Sendika sadece sendika değildir

HELE EĞİTİM-BİR-SEN İÇİN HİÇ DEĞİLDİR!

Sendika sadece sendika değildir.

Eğitim-Bir-Sen’in sahip olduğu toplumsal kabul ve ait olduğu misyon bir sendikanın çok ötesinde bir konumu dayatmaktadır.

Biz bunu Hılful Fudul örneğinde görüyoruz. Yemenli bir tüccarın gaspedilen malını asıl sahibine  vermek için kurulan bir cemiyetin ‘Erdemliler Cemiyeti’ mustazafların sığınağı olabilecek bir cemiyete dönüşeceğini herhalde kimse öngörmemiştir. Eğitim-Bir-Sen, Hılful Fudul örneğindeki gibi, mazlumların haklarını zalimlerden alacağı güne kadar mücadele yemini üzre olan bir harekettir.

Evet, Eğitim-Bir-Sen sadece bir sendika değildir, sendika bizim için ‘HAK’ mücadelemizin ete kemiğe bürünmüş halidir. Sendika bizim için Hak mücadelemizin zarfıdır. Biçimsel formudur.

İnsanın, Yaradanını tanımadığı  ‘Beşer’ boyutu olduğu gibi cemiyetlerin de beşer boyutu vardır. Batılı formda sendika, hak mücadelemizin beşer boyutunu tanımlamaktadır. Eğitim-Bir-Sen’i diğer sendikalardan farklı kılan, Yaradanını tanıyan boyutudur. Yaradandan ötürü yaradılanını tanıyan boyutudur. Bu boyut, bizim sendikal çalışmalarımızı, anlayışımızı biçimlendiren boyuttur. Bizi farklı kılan da budur.

Yaradanını Bilme Boyutu, Yaradılanı Bilme Boyutu sendikal çalışmalarımızı nasıl biçimlendirmektedir?

Örneğin, çalışanlarımıza daha yüksek ücret talep ederken çatışmacı bir anlayışla ülke pastasından daha çok pay kapma ekseninde taleplerimizi yapılandırmıyoruz. Taleplerimizi HAK ekseninde yapılandırıyor ve diyoruz ki; Hakkımızı, ülkenin artan milli gelirinden hakkımız olan payı istiyoruz diyoruz. Bunu derken de bu talebimizi gelir dağılımındaki adaletsizliği giderecek şekilde ‘yüksek gelir gruplarına daha düşük, düşük gelir gruplarına daha yüksek oranlı’ artışları talep ederek sosyal adaleti temin edecek bir formda yapılandırıyoruz. Çünkü  ‘sıfır faiz politikası’ ile beraber ‘adil ücret’ talebinin gelir dağılımındaki adaletsizliği giderecek en iyi enstrüman olduğunu biliyoruz. Yine, Toplu Sözleşme görüşmelerinde sendikamız üyesi dahi olamayacak emeklilerin haklarını özel bir başlık olarak görüşmemizin arka planında da bu var.

Hak kavramına verdiğimiz değer nedeni ile başkaca herhangi bir sendika için anlamsız bir talep olan ‘başörtüsü’ bizim için tüm sendikal mücadelenin temel saiki olabiliyor. Yine başka bir sendika için anlamsız bir alan olan ‘yükseköğretime girişte katsayı’ sorunu bizim için sendikal mücadelenin ana gündemi olabiliyor.

Ülkemizdeki herhangi bir sendika için vesayet önemli bir sorun değilken, bizim için özel eylem planı hazırlanmasını gerektirebiliyor. ‘Darbeye Dur De!’ mitinglerindeki gibi… Ergenekon, balyoz, yakamoz gibi darbe süreçleri bizim için sendikal gündemin temeli olabiliyor.

Bir zamanlar büyük bir yanılsama ile  ‘dini grub/cemaat’ olarak görülen Modern Kült Yapı/FETÖ Terör Örgütünü ‘Altı ibadet, ortası ticaret, üstü ihanet’ tanımlanması, savaş açılması  ülkemizdeki herhangi bir sendika için anlamsız hatta tehlikeli görülür  iken Eğitim-Bir-Sen için sendikal mücadelede stratejik düzeyde önemsenebiliyor. Ali Yalçın Başkan’ın  hayatını hiçe sayıp 15 Temmuz gecesi, daha gece yarısı bile olmamışken ‘Arkadaşlar Ben   meydandayım, Teşkilatımı da meydanlarda görmek istiyorum.’ Açıklaması Türkiye’de başkaca bir sendika başkanı için anlamsız iken, tehlikeli görülürken,  Eğitim-Bir-Sen için sendikacılığının bizatihi anlamı, amacı olabiliyor.

Bir sendika için, devleti kimin yönettiği önemli değildir. Önemli olan üyelerine hangi maddi kazanımları elde ettiğidir. Ancak Eğitim-Bir-Sen için, bu devleti kimin yönettiği, en az üyelerinin maddi kazanımları kadar önemlidir. Eğitim-Bir-Sen için bürokratik ve siyasi elitlerin, devlet adına erk kullanan kişilerin, Hakkı teşvik ve inşa edecek, Batılı tenkid ve imha edecek donanımda olması, bu değerlere sahip olması hayatidir, önemlidir. Bu nedenle, siyasi iradenin, bürokratik iradenin bu erkin kullanımında atama ve terfiler başta olmak üzere bu amaca matuf doğru tercihleri bizi memnun ederken, yanlış tercihleri ise aynı mihvalde üzmektedir.

Çünkü Bizim için sendika sadece sendika değildir. Bizim için sendika, ‘Sizden, hayra çağıran, iyiliği emreden ve kötülükten men eden bir topluluk bulunsun. İşte felaha erenler yalnızca onlardır.’ Müjdesinin yeminlileridir. Bu yeminin mecnunlarının birliğidir. İlk örnekliğini Hz. Peygamberimizin önderliğinde Hılful Fudul’da gördüğümüz formun asra tatbikidir.

Ahir kelam;

Biz kurtulanlardan olmaya namzediz, yeminliyiz.

Hoşunuza da gitse, zorunuza da gitse… Hayra çağırmaya, kötülüğü men etmeye devam edeceğiz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum