Şener'den kozmik oda aramasına destek
Türkiye Partisi Genel Başkanı Abdüllatif Şener, bir hukuk devletinde hukuka uygun olmak şartıyla bazı gizli belgelerin, gizli belgelerin olduğu yerlerin yargı tarafından incelenmesinin doğal olduğunu söyledi.
AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Şener, ''Türkiye'de kurumlar arası ve kurumlar içi uyum sorunu olduğunu'' savundu.
''Ergenekon davası bir tarafa, Deniz Feneri davası bir tarafa çekiyor. Erzincan'daki operasyonlar bir tarafa, Sincan'daki süreçler bir başka tarafa çekiyor'' diyen Şener, Türkiye'nin sorunlarının, başta siyaset olmak üzere kurumlar arasındaki işbirliğiyle çözüleceğini belirtti.
Hukukun kuralları çerçevesinde yargının her türlü soruşturmayı yapacağına işaret eden Şener, ''Bir hukuk devletinde hukuka uygun olmak şartıyla bazı gizli belgelerin, gizli belgelerin olduğu yerlerin yargı tarafından incelenmesi doğaldır'' dedi.
Şener, Genelkurmay Başkanlığı Seferberlik Bölge Başkanlığı'ndaki aramalara ilişkin olarak ise, hukukçular arasında farklı görüşler bulunduğuna işaret etti.
Yasadışı yapılanmaların, yolsuzlukların, rüşvetin, ülkenin rekabet gücüne zarar vereceğine dikkati çeken Şener, ''Çete, mafya, hukuk dışı yapılanmalar dediğiniz şey, hukuk düzeninin işlemediği bir yapı demektir. İnsanların hakları ve sorumlulukları garanti altına alınmadığı sürece, ekonomik faaliyetler de verimsizleşir. Bu ortamda piyasa rekabet şartlarını kaybeder'' diye konuştu.
Şener, ülkenin tam demokratik olması, demokrasiyi herkesin özümsemesi ve demokrasinin gereklerine uygun bir yapının ortaya çıkması, her şeyin hukuk zemininde olmasının, herkesin kanunların, Anayasa'nın tanımladığı ve verdiği yetkileri kullandığı bir ülkenin inşa edilmesinin önemine değindi.
Bütün bunların, ülkenin rekabet gücünün artırılması için de mutlaka gerçekleştirilmesi gereken bir hadise olduğunu kaydeden Şener, kendi iktidarlarında çete-mafya ve yasa dışı örgütlenmelerin asla müsamahayla karşılanmayacağını ve yok edileceğini belirtti.
IMF İLE İLİŞKİLER
Türkiye Partisi Genel Başkanı Şener, ''Türkiye-IMF ilişkileri'' konusundaki bir soru üzerine, dünya ekonomisinin yeniden yapılandırıldığını, böyle bir dönemde kriz sonrası için Türk ekonomisinin nasıl yapılanacağının önemli olduğunu vurguladı.
Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun bir ekonomik modelin kamuoyuna ilan edilip kararlılıkla uygulanması gerektiğini anlatan Şener, hükümetin ''IMF'nin şartlarına boyun eğmesinin'', kriz sonrası için ekonominin Türkiye'nin ihtiyaçlarına göre değil, gelişmiş merkezi ekonomilerin ihtiyaçlarına göre yapılanmasına yol açacağını iddia etti.
Şener, ''IMF ile beraber yürütülecek bir programda Türk ekonomisi tamamıyla gelişmiş merkezi ekonomilerin ihtiyaçlarına göre yapılandırılacaktır. Bu Türkiye açısından mevcut krizden daha tehlikeli bir süreçtir'' dedi.
Türkiye'nin, ekonomik programının özüne Türk ekonomisinin rekabet gücünü artırmayı koyup, bütün modelini bunun etrafında şekillendirmediği takdirde ekonomik olarak bir felakete doğru gideceğini ileri süren Şener, şunları söyledi:
''IMF, Türkiye'nin iyi bir borç ödeyicisi, gerekirse uluslararası sermayenin rahat girebileceği bir ülke olmasını sağlamaya yönelik şeyler yapar. IMF gittikten sonra da görürsünüz ki ülkenin borç stoku artmıştır. Borsada, şurda-burda yabancı sermayenin karlılık oranı artar. Sürekli olarak ekonominin dinamizmini artırmaya yönelik şeyler değil, uluslararası ticaretin iyi dönmesine yarayacak modeller ortaya çıkarır. Bu, Türkiye açısından sağlıklı olmaz.''
TÜRKİYE'NİN DÖVİZ İHTİYACI
Kriz nedeniyle Türkiye'de cari açığın azaldığına işaret eden Şener, verilere bakıldığında da 40 milyar dolara kadar çıkan cari açığın 11 milyar dolara düştüğünün görüldüğünü dile getirdi.
Şu anda kur seviyesine bakıldığında ülkedeki döviz ihtiyacının ne olup olmadığının tespit edilebileceğine değinen Şener, ''Kur aşağıya doğru baskılanmıştır. IMF ile anlaşma yapılabileceğinin açıklanmasından sonra bu baskı devam edecek. Bu kur düzeyi Türkiye'de döviz açığı olmadığını gösteriyor'' şeklinde konuştu.
''Varlık Barışı'' ile 47 milyar TL'lik bir beyan yapıldığını hatırlatan Şener, IMF ile yapılacak bir anlaşma çerçevesinde Türkiye'ye IMF parasının da girmeye başlaması durumunda döviz miktarı artacağı için kurun aşağıya doğru düşeceğini anlattı.
Bunun Türk sanayinin rekabet gücünü daha da düşüreceğini savunan Şener, ''Türkiye IMF ile birlikte, en azından kur üzerindeki etkiyle dahi değerlendirildiğinde, üretmeyen, ürettiği malları satamayan ama bol miktarda mal ithal eden bir ülke haline dönecektir'' dedi.
Şu anda cari açığın yönetilebilir bir düzeyde olduğuna dikkati çeken Şener, şöyle devam etti:
''Ama Türkiye önüne bir hedef koymalıdır. Bu koyacağı hedef de 'cari fazla verme' hedefi olmalıdır. Türkiye 'ne yaparım da ihracatım ithalatımı geçer? Ne yaparız da rekabet gücümüz artar?' diye bunu kurgulamalı. Ekonomiden sorumlu tüm kurumlardaki binlerce uzman gece-gündüz buna çalışmalı.''
AA
