Tufan Türenç-Hürriyet
Beyni örtmeden başı örtmek olası mı?
Hayrunnisa Gül’ün İngiliz The Times Gazetesi’nden bir kadın gazeteciye söylediği bir cümlenin üzerinde durmak gerekir. Hayrünnisa Hanım gazetecinin örtünme ile ilgili sorusuna "Ben başımı örtüyorum, beynimi değil" yanıtını veriyor. Bayan Gül, bu sözleriyle beyni ile tesettürünün çeliştiğini mi vurguluyor? Beyninin çağdaş olduğunu mu anlatmak istiyor. Ancak bu mümkün değil, çünkü beyin insanın inançlarını, duygularını, davranışlarını, düşüncelerini belirleyen organdır. Hareketlerin, davranışların, tüm duygu ve düşüncelerin komutunu beyin verir.
Onun için dış görünümler insanın beyin yapısını doğrudan yansıtır. Bayan Gül konuşmasının bir yerinde de kadınların zorla başörtüsü takmalarının olanaksız olduğunu iddia ediyor. Yani çevrenin, ailenin, cemaat ve tarikatların baskısını kabul etmiyor. Bu yanlış, çünkü araştırmalar, tesettüre girmiş milyonlarca kadının içinde bulunduğu koşullar nedeniyle örtünmek zorunda kaldığını ortaya koyuyor. Bayan Gül de bu milyonlarca kadından biridir. Eğer kendisi 15 yaşında mutaassıp bir aileden olan Abdullah Gül’le evlenmeseydi, bugün büyük olasılıkla örtünmemiş olacaktı. Nitekim dünyada başını örtmeyen milyonlarca Müslüman kadın var.
KISKANÇLIK DEĞİL ÖZLEM
Şimdi geçtiğimiz ay gazetelerde çıkan bir fotoğrafı anlatmak istiyorum. Bodrum’da bir toplantıda çekilmiş. Toplantının konusu "Küresel İklim Değişiklikleri ve sonuçları". Toplantıya bu konulara duyarlılık gösteren Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, eşi Hayrünnisa Gül ile birlikte katılmış. Abdullah Gül’ün hemen yanında oturan Hayrünnisa Gül’ün başında beyaz bir türb
Bu özlem dolu duyguyu anlamak hiç de zor değil.
Biri tesettür nedeniyle kadınsı özelliklerini kapatmak zorunda kalıyor, öteki böyle bir zorunluluk içinde kalmadan bunları sergiliyor. Zaten gazetenin "Kadınsı Bakış!" başlığı bunu tam olarak yansıtıyor. O fotoğraf Türkiye’deki kapanma sorunu konusunda çok şeyler anlatıyor.