Fikret Bila'ya konuşan komutanların hiçbirinin "Gazetelere karşı ayrımcılık yapmamız, akreditasyon uygulaması hataydı" dememesi ilginç. Çünkü itiraf edilen hataların temelinde toplumun bir kesimine 'dost değil' gözüyle bakılmasını da getiren bir başka 'hata' yatıyor ve basına dönük akreditasyon uygulaması diğer hataların devamını sağlıyor. O da kimbilir kimin aklı...
Kenan Evren 12 Eylül sonrasında Türk basınına da dar gömlek giydirmeyi amaçlayan cuntanın başıydı. Kendisini alkışlayanların yıllar sonra yazdıklarından duyduğu şaşkınlığı '12 Eylül'den Önce ve Sonra Ne Demişlerdi, Ne Dediler, Ne Diyorlar' adını verdiği bir kitaba yansıtmıştı Evren. 28 Şubat'ta iş başında bulunan ardılları 12 Eylül'de kurulmuş 'alkışçı medya düzeni'ne geri dönmekten başka bir şey yapmadılar aslında. Bir tek farkla: Kenan Evren hatasını anlamıştı, Aytaç Yalman gibi 28 Şubatçılar ise, itiraflarına rağmen, hatalarının kökenini hâlâ görebilmiş değiller.
Hatanın kökeninde, bir daha tekrarlayayım, kendi toplumuna "Bizden ve onlardan" merceğinden bakmaları yatıyordu 28 Şubatçıların; birlik ve beraberlik yerine ayrımcılık yaptılar ve her toplumsal talebi 'yıkıcı faaliyet' olarak gördüler. Bush'un 11 Eylül (2001) sonrasında global planda uygulamaya koyduğu "Ya bizdensiniz, ya düşman" ölçüsü, ilk kez Türkiye'de Org. Aytaç Yalman'ın da sorumluluk taşıdığı bir kadro tarafından basına uygulandı...
Hepimiz insanız, hata yapabiliriz; önemli olan hatalardan ders alabilmektir. 12 Eylül'den bugüne sorumluluk üstlenmiş üst düzey komutanlardan birbiri ardına "Hata ettik" itirafında bulunanları yadırgamak yerine, halen görevi başında olan askerî kadronun vahim hatalar yapmamasını dilemek ve bu konuda kendilerine yardımcı olmak gerekiyor.
Fehmi Koru-Yeni Şafak