlk üçü şöyle böyle duyuldu da, ‘yeter ki kazan , her yol mubah’ diyenlere göre ‘mefkure` denen şey, dal üstünde saksağan! Mefkure, bizi bu dünyaya ve ötesine bağlayan, ömrümüzü tanımlayan değerler manzumesi. Hayvanat ve nebatattan farkımız da bu.
Türkiye’de Anadolu insanını ayağa kaldıracak ruhu ‘köklerde’ saklı . Her millet kendi diliyle konuşur, kendi kültürüyle davranır ve anlar. Mevlânâ’nın soluğu altında girişimcilik manifestomuzun temel öğelerini şu şekilde özetlemek mümkün: İnsana hizmet en büyük kulluktur. Bedenimiz fani, ancak ruhumuzda ölümsüzlük fırtınaları kopuyor. Anlayacağınız, geçici bir hayatta, baki bir hayatı satın almak gibi büyük bir ticaretin içindeyiz. `Hem seyahat, hem de ticaret ` diye ben buna derim. Göçeriz ve muhaciriz. Buna göre, inanıyoruz, umutluyuz, ancak hiçbir şey de çantada keklik değil. Zira imtihan cilvesi var.
Bu değerler üzerine çağdaş girişimcilik donanımını monte ettiğimizde, fetihçi milletimizi tutabilene aşk olsun. Bu çağda aradığımız girişimci hızlı, geleceği çok iyi tahmin edebilen, sağlam stratejiler üretip, uygulanabilir yol haritasına çevirebilen, değişimi hem başlatıp hem iyi idare edebilen bir kişilik olmalı. Hayallerimiz büyük olmalı, ancak hayalci olmamalıyız.
Değişim, risk ve belirsizlik çağındayız. İlaveten sermaye, bilgi ve görgümüz de eksik. Bütün bu açıkları kapatacak tedbir; müşterek girişimcilik, yani ortaklıklardır. Güvenle başlayan, iş ahlakı ile derinleştirilen, modern yönetim teknikleriyle donatılan ortaklıklarda riskler ve ödüller paylaşılmalı, iş bereketlendirilmelidir. Bir sürü kötü örneğe rağmen 20 bine yakın ortağıyla büyük bir senfoni içerisinde İttifak Grubu bunu fazlasıyla başardı, diğerleri için örnek oldu. Nice yıllara.