Eski ABD Dışişleri Bakan yardımcısı Marc Grossman, ABD'nin Türk siyasetine nasıl baktığını açıklarken, AK Parti'nin neden alternatifsiz olduğuna ilginç bir yorum getirdi:
ABD yönetiminin Türkiye'ye "ılımlı Müslüman" sıfatını yakıştırması, bu etiketin laikliğin önemini azımsadığını düşünen Türkleri kızdırdı. ABD'li yetkililerin, yanlışlıkla bile olsa, Türkiye'den "İslam cumhuriyeti" ve "İslami devlet" diye söz edebilmesi büyük tepki çekti. Washington, Türkiye'nin laiklik konusundaki hassasiyetini iyi anlayabiliyor mu, buna hak veriyor mu?
Tekrar tekrar şunu belirtmek önemli ki, nasıl yaşamak istediklerine karar verebilecek olan Türklerdir. Dışarıdan etiket yapıştırmak kimseye düşmez. Ancak bu dünyada size başka ülkeler hakkında görüşünüz de soruluyor. "Türkler kendileri karar vermeli" dedikten sonra şunu da söylemeliyim ki, bizim için Türkiye'de laik bir cumhuriyetin işlemesi önemli.
Türkiye'de bütün modern deneylerin en büyüğü, en muazzamı sürüyor. Bu deney, "Nüfusunun çoğunluğu Müslüman iken aynı zamanda demokratik ve laik olabilir misin?" sorusunu yanıtlayacak bir deney. Ve bence yanıt da "evet." Bence Türkiye'nin şu anda küresel medeniyete yapabileceği en büyük katkı zaten bunu başardığını gösterebilmektir.
Alternatif olmak yerine hep kavga ediyorlar
Türkiye'nin laiklik-Müslümanlık bağlamında tam dengesini bulmadığını mı düşünüyorsunuz?
Bu Türkler'e kalmış bir şey. Ama benim analizim şu ki, bu mesele Türkiye'de İslamcı bir partiye oy veren seçmenin meselesi değil, aksine onların dışında kalan herkesin meselesi. Mesele şu: Türkiye'de AK Parti'ye alternatif vizyon nedir?
AK Parti'ye alternatif oluşturabilecek vizyon, bence bugüne dek hep çok parçalanmış bir görünüm arz edegeldi. Türkiye'de yaşama onuruna ve değerli fırsatına sahip olduğum onca yıla dönüp baktığımda ne görüyorum? Alternatif bir vizyona sahip olması gereken kişilerin, böylesi alternatif, pozitif bir vizyonu ortaya koymaktansa bütün zamanlarını birbirleriyle kavga ederek geçirdiklerini görüyorum.
Türkiye'de güçlü siyasi kurumlar olmalı
"Ak Parti'ye alternatif vizyon" derken kastınız ne?
Türkiye'de birçok siyasi parti var. Ak Parti bunlardan sedece bir tanesi, iktidardaki parti, önemli bir parti. Ama ben hep şunu düşündüm ki, Türkiye'deki diğer siyasi partiler Türkiye'nin geleceğine ilişkin ulusal bir tartışmanın tarafı olmak yerine, kendi içlerinde ya da birbirleriyle kavga ederek çok zaman harcıyorlar. Oysa siyasetin yönü konusundaki ulusal tartışma aslında demokrasinin kendisidir.
İki hükümet partisi olarak AKP ve Refah'ı nasıl karşılaştırırsınız?
Başbakan Erdoğan'ın ilk önceliklerinden biri olarak AB'ye tam üyelik hedefini kovalamayı seçmesi, ABD ile iyi bir ilişki kurmayı öncelikleri arasında sayması, Kıbrıs'ın kuzeyindeki halkı Annan planına destek vermeye davet etmesi, başarılı bir ekonomi politikasından yana davranması olumlu adımlardı.
Erdoğan'ın, Hazirandaki Washington ziyareti sırasında, Türk-Amerikan ilişkisinden yana konuşması, Başkan Bush'un yanında "Stratejik ortak olmamız gerek" demesi de çok olumluydu. Benim gibi Türkiye'ye hayranlık duyan ve Türk-Amerikan ilişkisinin başarısını isteyen birisi için bunlar azımsanamaz.
RP ile olan deneyiminizden farklı çıkışlar bunlar...
Evet, evet, çok farklı. Ama Türkiye de artık zaten çok farklı bir yer. Hangi liderin hangi dönemde nasıl davranacağının spekülasyonunu yapmak zor. Tek bildiğim, Başbakan Erdoğan'ın Türkiye'nin stratejik çıkarları konusunda bence çok sağlıklı bir hükme dayanan dış politika çizgileri izlediğidir. Bu çizgiler: AB üyeliği, ABD ile yakın ilişki, İsrail ile ilişki.
Türkiye, artık daha demokratik
Refahyol nezdinde ABD'yi temsil etmenin zorlukları nelerdi?
Yıllarca Türkiye'nin sorunlarının çözümünün daha az değil, daha çok demokrasiden geçtiğini söylemiştik. Bir gün o demokrasi Bay Erbakan'ı başbakanlığa getiriverdi. ABD büyükelçisinin görevinin, Türk seçmenin kararına saygı gösterip Bay Erbakan'a Türk-Amerikan ilişkisinin önemini anlatmak olduğuna karar verdim, buna çalıştım.
ABD hükümeti, Türkiye'deki asker ya da sivil bürokrasiye, Refahyol'un devrilmesine doğrudan ya da dolaylı destek anlamında bir işaret verdi mi?
Hayır, asla vermedik.
Peki, ABD 28 Şubat'ı "demokrasi dışı" bir müdahale saymış mıydı?
Hâkim görüşümüz, sorunun demokrasi içi yollarla çözülmesi gerektiğiydi. O zaman yapılana her ne gözle baktıysak bakalım, bugün şunu sevinerek görüyoruz ki, Türkiye o günkünden daha demokratik bir toplum. Milliyet