ASKER Halk İradesine tavır koyuyor

DTP ile aynı çatı altında bulunmak istemeyen askeri erkanın boykotu tartışılıyor.

Mehmet Altan-Star

 

Meclis boykotu

 

 (…) Meclis dün, Cumhurbaşkanı’nın kapsamlı ve anlamlı konuşmasını gölgeleyen bir ‘demokrasi ayıbı’ ile açıldı. Çünkü Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları Meclis’i boykot etti. Halk iradesine ‘tavır’ koyan bir askeri bürokrasimiz var.

 

27 Nisan’da ‘anayasal suç’ işleyerek e-muhtıra ile Abdullah Gül’ün seçimini önlemek istemişlerdi. Şimdi sorun ne? Eğer doğru ise, DTP ile aynı çatı altında bulunmak istemiyorlarmış. Liderler tam kadro Meclis’te ama DTP’nin Meclis’e girdiği 22 Temmuz seçimlerinden bu yana resmi törenlere katılmayan askerler bu yıl da yok. Bizim demokrasimizde halkın ne istediği önemli değil, askerin ne istediği önemli.

 

Resmi açılışın ardından Meclis 7 Ekim’de yoğun bir gündemle çalışmaya başlayacak. Dışişleri Bakanı Ali Babacan’ın siyasi partilerle görüştüğü ulusal programdaki düzenlemeler de yeni yasama yılında Meclis gündeminde olacak konular arasında...

 

Bunu anımsayınca gülümsedim. ‘Askeriyenin’ hala siyasete fiilen müdahale ederek, halk iradesinden hoşnut kalmadığı için ‘Meclis’i boykot ettiği’ bir ülke üyelik için başvurduğunda, siz AB’nin yerinde olsanız ne yaparsınız? Bence gene de kibar davranıp, müzakereleri sürdürüyorlar. Tabii asıl soruyu hükümete sormak gerek.

Parlamentonun askeriye tarafından boykotu, hışımla yapılan medya kavgasından daha mı önemsiz? Bunu görmezden gelerek, sessiz geçiştirerek, parlamentonun güç kazanması, halk iradesinin egemenliği söz konusu olabilir mi? Türk demokrasisi olgunlaşabilir ve gerçek bir demokrasiye dönüşebilir mi?

 

Aslında bu konu sadece AK Parti’nin, hükümetin sorunu da değil... Meclis’te temsil edilsin edilmesin tüm partilerin sorunu. Parlamento demokrasinin Kábe’sidir, çünkü tüm üyelerini halk seçer. Halkın oyunu alıp, askeri bürokrasinin tepe temsilcilerinden boykot yiyen ve bunu da afiyetle sindiren bir Meclis ve siyaset sistemine ne buyrulur?

Bu, halkın meclisi değil mi? Bir de duruma kendinizi Demokratik Toplum Partisi’ne oy vermiş bir seçmenin yerine koyarak bakın... Kapatılmak istenince, AK Parti’nin seçmeninin cezalandırıldığını söylemiyor muyduk? Aynı mantığı burada da sürdürelim...

 

Tüm partilerin, DTP Meclis’e girmesin diye üzerinde ittifak yaptığı ve dünyanın hiç bir demokratik ülkesinde olmayan yüzde 10 oy barajını, bağımsız milletvekilleri sayesinde aşarak Meclis’e giren DTP’nin 2007 seçimlerindeki oy oranı yüzde 5.1... Bu, iki milyona yakın oy demek.

DTP’ye oy veren seçmen, kendisini temsil eden parti askeriye tarafından boykot edildiği zaman ne düşünür? Daha önemlisi ne hisseder? O ülkenin vatandaşı olduğuna, o devletin üyesi bulunduğuna inanır mı? Yoksa yakıcı bir dışlanmışlık duygusuyla mı karşılaşır?

Son olarak şu açıdan da düşünmeliyiz: Biliyoruz ki, DTP’de ‘şahinler’ ve ‘güvercinler’ var. Çözümü siyasal sistemde görenler ile şiddetten medet umanlar...

 

Boykot, demokratik kanalları kullanmak isteyenleri mi güçlendirir, şiddet yanlılarına mı koz verir? Siyaset yollarını kapatırsanız, dolaylı olarak ‘şiddet ve silaha’ yeşil ışık yakılmış olmaz mı? Aynı dertlerden mustarip Batı demokrasilerinde de askeriye siyasete bulaşır ve halk iradesine posta atabilir...

 

Neden olmuyor? Çünkü o zaman işler içinden çıkılmaz hale gelir...

Gelişmiş dünyanın denenmiş ‘demokratik aklını’ inkár ederek varılmak istenilen nokta nedir? Bu soruya, bir de bu partiye oy veren iki milyona yakın Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıymış gibi düşünerek cevap verin...

 

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı