Başbağlar katliamı gibi!

Hedef gösterirlerse...Bu oyuna gelmeyin. Daha önce de aynı tuzağa düşülmüştü!

İbrahim Karagül / Yeni Şafak'taki köşesinden ilgili kısım

Başbağlar katliamı gibi..

...

Katliamı duyar duymaz aklıma gelenlerle açıklanan sebepler arasında hiçbir benzerlik olmadı. Aile içi, akrabalar arası, kız meselesi, paylaşılamayan her hangi bir şey aklıma bile gelmedi, gelemezdi. Çünkü bu gerekçelerden hiç biri böylesine bir saldırıya uymuyordu. Aklıma ilk ne geldi biliyor musunuz? Başbağlar katliamı!

Sivas olayları, o üzerinde belirsizliklerin hâlâ varolduğu acı olaylar yaşandıktan sonra Başbağlar'da bir kelimenin tam anlamıyla bir katliam yaşandı. 5 Temmuz 1993 günü, akşam karanlığında Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Başbağlar köyüne gelen yüz civarında silahlı kişi, köyün giriş ve çıkışlarını tuttu. Telefon hatlarını kesti. Hiçbir şeyden habersiz, günlük işlerini bitiren, tarlasından evlerine dönen köylüler silah sesleriyle dışarı fırladı. Savunmasız köylüleri meydanda toplayan saldırganlar çocuk, kadın, yaşlı demeden 33 kişiyi kurşuna dizdi. Evler ateşe verildi. Saldıranlar, katliamın, “Sivas olaylarına misilleme” olduğuna dair bildiri bıraktıktan sonra çekildi. Binalar yapıldı, köy yeniden imar edildi. Ama 33 kişinin katilleri bulunamadı, bulunmadı. Olaydan sonra yakalananlar birilerinin talimatıyla serbest bırakıldı. Sonra tekrar aranmaya başlandı ama kaçan kaçmıştı.

Madem Ergenekon dosyaları faili meçhulleri yeniden gündeme getiriyor, karmaşık ilişkileri aydınlatmaya çalışıyor, bana göre Başbağlar'ın da bu açıdan yeniden ele alınması lazım. “PKK'lılar saldırdı” diyerek dosyaları kapatmak bir çok şeyin karanlıklar içinde kaybolup gitmesinden başka bir işe yaramayacak.

Bilge köyündeki katliamı duyduğumda aklıma ilk gelen Başbağlar saldırısı oldu. Eminim çok kişi olayı benzer biçimde değerlendirmiştir. Olaydan sonra saldırı sebepleri resmi açıklandığında şaşkınlık yaşadığımı da belirtmem gerekiyor. Öyle ya da değil. Bu acı örneğin sebebi ne olursa olsun, başka bir sonuç çıkıyor ortaya. Bu denli katliam işleme ruhuna sahip olanların elverişli araçlara ve ortamlara sahip olabilmesi. Belki de almamız gereken en büyük ders bu. Mazlum-Der'in açıklamalarıyla anlatalım:

“Katliam hiçbir şekilde adi bir vaka olarak değerlendirilemez. Bu olay, ülke siyasetinin ve toplumsal hastalıklarımızın en bariz ve en korkunç ifadesidir. Yıllarca toplumsal sorunlarımızın giderilmesi için 'çözüm' aracı olarak görülen koruculuk sisteminin bu toplumda yaşattığı ağır tahribat akli selim sahibi herkesçe adeta haykırılmaktaydı. Ancak kişisel sorunlarının çözümünde hukuksuz bir şekilde 'devlet gücünü' kullanan kişilerin sebebiyet vermiş olduğu olaylar hep münferit vakalar olarak algılandı. Mesele ciddiye alınmadı. Çiftçilik ve hayvancılık ile uğraşan sade vatandaşları ülke güvenliğinin birer unsuru haline getirerek, silah almaya zorlamanın meydana getirmiş olduğu toplumsal travmanın anlaşılması için böyle ağır bir vahşetin yaşanmasını bekleyen herkesin ciddi bir şekilde sorumlu olduğunu düşünüyoruz. Sorun bütün şiddetiyle ortadayken sorumluluk sahibi makamların meseleyi eğitimsizlik ve töre ile algılaması olayın vahametini daha da arttırmaktadır. Meselenin bir boyutu eğitimsizlik ve töre de olsa, katliamı gerçekleştirenlere bu zeminin hazırlanmış olması dikkatlerden kaçmaktadır.”

Hiç değilse ders alalım ve yapılması gerekenleri yapalım… Tek teselli bu olacak… Hayatını kaybedenlere rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyorum..

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı