Şemdinli’de Prova, D.bakır’da Sahne

Şemdinli’de Prova, Diyarbakır’da Sahne

 

Yazıyı yazarken TV’de Ahmet Türk konuşuyor. Roj TV’nin politikalarının kendi partileri tarafından belirlenmediğini, insanların diline ve kültürüne yönelik yayın yaptığı için Roj TV’yi sahipleniriz diyor. Kışkırtmaları da onları ilgilendirir. Biz demokratik haklardan yanayız diyor. Siz insanları kazanmak zorundasınız, onlara potansiyel tehlike görerek politika üretemezsiniz diyor. Orduya ve devlete hakaret eden il başkanını da kınadık diyor. Eskiden yalan söyleyenlerin yüzleri kızarmasa da burunları uzardı. Pinokyo belirtisi de bu idi. Şimdi yüzleri de kızarmıyor, burunları da uzamıyor. Çünkü artık yalan hayatlarının bir parçası. O yüzden ne kadar da kolay söyleniyor.

Bölgede olaylardan dolayı ölen insanlarla ilgili olarak hükümetin bir taziye mesajı yayınlamaması Ahmet Türk tarafından kabul edilemez olarak anlatılıyor. Bir değerlendirme yapmak lazım. Devlete baş kaldıran, etrafı ateşe veren, dükkânları yağmalayan çapulcular hedefe ulaşabilmek için yapılan eylemde ölmüşler. Bunlar çiçek toplarken ölmüyor. Devlete kurşun sıkarken, etrafı ateşe verirken ölüyorlar. Onların taziyesi ancak Roj TV’den olabilir. Eğer devletten bu taziye beklenirse o ancak zaaftır.

Şemdinli olayının arkasında yatan gerçek şimdi daha iyi anlaşılıyor. Hükümet kendi politikaları doğrultusunda geliştirilen olayda bir avantaj sağladığını sanarken nasıl bir tufana yakalandığını Diyarbakır’da anladı. Doğuda olaylar giderek sinsice tırmanıyor, mutlaka tedbir alınması gerekir diyen güvenlik kararlarını Genel Başkan Yardımcısı Mir Denğir Fırat, genel merkezlerinde düzenlediği basın toplantısında demokratikleşmeden taviz verilmeyeceğini ve bölgeye demokrasi getirme çabalarının devam edeceğini şiddetle ve bağırarak söylüyordu. Anlaşılan daha önceki bölgesel isyanlardan haberi yoktu. Ülkenin üniter yapısına saldırıya kalkanlara karşı bu ülke insanının neler yapabileceğini unutarak.

Şimdi terörle mücadelede yeni kanunlar gelecek. Her ne kadar demokratik gelişimden ve haklardan taviz verilmeyeceği açıklanacak ise de, hem su hem ateş bir arada nasıl devam edecek anlaşılamayacak. Bir tarafta sürekli saldırarak kan dökenler olacak diğer tarafta ellerinde karanfillerle bekleyenler. Bir tarafta kültürel haklar adı altında ülkeyi bölmeye çalışanlar, diğer tarafta yapmayın arkadaşlar diyerek timsah gözyaşları dökenler. Bu mantığa kimler gülmez ki…

Şimdi bakın. Olayın mantığını anlamada ve neler olacağını çözmede en çarpıcı örnek DTP Siirt İl Başkanı’nın konuşmasıdır. Diyarbakır Belediye Başkanı’nın adını bile anmak beni rahatsız ediyor. İşte gazetelere yansıyan haber metni:

“Terörist cenazesinde mikrofonu eline alan DTP Siirt İl Başkanı Murat Avcının ağzından, Türkiye’yi şok edecek şu sözler döküldü (Neden şok oluyorlar anlaşılamıyor. Sanki ilk defa bu sözler söyleniyor): Türk Ordusu halkın üzerine kurşun yağdırmaktan vazgeçmelidir. Bu ordu ya asli görevi olan bu halkın can güvenliğini korumakla işlerini yapacak, ya da bu halk kendi güvenliğini kendisi sağlayacaktır. Ordu, Kürdistan’da akıttığı kanın hesabını vermek zorundadır...

DTP’li Murat Avcı, kışkırtıcı ve küstah tavrını, terörist cenazesinde çıkan olaylarda yaralanan Muhlis Ete’yi hastanede ziyaret ederken de sürdürdü. Avcı, Kimse dükkânlarını açmayacak... Öğrenciler okula gitmeyecek... Kimse çarşıya inmeyecek... diyerek halkı tehdit etti.

Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı DTP’li Osman Baydemir, gündüz yaptığı açıklamada, Muş’taki çatışmada öldürülen 14 PKKlı teröristi kast ederek, “Bir gün önce acımız 14 idi bugün 16 oldu” dedi. Akşam saatlerinde de olayların devam ettiği meydana giden Baydemir burada ise olaylarda ölenlerin sayısının 3 olduğunu iddia etti. Baydemir şu açıklamada bulundu: “Şimdiye kadar 17 kişi öldü. 18 kişi olmasını istemiyoruz. Hepimiz acınızı paylaşıyoruz. Sizden isteğimiz bu saatten sonra herkes evine dağılsın. Şimdiye kadar istekleriniz ve cesaretiniz için size teşekkür ediyorum. Eyleme son vermeliyiz. Bu partimizin kararıdır.”

 

Şemdinli’de başlayan ateş Diyarbakır’da bu ülkeyi bölmeyi amaç edindiğini gösteren bir başkaldırı olayı halini almıştır. Dünyada hiçbir ülke kendisini bölmeye, yol etmeye çabalayanlar karşısında sessiz kalamaz. Kalanlar ve bunu demokrasinin gelişmesi sananların da bu ülkede ve siyasette yeri olamaz. Artık gölge etmeme zamanları gelmiştir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.