AKP'ye vururken dindarlara hakaret

'İslami Yolsuzluklar Tarihi' yazayım derken yardım eden insanlara hakaret etti.

Ece Temelkuran / Milliyet

 

Vicdanın Kaybedenleri ve Kazananlar Kulübü

 

Belki şöyle düşünüyorsunuzdur: ‘Hah! İşte tamam. AKP’nin de yolsuzlukları belgeleniyor. Artık, AKP’nin ne olduğunu herkes anlar ve siyasetteki bu haksız rekabet biter.’

 

Şöyle sanıyorsunuz belki: ‘Sütten çıkmış ak kaşık mağdurlar kılığına girmiş adamların da birer zalime dönüştüğünü halkımız görecek.’

 

Böyle bir ayılma/uyanma bekleyenlerin yanıldığını düşünüyorum. Birincisi, yolsuzluk haberlerinin artık eskisi gibi bir etkisi olmadığı kanaatindeyim. İkincisi AKP’nin tabanındaki, sözümona ‘Kemalist elit'e yönelen sınıfsal hıncın en başından beri maddi bir içeriği var. Dolayısıyla eğer ‘kendi adamlarından’ biri yolsuzluk yapıyorsa, ‘yiyorsa’, ‘hortumluyorsa’ şöyle bir düşünce işliyor alttan alta:

‘Onların adamları yemişti. Sıra bizimkilerde!’

 

Travma olmaz

 

AKP iktidarını, özellikle ikinci dönemde böyle bir ‘Sıra bizde!’ psikolojisi bürüdü. Bu hınç, hem iktidarın en tepesinden tabanın en altına kadar yayılıyor hem de siyasetten parasal ilişkilere uzanıyor. Dolayısıyla AKP’nin, Başbakan’ın, Başbakan’ın yakınlarının Deniz Feneri yolsuzluğuna bulaşmış olma ihtimalinin AKP tabanında, Ali Bulaç’ın dediği gibi bir travma yaratacağını hiç sanmıyorum.

 

Kayıtsızlığın ikinci nedeni ise zaten bu İslami soslu yolsuzluk meselesinin ne halkımız, ne de AKP’ye yakın çevreler bakımından yeni olmaması.

 

İslami yolsuzluklar tarihi

 

Hatta bir ‘İslami Yolsuzluklar Tarihimiz’ var bizim. Bosna’ya yardım edeceğim diye aç insanların lokmasını çalan Refah Partisi’nin kasası Bay Mercümek’le başlayan, sonra Kombassan ve YİMPAŞ’la devam eden ve şimdi Deniz Feneri'yle yeniden canlanan bir tarih bu. Başbakan bu tarihin neresinde duruyor? Hatırlayın. Tayyip Bey Viyana’da kendisine yardım için yalvaran Kombassan ve YİMPAŞ mağdurlarına ne demişti:

‘Parayı verirken bana mı sordunuz!’

 

Belki o zaman kimse sormamıştır. Çünkü o zaman âlemlerin kralı o değildi. Ama iktidar merdiveninde tırmandıkça eminim bir yerlere para veren herkes Başbakan’a, ona yakın insanlara sorular sordular ve aldıkları cevaplara göre davrandılar. Sermayenin el değiştirmesi iktidar tarafından sağlandı ve bunu herkes biliyor. Öyle ki Fethullah Gülen bile geçen günlerde Mehtap TV’deki ‘Kırık Testi’ programında yaptığı ‘Hızıriyet Makamları ve Alan İhlalleri’ konuşmasında mealen şöyle diyordu:

 

‘Sanayi ve ticaret alanlarında insanları korkutmaya başladınız. Alanlarımız ele mi geçiriliyor, endişesi var. Yavaş gidin!’

Yani bu iktidar Fethullah Gülen’i bile ürküten bir hızla ‘büyüdü’.

 

Cemaate giriş ücreti

 

Peki, İslami yolsuzlukların tarihini teriyle yazmış bu halk niye bir türlü uyanmıyor? Böyle bir merakınız olabilir. Bence soruyu yanlış soruyorsunuz. Doğru soru şu:

‘Bu halk niye bu yolsuzluğa alet olmaya devam ediyor?’

 

Hakikaten vicdani duygularla, saf hislerle destek verenleri dışarıda tutarak söylüyorum:

Bu yardımlaşma örgütlerine verilen paralar aslında bu kesimde ‘kulübe giriş ücreti’ işlevi görüyor. Kazananlar, iktidara yürüyenler, iktidarda oturanlar kulübünün/cemaatin bir üyesi olmak için veriyorsun o yardım parasını. AKP iktidarı bu yüzden bu kadar kuvvetli oldu. Kulübü genişlettiği için. Yukarıdan aşağıya, dini süslerle bezenmiş öyle bir ekonomik ağ ördüler ki insanlar şöyle düşündü: ‘Yiyorlar ama bize de yediriyorlar.’

 

AKP’nin gücü buradan geliyor, verdiği bu ‘Hep birlikte yiyoruz. Biz yalnız yemiyoruz’ hissinden. AKP’yi ayakta tutan cemaat kültürüyle kurulan bu maddi ağdır, yoksa ne liberallerin demokrasi aşkları ne de halkımın inanç özgürlüğü arayışı.

Medya Haberleri

Sosyal medya fenomeni Murat Övüç hakkında hapis talebi
Megastar Tarkan’dan 9 günde 50 bin kişilik konser rekoru
Barış Murat Yağcı, Survivor dönüşü gözaltına alındı
Sosyal medya fenomeni Mika Raun gözaltına alındı
Acun Medya yöneticisi Esat Yontunç havalimanında gözaltına alındı